İçeriğe geç

Düşe Kalka

Bölüm 5 · 11 dk okuma

Düşe Kalka

Bölüm 5

BÖLÜM 5 : ÇIKMAZ SOKAK

Sonunda okul bitmiş ve evlere dağılmıştık. Eve döndüğüm anda Can'ın verdiği kağıdı çıkarıp telefona yazdım. Acaba ne diye kaydetsem? Bay Casus? Fazla klasik. Belki Can arkadaş? Saçmalamaya başladım. Ne koysam ne koysam... Bir anda sesim evin içinde yankılandı.

"FASULYE SIRIĞI!"

Evet fasulye sırığı! Bence kötü değildi, uzun ve gıcık biri olarak bu ünvanı hak ediyordu. Kaydettikten sonra hemen ardından basketbol topu emojisi koyup Can'a yazdım. Acaba ne diye başlasam? Parmaklarım klavyede gezmeye başladı. Ve bu kadar silip silip beğenmediğim denemelerden sonra şunu yazdım: Selam!

Mesajı attığım gibi telefonu kenara fırlattım ve stresle beklemeye başladım.

Neden stres oluyordum ki? Elimde değildi. Ne yazacaktı, nasıl tepki verecekti? Hiçbir fikrim yoktu! Ben stresle beklerken bir anda gelen bildirim sesiyle irkildim. Telefona öcüymüş gibi bakmaya başladım. Elimi uzattım. Acaba ne yazmıştı? Ama ya kötü birşey yazdıysa? Merakım ağır geldi ve mesajı açtım.

"Selam Bayan Mükemmeliyetçi. "

Ben mesajla bakışırken yeni bir mesaj geldi.

"Görüldü atılmasına pek alışık değilim Bayan Mükemmeliyetçi. "

Bu mesajı karşısında kendime geldim ve yazmaya başladım.

"Üzgünüm. Sadece bir an ne yazacağımı bilemedim. "

Neden özür diledim ki? Ahh kendimi tanıyamıyorum! Can ile ortak olduğumuzdan beri birileri bana büyü yapmış gibi. Anlayamıyorum, neden böyle oluyor?

Ben hayatı sorgularken Can'ın mesajı düşüncelerimi böldü.

"Bu arada quiz'e çalıştın mı? "

Bir anda durdum. Quiz mi?

"Ne quiz'i?"

Can hızla cevap verdi.

"Unuttuğunu söyleme sakın. Murat hoca bize iyi çalışmamızı söylemişti. Hatırlasana."

Hızla yerimden fırladım. Unutmuştum! Bu sefer ki eleyici olacaktı ve ben unutmuş muydum? Hem de bu quiz in sonuçları sınıf grubuna atılacaktı! Annem beni öldürecek.

"Olamaz! Unutmuşum. Annem bu sefer beni öldürecek. Matematiği zar zor anlarken bu kadar az çalışarak nasıl ilk 10'a gireceğim? "

Bir elimde telefonla diğer elimle çalışma masamı kitaplarla doldurmaya başlamıştım. Biraz sonra Can yazınca durdum.

"Sorun yok. Halledeceğiz. Sen çalışabildiğin kadar çalışırsın ve yarın okula gel. Yardım edeceğim. "

Hiç sorgulamadan "tamam." yazıp çalışmaya başladım. Bu gece bana uyku yoktu. Uyumadan önce bir anda aklıma Kerem'in dedikleri geldi. Hemen Kerem'in sayfasına girdim ve karşılaştığım şey karşısında gözlerim fal taşı gibi açıldı. Uzunca bir yazı paylaşmıştı. Yazıda geçen sene Kerem'e cilve yaptığım ve hatta fiziksel temasta bulunup kendisini kışkırttığım yazıyordu. Ne diyordu bu? Ben ona gösterecektim. Sadece beklesin sadece beklesin. Sinirle yatağa girip üstümde formayla uyudum.

××××××××××××××××

Sabah alarm sesi beni zar zor uyandırmıştı. Zaten kıyafetlerimle uyuduğumdan çantamı hazırlayıp hızla çıktım. Okula yürürken stresten ölüyordum.

Nasıl geçecektim ki quiz'i? Salak gibi birde Can'a güvendim, ya bana yardım etmezse? Eğer etmezse onu sınıfta öldürebilirim. Çalıştıklarımı hatırlıyordum ama quiz'i geçmeme yeter miydi kestiremiyordum.

Düşüncelerimden sıyrılıp derin bir nefes aldım ve okula girdim. Sınıfa çıktığımda sıramın yan tarafında oturan Can'ı gördüm. Çantamı kenara bırakıp sırama oturdum. Can beni bekliyordu ki ben gelince hemen hareketlenmişti.

"Melis Kerem'in paylaştıklarını nasıl durduracağız? "

Derin bir iç çekip.

"Bilmiyorum çözeceğim. Öyle yada böyle ona haddini bildireceğim. "

Can başını salladı ve sesini hafifçe kısarak gizli birşey konuşurmuş gibi yakınıma eğildi.

"Bak şimdi Melis. Sen sınavda bana anlamadığın soruları göstereceksin bende sana cevabı göstereceğim. Anladın mı? "

Ellerimi belime yerleştirdim ve sorgular bir tonda.

"Nasıl olacakmış o? Öğretmen kesinlikle görür. "

Can rahat bir sırıtışla arkasına yaslandı.

"Bak şimdi bir sistem kurdum. Gösterdiğin sorunun cevabı eğer A şıkkıysa baş parmağımı, B şıkkıysa işaret parmağımı, C şıkkıysa orta parmağımı, D şıkkıysa yüzük parmağımı, E şıkkıysa serçe parmağımı oynatacağım. Bu sayede yüksek puan alacaksın! "

Can'ın bu uzun ve açıklayıcı anlatımından sonra başımı salladım ve önüme döndüm. Bir süre sonra ders başladı. Tek umudum Murat hocanın quiz yapmayı unutmasıydı. Murat hoca derse girdiğinde stresten soğuk terler akıtmaya başlamıştım ki önden gelen yalaka kızın sinir bozucu tiz sesiyle dikkatim dağıldı.

"Hocam bu arada bugün quiz yapacaktınız. "

Büşra'nın bu hatırlatmasıyla nefesimi tuttum. Murat hoca gülümseyerek başını salladı.

"Evet Büşra biliyorum. Fakat ne yazık ki fotokopi makinesi bozulmuş, bu yüzden quiz'i Pazartesi günündeki son dersimizde yapacağım. İyi çalışmayı unutmayın. "

O anda öyle derin bir nefes verdim ki sınıftaki bazı kişiler bana baktı. Ama umrumda değildi. Gerçekten kalacağımdan çok korkmuştum. Bu rahatlama hissini yaşarken bir anda kafama çarpan katlanmış küçük kağıt parçasıyla irkildim. Başımı kağıdın geldiği yöne çevirdiğimde Can'ın gizlice uzatmaya çalıştığı kağıdı gördüm. Can bana kaş göz yaparken dikkatlice Murat hocayı gözleyip daha sonrasında bulduğum ilk boş anda Can'ın elindeki kağıdı kaptım. Can'a gülüp kağıdı sıranın altında açtım. Kağıtta şöyle yazıyordu: Bu sefer kurtuldun ortak. Ama bir dahakine unutma. Can'a bakıp başımı salladım ve derse döndüm. Yaklaşık 5 dakika sonra kafamı elime koymuş dersi anlamaya çalışıyordum. Ama hiçbirşey anladığım yoktu! Sadece Boş boş bakıyordum. Matematik o kadar sıkıcıydı ki bir süre sonra uyuya kaldığımı fark etmemiştim bile. Bir anda Murat hocanın bağırışıyla uyandım. Panikle kafamı kaldırdığımda önümde bana sinirle bakan Murat hocayla göz göze geldim.

"Kalk kızım ayağa kalk kalk! "

Yarı uykulu hiçbirşey anlamamış halimle ayağa kalktım. Murat hoca eliyle tahtayı gösterdi. Tahtaya bakınca "şimdi yandığımın resmidir" diye mırıldandım. Murat hoca benle tahtaya kadar eşlik ettikten sonra yerine oturdu ve beni beklemeye başladı. Sınıfa bakıp çaresizce bir işaret bekledim. Sonunda Can küçük el kol hareketleri yaptı. O kadar saçma hareketler yapıyordu ki anlatması kolay bir şeyse bile anlayamıyordum. En sonunda Can'dan da ümidi kesip tahtadaki soruya döndüm. Bu yeni bir konu olduğundan ve uyuyakaldığımdan bilmediğim bir soruydu. Ben soruyla boş boş bakışırken hoca ayağa kalktı ve yanıma geldi.

"Melis cezalısın. Sonraki iki dersim'de en önde oturacaksın. "

Bir anda dünyam başıma yıkıldı. En öne oturmak mı? Gerçekten! Ben ne güzel arkada kimsenin dikkatini çekmezken bir anda en öne oturtulmam... Sinirlerimi bozuyordu. Çaresizce başımı sallayıp yerime döndüm. Kısa süre sonra çalan zille Can'ın başında dikilmeye başladım. Can "ne oldu? " der gibi başını salladı. Sinirle sırama oturdum ve konuşmaya başladım.

"Neden beni uyandırmadın?"

Can yine o pişkin sırıtışını takındı ve omuzlarını silkti.

"Görmedim de ondan. Derse odaklanmıştım... Tabii senin yapamadığın tek ders buydu doğru ya. "

Can'ın bu iğneleyici sözleri karşısında susmadım.

"En azından benim yapamadığım tek ders bu. O hocanın ne kadar sinirli olduğunu biliyorsun... Şimdi quiz de en ön sırada oturmak zorundayım! "

Üzüntüyle başımı eğdim. Sonra hızla devam ettim.

"Ha bu arada... Git de yemeğimi al. "

Can bu emir verici konuşma stilimden rahatsız olmuş olacak ki başını sağa sola salladı.

"Sende benimle gel. "

Bir anda kaşlarım havaya kalktı. Ben neden geliyordum ki?

"Ben neden geleyim? "

"Sonsuza kadar Kerem'den korkarak yaşayamazsın değil mi? En azından biraz cesaretini göster. Yanında duracağım ve gerekirse korurum. "

Alaycı şekilde güldüm.

"Peki ya Kerem elinde yaprak böceği ile gelirse? "

Can omuz silkti. Kendinden emin şekilde.

"Öyle birşey olmayacağı için sorun yok. "

Dedi, buna karşılık gülerek paramı alıp ayağa kalktım.

"Pekala. Gidelim. "

Kantine vardığımızda ben bir tost aldım Can ise büyük bir hamburger aldı. Bahçede bir yere oturduk ve yemeye başladık. Can hamburgerinden büyük bir ısırık aldığında ona garip garip bakmaya başladım. Tam ağzını kocaman açıp ikinci mega ısırığını alacakken benim bakışlarımı fark edip durdu.

"Neden öyle garip garip bakıyorsun? Yoksa yine böcek mi var! "

Diyip ayaklanacakken durdurdum.

"Hayır hayır böcek falan yok. O kadar... Mega büyük ısırıklar alıyorsun ki. Bir an bakakaldım. "

Can sırıtarak yerine oturdu.

"Öyle desene ya. "

Güldü ve yemeye devam etti. Bende sakince tostumu yerken gözüm uzakta bize bakarak arkadaşlarıyla sırıtan Kerem'le göz göze geldim. Hızla gözlerimi Kerem'den çekip Can'a döndüm.

"Hadi gidelim. "

"Ne? "

"Gidelim sıkıldım. "

Can ısrarla kabul etmiyordu.

"Neden gidiyoruz ki ben sıkılm-"

Can'ın bir anda sözü kesildi ve görmemesi için uğraştığım Kerem'i fark etti. Yavaşça ayağa kalktı ve son lokmasını yuttu.

"Kerem yüzünden mi kalkmak istiyorsun? "

Ne cevap vermem gerekiyordu bilemedim ve uzaklaşmak için yeltendim.

"Can hadi gidelim... Boş yapıyorlar işte görmüyor musun? "

Can biraz Kerem'e keskin ve tehdit dolu bakışlar attıktan sonra bana döndü ve elini omzuma koydu.

"O Kerem'in seni kötü duruma düşürmesine izin vermeyeceğim. "

Gözündeki sinir hala geçmemişti. Tam rahatlamışken yandan üçlü bir kız grubunun lafıyla rahatlamam yerle bir oldu.

"Kerem'in duygularıyla oynaman bitti şimdide Can'ın mı duygularıyla oynayacaksın? Orospu. "

Diyip gülüşmeye başladırlar. Bir anda beynime kan sıçradığını hissettim.

"Ben şimdi senin. "

Hızla o kızın saçına doğru atıldım ve kavga etmeye başladım. Kız acıyla çığlıklar atıyor hala bana "orospu" demeye devam ediyordu. Ben onunla saç baş girmişken Can belimi kavrayıp beni geriye çekti.

"Melis ne yapıyorsun! Seni sinirlendirmelerine izin verme. "

Can beni kızın saçlarından zorla ayırdığın da hala Can'ın kollarında çırpınıyordum.

"Bırak! Can bırak şu kıza haddini bildireyim! "

O sırada saçını yolduğum kız da yere oturmuş saçını tutarak ağlıyordu. Can belimde ki kolunu sıkılaştırıp beni biraz daha uzağa, toplanan kalabalığın dışına sürükledi. Sonunda bıraktığında gitmek için hamle yaptım fakat kolumdan tuttu.

"Melis kendine hakim olmak zorundasın! "

Bu bağırışı karşısında bir an duruldum. Elimi kolumu savurarak konuşmaya başladım.

"Ama o kız bana orospu dedi. Sende duydun Can. Bırakta döveyim şu kızı. "

Diyip dirensemde Can bırakmadı. Derin bir nefes alıp beni okulun içine çekiştirmeye başladı. Sonunda ilk kattaki kulübe girdik ve beni sandalyeye oturttu.

"Melis ne yapıyorsun? "

Hala sinirim geçmemiş olduğundan doğruldum.

"Ne mi yapıyorum? O kız haddini bilmiyordu! "

Can derin bir iç çekip karşımdaki masaya oturdu. Kollarını kavuşturdu ve sakince.

"Sinirin geçene kadar burdayız. Anladın mı? "

Sinirli bir nefes verip kollarımı göğsümde kavuşturdum ve arkama yaslandım.

Hala burnumdan soluyordum. O kız nasıl bana orospu derdi? Tabii hepsi o egolu Kerem yüzündendi! Hepsi onun yüzünden olmuştu. Sinirimi kontrol edemiyordum. Böyle bir haksızlığa dayanamıyorum!

Bir süre sonra zil çalınca Can'a baktım. Can kalktı ve derin bir iç çekti.

"Sinirinin geçtiğini var sayıyorum. Ama emin ol birazdan seni müdür yardımcısı çağıracak. Beni görgü tanığı olarak çağırmayı unutma. "

Hiçbirşey demeden hızla sınıfa çıktım. Can'da arkamdan geldi. Sınıfa girdiğimde müdür yardımcısı sınıftaydı. Nefesimin kesildiğini hissettim. Can elini sırtıma koyup beni hafifçe ilerletti. Müdür yardımcısı bir bana bir Can'a baktı.

"Sizi odama alalım gençler. "

Müdür yardımcısının arkasından yürürken Can hafifçe kulağıma fısıldadı.

"Umarım aileler çağırılmamıştır."

Bunu duyunca daha da stres oldum. Sonunda müdür yardımcısının odasına girdiğimizde Neyse ki sadece yolmaya çalıştığım kız ve iki arkadaşı vardı. Kıza sert bir bakış attım ve müdür yardımcısına döndüm. Müdür yardımcısı konuşmaya başladı.

"Şimdi... Birisi olayın nasıl olduğunu anlatsın. "

Hemen ben ve karşıdaki kız arkadaşları da dahil konuşmaya başladık. Müdür sesini yükseltip.

"Sessiz! Bir bir konuşun! "

Can araya girdi ve anlatmaya başladı.

"Hocam şimdi şöyle oldu... Sonra Melis'e orospu diyince Melis'de kızın saçına tutuştu. Sonra bende ayırdım. "

Müdür yardımcısı başını salladı ve diğer kızlarıda dinledi. Zaten kamera o kısma baktığı için herşey en doğru şekilde gözüküyordu. Müdür yardımcısı iç çekti ve ellerini birleştirdi.

"Pekala... İki kişide haksız, bu yüzden ikinizde birbirinizden özür dileyin. Aileleriniz de gelmek zorunda kalmasın."

Karşımdaki kız ailesinin gelmesinden çekinmiş olacak ki göz devirip istemsiz bir tonla.

"Özür dilerim. "

Dedi, ben ona uzun uzun baktım. Bir anda Can ayağıma hafifçe vurdu ve fısıltılı bir şekilde.

"Hadi Melis. "

Diyince ofladım ve istemsizce.

"Özür dilerim. "

Dedikten sonra sınıfa çıktık. Ders bittiğinde herkes hızla sınıfı boşalttı. Bu son iki ders bedendi. Bende bedene çıktım. Hoca uzun uzun neredeyse bir ders boyunca spor yaptırdıktan sonra ikinci derste boş bırakıldık. Ben hızla voleybol oynayan grubun arasına girip birkaç manşet ve servis attıktan sonra ter içinde yere oturdum. Terim soğuduğundaysa ders bitmişti. Sınıfa girip çantalarımızı toplarken Can ilk toplayanlardan biri olarak bana seslendi.

"Çok yavaşsın ortak! Başına iş gelmesin hızlı toplan!"

Diyip dalga geçti ve gülerek gitti. Bende göz devirip sakince çantamı toplarken sınıfta çoktan tek kalmıştım. Sonunda toplamayı bitirdiğimde gülüşme sesleri duydum. Birkaç erkeğin gülüşme sesi geliyordu. Ben ne olduğunu anlamaya çalışırken bir anda Kerem pis pis sırıtarak içeri girdi. Arkadaşlarına emir verir gibi.

"Ahmet sen kapıyı tut, Efe sende koridoru kolaçan et kimse gelmesin. İşim bitene kadar. "

Arkadaşları çıkınca üstüme yürümeye başladı. Ben geri geri giderken bir anda boynumdan tutup beni duvara yapıştırdı. Ellerimle Kerem'in göğüslerine vurdum ama etki etmiyordu. Panikten elim ayağım titriyordu ve korkudan elim ayağım boşalmıştı. Kerem beni bıraktığında nefes nefese yere oturdum. Kerem büyük bir intikam hırsıyla yakamdan tuttu ve beni kendine yakınlaştırdı.

"Eğer sen beni rezil ettiysen bende seni ederim. Ödeştik sayılır değil mi? "

Diyip sırıttı ve devam etti.

"Ödeşsek bile... Geçenlerde yarım kalan işimizi halletmek için geldim. "

Diyip bir anda tokat attı. Yere düştüğümde başımın zonkladığını hissettim. Hafif ve güçsüz bir sesle.

"Gerçekten... Sen tanıdığım en orospu insansın. "

Kerem bu sözüme daha da sinirlenip beni saçımdan tutup kenardaki masaya fırlattı. Dudağım patlamıştı. Kerem delirmiş gibi önüme çömeldi ve bir eliyle yüzümü sertçe tuttu.

"Ya benim olacaktın yada benim. Köle olmak bu duruma düşmekten iyidir değil mi Melis? "

Yüzümü bırakıp ayağa kalktı. Gücümü toplayıp sandalyeden destek alarak ayağa kalktım. Yediğim tokatın etkisi hala geçmemişti. Gözlerim dolmuştu ama ağlamaya niyetim yoktu.

Kerem yavaşça sırıtarak yanıma yaklaştı ve eliyle yüzümü okşamak için hamle yaptı. Sertçe eline vurdum ve geri çekildim.

"Bana dokunursan... "

Kerem güldü ve sertçe kafama vurdu.

"Ne yaparsın? Ağlar mısın? "

Sinirle son gücümle Kerem'in tam burnuna bir yumruk attım. Kerem acıyla geri ye sendeledi. Burnundaki kanı silip hızla karnıma tekme attı ve yere serildim. Acıyla yerde karnımı tutup kıvranırken Kerem saçımdan tutup kendine çevirdi.

"Herkesin gözünde orospu olmak istemiyorsan kabul etmek zorundasın. Sevgilim olacaksın ve kurtulacaksın. Tek farkı bu ilişkinin adının köle olmayacak olması. Seçimini yap. Yoksa sonraki gelişimde yara izi kalır. "

Saçımı bırakıp sınıftan çıktığında karnımı tutup kıvranmaya başladım. Dudağım kanıyordu boynum kıpkırmızıydı. Tek düşündüğüm Kerem'in teklifini kabul etmezsem olacaklardı. Bunu yapanın neler yapacağını kestirememek beni deli ediyordu. Bal rengi saçlarımın uçları dudağımda ki kan yüzünden kırmızı olmuştu. Şimdi ise kimsenin görmediği bir olayın içinde kala kalmıştım. Beni artık kimse kurtaramazdı. Can bile...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.