İçeriğe geç

Düşmüş melek

Bölüm 8 · 2 dk okuma

Düşmüş melek

Bölüm 8

KUYUNUN DERİNİNDEKİ SIR

içimi kemiren o huzursuzluğun sesine kulak vererek ormanın karanlık sınırından uzaklaşmaya ve evimin güvenli duvarlarına sığınmaya karar verdim ancak köy meydanından hızlı adımlarla geçerken gözden kaçırılması imkansız olan küçük ama sarsıcı bir ayrıntı dikkatimi çekti meydanın tam ortasında duran ve köyün can damarı olan kadim kuyunun ağır kapağı hafifçe aralanmıştı duraksadım ve o her zaman sıkıca kapalı tutulan paslı kapağa bir yabancıya bakar gibi baktı köyün yaşlıları o kapağın asla açık bırakılmaması gerektiğini ve altındaki karanlığın kimseye hayır getirmeyeceğini her fırsatta tembihlerdi merakıma yenik düşerek yavaşça kuyuya yaklaştım ve titreyen bir nefes eşliğinde eğilip o dipsiz boşluğa doğru baktım ​kuyunun karanlık ve rutubetli duvarları arasından derinlerden gelen hafif ama belirgin bir ışık süzmesi yükseliyordu bu ne güneşin parlaklığına ne de evimizdeki o sarı elektrik lambalarının sıcaklığına benziyordu "Bu da ne" diye fısıldadım sesim kuyunun taşlarında yankılanıp bana yabancı bir dil gibi geri dönerken gözlerimi kıstım ve zihnimi bulandıran o tuhaf ışıltıya biraz daha odaklanmaya çalıştım kalbim göğüs kafesini zorlayan bir kuş gibi hızla atmaya başlamıştı orada o zifiri karanlığın en derin noktasında bir şey vardı sanki canlı bir parıltı ya da unutulmuş bir hazine gibi bana sesleniyordu ancak içimdeki bir ses bu keşfin zamanının şimdi olmadığını ve o kapağın ardındaki gizemin sandığımdan çok daha tehlikeli olabileceğini fısıldadı ​aniden doğruldum ve üzerimdeki o görünmez baskıyı silkelemek istercesine hızlı adımlarla evime doğru koştum içeri girer girmez kapıyı arkasından sıkıca kapattım ve sürgüyü çektim dışarının o boğucu ve ıssız sessizliği sızacak bir yer bulmuş gibi evin içine kadar peşinden gelmişti sırtımı kapıya yaslayıp nefesimi düzene sokmaya çalışsam da zihnim o kuyunun derinliklerinde gördüğü ışığa takılıp kalmıştı köy boşalmış güneş çekilmiş ve sıradan bir gün olması gereken o sabah hayatımdaki ilk büyük çatlağı oluşturmuştu sırtımdaki o doğum lekeleri kapıya yaslandığımda sanki o ışığa cevap verir gibi bir kez daha sızladı artık hiçbir şey eskisi kadar basit olmayacaktı çünkü kuyu kapağı bir kez aralanmıştı ve derinliklerde uyanan o şey benim sessizliğime ortak olmaya çoktan hazırdı

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.