İçeriğe geç

Düşman topraklar

Bölüm 3 · 3 dk okuma

Düşman topraklar

Bölüm 3

### Bölüm 3 — Gerçeğin İlk Parçası

Kael’in sözleri kulübenin sessizliğinde asılı kalmıştı. “Bizi birbirimize düşüren biri var.” Gözlerimi ondan ayırmadan kılıcımı biraz daha sıkı tuttum. Söylediklerine inanmak istemiyordum. Yıllardır bana Kuzey Krallığı’nın bizim düşmanımız olduğu öğretilmişti. Onların acımasız olduğu, babamın ordularını sebepsiz yere katlettikleri, sınır köylerimizi yaktıkları anlatılmıştı. Şimdi ise bütün bunların arkasında başka birinin olduğunu söyleyen kişi, o düşmanlığın tam ortasında duran Kuzey’in veliahtıydı.

“Bunu neden sana inanarak dinlememi bekliyorsun?” dedim. Sesim düşündüğümden daha sert çıkmıştı. Kael birkaç saniye sessiz kaldı. Sonra pelerininin içinden küçük, siyah metal bir kutu çıkardı. Üzerinde Ardelia Krallığı’nın mührü vardı. Mührü görür görmez kaşlarım çatıldı. Kutuyu bana uzattığında tereddüt ederek aldım. “Bunu nereden buldun?” diye sordum. “Kuzey sınırındaki son saldırıdan sonra,” dedi. “Askerlerimizden biri ölülerin arasında buldu. İlk başta bunun bir Ardelia belgesi olduğunu düşündük. Sonra mührün altında başka bir işaret olduğunu fark ettik.”

Kutunun kapağını açtığımda içinden eski bir kâğıt çıktı. Kâğıdın üzerinde yıllardır unutulmuş bazı saldırıların tarihleri ve yerleri yazıyordu. Fakat beni asıl şaşırtan şey, belgelerin altında bulunan imzaydı. Ardelia Kralı’nın imzası. Babamın imzası. Birkaç saniye boyunca hiçbir şey söyleyemedim. “Bu sahte,” dedim sonunda. Kael’in gözleri üzerimdeydi. “Ben de öyle olduğunu düşündüm.” Kâğıdı ona doğru kaldırdım. “Düşündün mü?” Kael başını hafifçe eğdi. “Çünkü babamın ölümünden sonra bulduğumuz belgelerde de aynı imza vardı.”

İçimde buz gibi bir şey dolaştı. Kuzey Kralı’nın ölümünü hatırlıyordum. O olaydan sonra iki krallık arasındaki savaş daha da büyümüştü. Herkes suikastın Ardelia tarafından yapıldığını düşünmüştü. Babam bile yıllarca bunun Kuzeylilerin kendi yalanı olduğunu söylemişti. Ama Kael’in yüzündeki ifade yalan söylüyormuş gibi görünmüyordu. “Babanın ölümünde Ardelia’nın parmağı olduğunu mu düşünüyorsun?” diye sordum. Kael gözlerini benden kaçırmadan cevap verdi. “Eskiden evet. Şimdi ise ikimizi de kullanan birinin olduğunu düşünüyorum.”

Tam o sırada dışarıdan atların nal sesleri duyuldu. Askerlerim bir anda ayağa kalktı. Ben de kapıya döndüm. Birkaç saniye sonra dışarıdan tanıdık bir ses yükseldi. “Prenses Elara! Kapıyı açın!” Ardelia’nın baş muhafızıydı. İçimde kısa bir rahatlama oluştu, fakat Kael’in yüzünü gördüğüm anda bu his kayboldu. Kael kılıcını çekmişti. “Ne oldu?” diye fısıldadım. Bana baktı ve sesi neredeyse duyulmayacak kadar alçaldı. “Seni buradan çıkarmaya gelmediler.”

“Bunu nereden biliyorsun?” diye sordum. Kael cevap vermeden kapıya baktı. Dışarıdaki askerler tekrar bağırmaya başlamıştı. “Prenses, hemen dışarı çıkın!” Kael bir adım bana yaklaştı. “Çünkü onlara benimle karşılaştığını söyleyen kişi, benim burada olduğumu bilmemeliydi.” Gözlerimi kıstım. “Ne demek istiyorsun?” Kael’in bakışları sertleşti. “Seni buraya gönderen kişi, benim burada olacağımı biliyordu.”

Kalbim hızlandı. Babamın emriyle buraya gelmiştim. Görevimin amacı Kael’i bulmaktı. Peki ya biri başından beri onun nerede olduğunu biliyorsa? Ya beni buraya özellikle gönderdiyse? Elimdeki belgeye baktım. Sonra kapıya. Yıllardır güvenli sandığım saray bir anda zihnimde bambaşka görünmeye başlamıştı.

Kapı sertçe sarsıldı.

“Prenses Elara! Kapıyı açın!”

Kılıcımı yavaşça kaldırdım. Kael de yanımda duruyordu. Birkaç saniye boyunca birbirimize baktık. Dün olsa onu düşmanım olarak görürdüm. Bugün ise önümde iki seçenek vardı: Ya ona güvenecektim ya da yıllardır bildiğimi sandığım her şeye.

Derin bir nefes aldım.

“Kael.”

“Ne?”

“Eğer bana yalan söylüyorsan seni kendim öldürürüm.”

Kael’in yüzünde belli belirsiz bir gülümseme oluştu.

“Bunu senden beklerdim, prenses.”

Kapıya döndüm.

“Peki ya doğru söylüyorsan?”

Bu kez gülümsemedi.

“O zaman Elara...”

Bakışları karanlıklaştı.

“Gerçek düşmanımızı bulmamız gerekiyor.”

Kapı bir kez daha sarsıldı.

Ve ben, hayatımda ilk kez, düşmanım dediğim adamla aynı tarafta durdum.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.