İçeriğe geç

Düş Kefeni

Bölüm 5 · 2 dk okuma

Düş Kefeni

Bölüm 5

Kardeşlerimle birlikte oturduğumuz o küçücük odada, hepimiz kendi dünyamıza çekilmiş, sessiz bir çığlıkla hayatta kalmaya çalışıyorduk. Kimse birbirine dokunmuyor, kimse birbirine sarılmıyordu. Sevgisizliğin yarattığı bu derin uçurumda, her birimiz kendi içimizde kaybolmuş, yalnızlığımızla baş başa kalmıştık.

Babamın eve geldiği her akşam, annemin gözlerindeki korku daha da belirginleşir, yüzündeki çizgiler derinleşirdi. Babamın sert bakışları ve hiç durmadan içtiği sigaralar, evimizin havasını daha da boğucu hale getirirdi. Sigara dumanı sadece ciğerlerimize değil, ruhlarımıza da işliyordu.

Gözlerimi kapattığımda bile onların öfke dolu yüzleri gitmiyordu aklımdan.

Annem, gözleri dolu dolu, babama bağırırken; babam ise ellerini yumruk yapmış, sinirle etrafta dolaşırken görüyordum.

Ne zaman sesimi duyurmak istesem, boğazımda bir düğüm oluşuyordu. Kelimeler çıkmıyordu ağzımdan, çünkü biliyordum ki onların dünyasında benim sesim, benim varlığım hiçbir şey ifade etmiyordu. Yarım kalan cümlelerin, yüksek sesli suçlamaların ve sessizliğin bir arada olduğu soğuk bir savaş.

Geceleri, yatağıma uzandığımda, karanlık odama bakarken yalnızlığımın farkına varıyordum. Odanın dört bir köşesi karanlıkla kaplanmıştı, tıpkı iç dünyam gibi.

Her gün, uyanmak istemediğim bir kabusa dönüşüyordu.

Kahvaltı masasında bile, kimse kimseyle konuşmuyor, herkes kendi dünyasına çekilmiş bir halde, sessizce yemek yiyordu.

Sessizlik, o kadar yoğundu ki, insanın boğulacakmış gibi hissetmesine neden oluyordu.

Bir keresinde, annemin bana sarıldığı bir anı hatırlamaya çalıştım. Zihnimde o kadar geriye gitmem gerekti ki, sanki başka bir hayatın anısı gibiydi. O an, gözlerimden yaşlar süzülmeye başladı. Artık hiç kimse bana sarılmıyordu. İhtiyacım olan tek şey biraz sevgi, biraz ilgi iken, onlar sürekli kendi sorunlarına dalmışlardı. Kendimi onlara hatırlatmak için çabaladım, ama her seferinde daha da görünmez oldum.

Depresyonum, ruhumda bir yara gibi büyüyordu. Her gün, daha derine batıyordu, beni tüketiyordu. Annem ve babamın kavgaları, benim içimdeki fırtınayı daha da güçlendiriyordu. İçimdeki umut ışığı sönmüştü. Her nefes alışım, daha da ağır geliyordu. Tek başıma bu yükü taşımaya çalışırken, sonunda yorgun düşüyordum. Her gün, biraz daha kırılıyordum, biraz daha tükeniyordum. Ama kimse bunu görmüyordu. Çünkü onların dünyasında, ben sadece bir gölgeden ibarettim. İçimdeki karanlık, beni tamamen yutmak üzereydi ve ben sadece bir ışık, bir umut kırıntısı arıyordum. Ama ne kadar ararsam arayayım, o ışığı bir türlü bulamıyordum. Çünkü bu evde, bu hayatın içinde, ışık yoktu; sadece karanlık ve acı vardı.

Kendi yalnızlığına adım atmak, kalabalık içinde görünmez olmanın ağırlığını taşımaktan daha kolaydı. Sabahları uyanmak, bir oyunun tekrarı gibi. Aynı gri duvarlar, aynı sessiz yankılar… Gelecekten korkmak, şimdinin cehenneminden kaçmanın imkansızlığıyla yarışıyordu. Belki de sorun gelecekte değil, geçmişin hala peşimi bırakmıyor olmasındaydı. Ne kadar koşarsam koşayım, her adımda kendi hayaletime yakalanırdım.

Dış dünyaya açılan kapılar bana hep kapalıydı. Sosyal hayat dedikleri o şey, sadece başkalarının filmlerinde gördüğüm bir sahneydi. Kendimi tanımlayacak bir sıfat bulamaz olmuştum: Ne gerçekten mutlu olabiliyordum ne de üzgün. Beni anlatan en doğru kelime belirsizlikti.

Hayat bir yarışsa, ben çoktan pes etmiş gibiydim. Ancak son bir umutla hep beklediğim bir şey vardı: Belki bir gün, bu grilik içinde bir ışık doğar ve beni kurtarır.

Ama hayat, kurtarıcı beklemenin yanlış olduğunu en acımasız şekilde öğretir.

Kurtuluş, bazen sadece kendi enkazında boğulmamaya çalışmaktır.

Bölüm sonu

5 yorum

  • Benim hayatim boyle aynısı olmasada psikolojik olarak baskı görüyorum malesef

  • Ya sanki ben bu bölümü okudum, çok karmakarışık yaptım ben okuma şeyimi yaaaaa

    1Yanıt
  • Gayet güzel ama diyeceklerim var. Olayları çok hızlı geçmişsin gibi geldi. Zaman kavramlarını da çok kullanmamış ve mekan detayı vermemişsin. Fikrimce bunlara dikkat edersen daha iyi olur. Konu güzel ama iyi anlatmalısın. Biraz daha uğraş ordan eğer bu konuyla ortaya çok güzel bir şey çıkar. Eline sağlık, kolay gelsin.

    1Yanıt