İçeriğe geç

Düşüncelerin Esiri

Bölüm 3 · 5 dk okuma

Düşüncelerin Esiri

Bölüm 3

Nermin Doğan

Akşam olmuştu. Ayaz'la restoranda yemeğimizi yedik. Saat 19:00 da servis bizi almaya geldi. Servise bindik. Serviste kulaklıkla müzik dinledim. Ayaz'ın dürtmesiyle kendime geldim. Fısıltıyla sordu.

"Annemle konuşacak mısın?"

"Bilmiyorum." Gizlice elimi tuttu.

"Korkma ben yanındayım."

"Peki ver annenin numarasını." Ayaz bana numarasını söyledi.

"Annenin adı Nermin sanırım değil mi? Öyle hatırlıyorum."

"Mükemmel bir hafızan var Umay." Gülümsedi. Gülümseyince yüzündeki gamzeler belli oldu. Gözlerimi gamzelerinden alamadım.

"Umay." Dedi gülerek gözlerimi kapattım. Gülüşünün genişlediğini hissettim.

Gözlerimi utanarak açtım. Ayaz gözlerini kapatmış arkasına yaslanmıştı. Yüzünde hâlâ o gülümseme vardı. Servis son restoranda geldik. Lal, Yağız ve Emre'yi(Hemşire) aldık ve hastaneye doğru yola çıktık.

__________________________________________________________________________________________________________________________

Saat 22:30 oldu eve gitme vaktim gelmişti. Çıkmadan önce Ayaz'ı görmek istedim. Aklım hala karışıktı acaba Ayaz'la bir gelecek düşünebilir miydim? Bu ne kadar doğruydu. Hastamdan hoşlanmam ne kadar doğru? Ayaz'a güvenebilir miyim? Ayaz için mesleğimi bırakabilir miyim? Hayatımı onunla değiştirebilir miyim? Bu düşüncelerle beraber Ayaz'ın odasının önüne geldim. 3 kere vurdum 1dakika bekledim 3 kere daha vurdum.

"Gelebilirsin."

Odaya girdim kapıyı kapattım. Ayaz pencerenin önünde kitap okuyordu. Bana baktı ve ayağa kalktı bana yaklaştı.

"merhaba bir şey mi oldu?"

"Hayır. Sadece mesaim bitti. Eve gitmeden seni görmek istedim."

"İyi ki geldin." Bana sarıldı.

"İyisin değil mi?" bıraktı. Ellerimi tuttu ve gözlerime baktı.

"Umay bugün çok mutlu oldum ama..." Dediklerini düşünerek seçiyordu beni kırmak istemiyor gibiydi.

"...Ama emin misin? Beni sevdiğine."

"Evet."

"Peki mesleğini etkilemesinden korkmuyor musun?” Ellerini sıktım.

"Korkuyorum." Sesim neden titredi bilmiyordum.

"Biliyorum. Bu yüzden seni zorlamam yani hastanla bir ilişki yaşayamazsın değil mi? Seni anlıyorum. Sevgilim olmak zorunda asla değilsin yani istemezsen..."

"Sus lütfen yoksa." Dedim düşünceyle.

"Yoksa ne?"

Emin olmayarak söyledim.

"Yoksa susturmam gerekecek."

Şaşkınlıkla baktı sonra gülümsedi ve bana yaklaştı.

"Nasıl susturacaksın Umay?" Yüzüm kızardı bunu neden sordu ki şimdi. Gülümsemesi genişledi.

"Umay?"

"Efendim" Sesim çok kısık çıkmıştı.

"Cevap vermek zorunda değilsin ama merak ettim nasıl susturacaksın?" Bana yaklaştı. Bir adım geriye attım ama sırtım kapıya değdi.

"Ben..."

"Sen ne?"

Tereddüt ederek söyledim.

"Seni öperim." Gülümsedi. Benim yüzüm daha da kızardı. Artık ona değil yere bakıyordum. Eliyle çenemden tuttu. Yüzüne bakmamı sağladı.

"Sustur o zaman Umay." Şaşkınlıkla ona baktım.

"Sen insanların sana dokunmasını sevmezsin."

"Evet ama önceden dediğim gibi insanların bana dokunmasından korkarım. Ama konu sen olunca korkmuyorum." Ona dolan gözlerle baktım. Gözyaşımı sildi.

"Ağlama lütfen."

"Tamam."

"Şey..."

"Evet?"

"Hâlâ konuşuyorum değil mi? Tabi sen de istersen yani rahatsız olmanı istemem."

Ona yaklaştım.

"Çok konuşuyorsun biliyorsun değil mi?"

"Evet özür dile..." Öptüm. Bir adım geri çekildim. Şaşkınlıkla bana baktı. Bir şey söyleyecek gibiydi ama söyleyemedi. Güldüm.

"Özür dileme ne zaman çok konuşursan sustururum." Dedim gülerken. O da kendine geldi. Gülümsedi.

"O zaman bende hep konuşurum."

"Ya öyle mi?"

"Evet." Dedi ve beni öptü. Sarıldı.

"Umay seni çok seviyorum biliyorsun değil mi?"

"Bende seni çok seviyorum Ayaz." beni bıraktı. Yatağına oturdu eliyle işaret etti. Oturdum.

"Bu arada annemle konuştun mu?"

"Ayaz hiç vaktim olmadı."

"Şimdi aramak ister misin?"

"Olur sen yanımdayken daha rahat hissederim."

"Arayıp bana ver ben olayı anlatayım sonra sen konuşursun."

"Olur."

Ayaz'ın annesini aradım ve telefonu Ayaz'a verdim.

"Alo"

"Alo anne benim Ayaz."

"Ayaz oğlum bir şey mi oldu? Bu telefon kimin? İyi misin?"

"Anne sakin ol iyiyim senden bir arkadaşım için yardım isteyecektim."

"Tabii sorun nedir? Arkadaşın kim?"

"Umay psikoloğum. Sorun şu Umay 5 yaşındaki halini görüyor onunla konuşur musun?"

"Tabii ki yanında mı?"

"Evet veriyorum." Telefonu Ayaz'dan aldım.

"Alo merhaba nasılsınız"

"Merhaba Umay Ayaz'ın anlattığı doğrumu? Ne kadar zamandır böyle?"

"2 gün önce tekrar görmeye başladım en son 16 yaşında görmüştüm."

"Anladım peki bu durumla nasıl başa çıktın."

"Açıkçası başa çıkamadım..." Sesim titredi ayaz elimi tuttu." Bu son günler çok zor geçiyor. O benim ama aynı zamanda siyah bir yaratık. O şey beni çok korkutuyor."

"Anlıyorum. Peki sen 16 yaşımdayken ne olmuştu? Anlatmak ister misin?"

"Ben aslında o şeyi ben 5 yaşındayken görmeye başladım.6 Nisan 2006 yılıydı. Annem ve babamla arabadaydık ben babama yeni oyuncağımı göstermeye çalışıyordum. Babam "kızım sonra bakarım." dedi ama..." Ağlamaya başladım sesim titriyordu. Ayaz merakla bana bakıyordu ama elimi bırakmıyor aksine daha sıkı tutuyordu.

" ... Ama ben babamı dinlemedim oyuncağı yüzüne doğru tuttum. Karşıdan gelen aracı görmedi. Benim yüzüm..."

Ayaz hemen beni susturdu. "Sakın Umay sakın kendini suçlama."

Devam ettim.

"Babam aracı görmedi. Kaza yaptık. Babam kazada kafasını çarpmış. Ambulans gelene kadar..." Gözümdeki yaş elimdeki telefona aktı ekranı sildim.

"Ambulans gelene kadar çoktan babamı kaybetmiştim. Annem kazada arabadaydı. Uyuyordu babamın çığlığına uyanmıştı..."

06.04.2006

"UMAY!"

Babam karşıdan gelen arabayı görünce adımı bağırdı. Annem babamın çığlığıyla uyandı. Karşıdan gelen arabayı görünce bağırdı ve bana sarıldı. Bir anda elimdeki oyuncak ayı fırladı. Annem babamı uyandırmaya çalışıyordu.Babamın kafasından kırmızı bir sıvı akıyordu. Annem telefonunu eline aldı elleri titriyordu.

ambulans geldi. Ambulansta annem ve beni kontrol ediyolardı sonra o siyah büyük çantayı gördüm. Annem bağrıyordu. ben ise oyuncak ayıma bakıyordum. Annem "Ekrem gitme. Beni ve kızımızı bırakma dedi." Bir abla annemi tuttuyordu.

"Burcu hanım lütfen sakin olun kızınızı düşünün." Annem ağlarken bana baktı.

11.04.2006

Annem arabada ki kamera kayıtlarını gördü. Benden nefret etmeye başlamıştı her bana baktığında yüzünde bir öfke ve acı görüyordum. Babam gideli 1 hafta olmuştu. Anneme nerde diye sorunca bana kızıyor ve ceza veriyordu. Bugün doğum günümdü. Annem bana banyoya gideceğini söyledi. Bunu bana sabah söylemişti saatleri bilmiyordum ama çok fazla zaman geçmişti hava karanlıktı. Dışarıya çıkan kapı açıktı. Kapıyı açtım ve yan komşumuz Çiçek ablaya gittim. Annem ve Çiçek abla çok iyi arkadaşlardı. Kapıyı çaldım.

"Umay senin bu saatte burada tek başına ne işin var? Annen nerede?"

"Çiçek abla annem güneş varken tuvalete girdi hala çıkmadı."

"NE!"

Çiçek abla korkuyla evimize koştu. Tuvaletin kapısını açmaya çalıştı açamadı sonra polis çağırdı. Polis kapıyı kırdı ve yine o kırmızı sıvı vardı. Evet küvette kırmızı sıvı ve içinde uyuyan güzel annem vardı.

“İnsan bazen geçmişini hatırlamaz; geçmişi, insanın içinde yaşamaya devam eder. Ve bazı çocukluk yaraları kapanmaz, yalnızca büyüyen bedenin içinde sessizce büyür.”

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.