İçeriğe geç

Düşmanla Anlaşma

Bölüm 4 · 2 dk okuma

Düşmanla Anlaşma

Bölüm 4

Kapıdaki Gölge

Sueda’nın alaycı gülümsemesi, Ayaz’ın işaret ettiği yöne çevirdiği bakışlarıyla birlikte anında soldu. Kafenin loş çıkış kapısına doğru süzülen iki iri yarı adamı fark ettiğinde, midesinde ani bir kasılma hissetti. Üzerlerindeki siyah montlar, kafenin bu boğucu sıcaklığına hiç uygun düşmüyordu; ama asıl tehlike sinen o sert duruşları ve gözlerini doğrudan bu masaya dikmiş olmalarıydı.

"Bunlar da kim?" diye fısıldadı Sueda, istemsizce Ayaz’a biraz daha yaklaşarak. Sesindeki o meydan okuyan ton yerini ilk defa gerçek bir meraka ve hafif bir endişeye bırakmıştı. "Sen ne bulaştırdın yine başına?"

Ayaz, adamların hâlâ kendilerini fark etmediğini ama her an masaya doğru gelebileceklerini görerek Sueda’nın bileğinden tuttu. Hızlı ama dikkat çekmeyecek bir hareketle onu masanın arkasındaki loş reyonun, yani mutfak girişine açılan servis koridorunun duvarına doğru çekti.

"Sorun da bu ya, ben bilerek bir şey bulaştırmadım," dedi Ayaz, sırtını duvara verip soluklanırken. Gözleri hâlâ kapıdaki adamların üzerindeydi. "Babamın borçları yüzünden birkaç tefeci bozuntusuyla adımı aynı cümleye sıkıştırmışlar. Üniversitede arkamdan iş çeviren o herifler de bunlarla ortak çalışıyormuş meğer. Beni köşeye sıkıştırmaya çalışıyorlar."

Sueda duydukları karşısında bir an duraksadı. Ayaz’ın her zaman okulun en özgüvenli, hatta kibirli tiplerinden biri olduğunu biliyordu. Onun bu şekilde köşeye sıkışmış, çaresizliğin eşiğine gelmiş halini görmek, içindeki tüm o eski kin ve öfkeyi bir anda dumura uğrattı. Evet, çantasını ıslatmıştı; evet, onu her gördüğünde sinirlerini zıplatıyordu ama bu... bu bambaşka bir boyuttaydı.

"Seni takip mi ediyorlar?" diye sordu Sueda, bu kez daha yumuşak ama sorgulayan bir sesle.

"Sanırım kampüsten beri peşimdeler," diye mırıldandı Ayaz, ellerini saçlarından geçirerek. "Ve eğer buradan çıkıp gitmeye kalkarsam, dışarıda beni yakalayacaklar. Senin yanına gelmemin ve o oyunu oynamamın tek sebebi buydu; kalabalığın içinde kaybolmak. Ama görünüşe göre burayı da mesken tutmuşlar."

Sueda, adamların yavaşça kapıdan içeriye doğru adım attıklarını, gözleriyle masaları taradıklarını gördü. Kalbi göğs kafesinde vahşi bir kuş gibi çırpınıyordu. Ayaz’ı kurtarmak ya da ona yardım etmek gibi bir borcu yoktu, hatta az önce intikam almak için yanıp tutuşuyordu. Ama şimdi, bu tehlikenin ortasında onunla aynı safta kalmak zorundaydı. Çünkü adamlar birazdan buraya gelecek ve Ayaz'ın yanında onu da göreceklerdi.

Gözlerini Ayaz’ın gergin yüzüne dikti. İçindeki inatçı ve stratejik ruh, tehlike anında daha da keskinleşti. Köşeye sıkışmış iki düşman, şimdi ortak bir çıkış yolu bulmak zorundaydı.

"Bize arka kapı lazım," dedi Sueda, kararlı bir fısıltıyla. "Burası sadece ön kapıya açılmıyor, mutfağın arkasında bir servis çıkışı olmalı. Ama oraya yürüyerek gidersek bizi anında görürler."

Ayaz, Sueda’nın bu kadar hızlı düşünmesine ve panik yapmak yerine çözüm üretmesine şaşkınlıkla baktı. Gözlerindeki o yoğun ve sert ifadenin yerini, ilk defa ona karşı duyduğu gizli bir hayranlık aldı.

"Mutfak koridorunun arkasında personel soyunma odası var," dedi Ayaz, planı hemen kavrayarak. "Oradan arka sokağa çıkabiliriz. Ama... beni kamufle etmek için hala o 'sevgili' oyununa ihtiyacımız var."

Sueda, tek kaşını kaldırarak hafifçe sırıttı. İntikam ateşi şimdi çok daha farklı, çok daha tehlikeli bir oyunla yeniden parlıyordu.

"Pekala, Bay Kahraman," dedi, elini Ayaz’ın omzuna koyup ona doğru biraz daha eğilerek. "Bu sefer hayatını kurtarıyorum ama unutma; bunun bedelini sonra çok ağır ödeyeceksin."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.