İçeriğe geç

Düşmüş melek

Bölüm 24 · 2 dk okuma

Düşmüş melek

Bölüm 24

YABANCININ GÖLGESİNDE

bir süre daha orada öylece durdum sağ gözüm hala bir kor gibi kırmızıydı kalbim ise göğüs kafesimi zorlayan vahşi bir hayvan gibi çarpıyordu bir şeyin hatta binlerce gözün beni izlediğini biliyordum ama içimdeki o mızmız ses "aferin seriel yine en tehlikeli yerdesin yatağında uyumak varken bu yanık kokulu ormanda ne işin var" diye söylenip duruyordu doğum lekem manyetik bir alanın etkisindeymiş gibi derimin altından çekiştirilirken o devasa ışık çarkının kaybolduğu noktada bir siluet belirdi siyah kısa saçları ve rüzgarda bile kıpırdamayan o etkileyici duruşuyla bir adam tam karşımda dikiliyordu ​"kim kim o" diye sordum sesim titrerken ama içimden "lütfen bir hayalet olma lütfen sadece yakışıklı bir yabancı ol" diye geçirdim siluet bir adım daha attığında aramızdaki o tuhaf çekim gücü beni neredeyse nefessiz bıraktı bu varlık bana zarar vermek istemiyor sadece ruhumun derinliklerine bakıyordu "beni görmek istemiyorsun" dedi adam sesi sanki bin yıllık bir uykudan uyanmış gibi derin ve hüzünlüydü dudağımın kenarı titreyerek "kim sen kimsin" diye tekrar sordum adam kırmızı gözüme bakarken kısa saçları hafifçe savruldu "beni senin koruyucu meleğin olarak hatırlayacaksın" dedi ama bakışlarındaki o kaybolmuşluk hissi içimi sızlattı ​"koruyucu melek mi" diye mırıldandım zihnim bir sis bulutu gibi bulanırken içimdeki o ses yine araya girdi "harika bir bu eksikti melekler ve yanan doğum lekeleri keşke sadece lise sınavlarına çalışıyor olsaydım" adam bana doğru yaklaşıp "ben seni korumak için geldim" dediğinde her şey daha da belirsizleşti "koruyacak mısın" diye sordum sesim kesik kesik çıkarken "evet ama önce senin anlaman gerek" yanıtını aldım ve o an tüm ışık sönüp karanlık beni yuttu bir saniye sonra her şey normale dönmüştü ama içimdeki o ağır his hiç de normal değildi ​ertesi gün uyandığımda gözlerim eski rengine dönmüş doğum lekem de susmuştu ama ellerim hala titriyordu mutfakta çay demlerken pencereden yine o karanlık ormana baktım "beni bulacak mısın" diye sordum kendi kendime ama içimdeki mızmız ses "bulmasa daha iyi değil mi seriel başımıza daha ne gelmesi gerekiyor" diye yanıt verdi yine de bir saniye bile tereddüt etmeden o kırmızı gözün bana vaat ettiği derinliğe doğru gitmem gerektiğini biliyordum hızla dışarı çıkarken "aptalsın seriel gerçekten çok aptalsın" diye kendime söyleniyordum ama adımlarım beni çoktan o yasaklı ışığa doğru sürüklemeye başlamıştı

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.