Adamların gözleri kafenin loş masalarını tararken, Ayaz vakit kaybetmeden Sueda’nın beline doladığı koluyla onu kendine çekti. Mutfak servis koridorunun gölgeli köşesine doğru adımlarken dışarıdan bakan biri için oldukça romantik, hatta aceleci bir genç çift gibi görünüyorlardı. Sueda’nın kalbi göğs kafesinde vahşi bir kuş gibi çırpınsa da, yüzündeki rahat ifadeyi korumayı başardı.
"Ellerini biraz daha belime dolasana, tam rol yapamıyorsun," diye fısıldadı Sueda, dişlerinin arasından, yüzüne yerleştirdiği yapmacık tebessümü bozmadan.
"Şikayet etmeyi kes, arkamızdalar," diye mırıldandı Ayaz, kapıdaki adamların yön değiştirdiğini fark ederek hırsla.
Personel soyunma odasının kapısına ulaştıklarında Ayaz tek bir sert hareketle kapıyı itti ve ikisini birden içeri soktu. İçerideki ağır temizlik malzemesi kokusu ve çamaşır sepetlerinin oluşturduğu dağınıklık, onları karanlık bir sığınağa dönüştürmüştü. Kapıyı hızla ama ses çıkarmadan kapatıp kilitledi.
Dışarıdaki boğuk sesler kapının hemen önünden geçti. Birkaç saniye boyunca nefeslerini bile tutarak beklediler. Sueda, Ayaz’ın göğsüne yaslanmış hâlde onun düzensiz ve hızlı atan kalbinin sesini net bir şekilde duyabiliyordu. Aralarındaki bu yakın mesafe, o eski düşmanlık hissini tamamen farklı, tehlikeli bir boyuta taşıyordu.
Adamların adımları uzaklaşıp arka sokağın yönüne doğru kaybolduğunda, Ayaz derin bir nefes vererek sırtını metal dolaplara yasladı. Ancak Sueda’dan hemen uzaklaşmadı. Gözleri loş ışıkta parlayan kızın yüzündeydi.
"Tehlike geçti sanırım," dedi Sueda, biraz geriye çekilip kollarını göğsünde birleştirerek. Gözlerindeki meydan okuyan o tanıdık ışıltı yeniden yerine gelmişti. "Şimdi anlat bakalım Ayaz. O adamlar sadece basit bir borç yüzünden mi peşinde, yoksa altından başka bir pislik mi çıkıyor?"
Ayaz yüzünü sıvazladı, yorgun gözlerini Sueda’ya dikti. "Babamın borçları yüzünden dedim ya... Ama işin aslını öğrenmek istiyorsan, bu kafeden çok daha uzaklaşmamız gerekiyor. Ve bunu yaparken bana hâlâ eşlik etmen lazım."
Sueda kaşlarını alayla kaldırdı. "Seninle bir yere gelmek mi? Kusura bakma Bay Kahraman, benim intikamım bitti, hayatımı da tehlikeye atamam."
"Ödevlerin," dedi Ayaz, yüzüne hafif ve tehlikeli bir tebessüm yerleştirerek. "Sırılsıklam olan o dönem ödevlerinin dijital kopyasının nerede olduğunu biliyorum. Hani o beş ay önce bulamadığın ve benim sildiğimi sandığın yedek bellek var ya..."
Sueda’nın gözleri öfkeyle parladı. Bir adım ileri atıp parmağını Ayaz’ın göğsüne bastırdı.
"Seninle bir anlaşma yapıyoruz," dedi, her kelimenin üzerine basarak. "O belleği geri alacağım ve bu borç meselesinin sonunu öğreneceğim. Ama bu iş bittiği an, o çay kahve dökme meselesini adil bir şekilde ödeşeceksin."
Ayaz, Sueda’nın bu cesur ve inatçı hallerine karşı koyamayarak hafifçe gülmsedi. "Anlaşılmıştır, düşmanım."