İçeriğe geç

Düş

Bölüm 4 · 4 dk okuma

Düş

Bölüm 4

Beni sana çekiyor

Etrafıma bakarken camdan sızan ışığı fark ettim. Sabah olmuştu. Ve bugün cumartesi olduğu için beni uyandırmamıştı. Hemen az önce komidinin üstünde olduğunu gördüğüm telefonumu aldım. Saat 8.47'di. Hemen üstümdeki yorganı yana attım. Ayağa kalktım. Tam kapıdan çıkarken kapının üstünde bir not olduğunu gördüm.

aşşağıya in koridorun sonundaki odada yani mutfakta seni bekliyorum evde kimse yok merak etme onlar erkenden çıktılar.

Sıra arkadaşın

Evde tek olmamız beni mutlu etmişti. En azında yüzlerine nasıl bakıcam diye düşünmicem. Aşşağıya indim ve koridorun sonuna doğru yürümeye başladım.

Mutfağa girdiğimde Akay arkası dönük bir şekilde salatalık doğruyordu.

"Vay Akay Bey. Siz yemek yapmayı da mı bilirdiniz."

Sanki benim olduğumu biliyormuş gibi hiç korkmamıştı. Arkasını dönmeden bana cevap verdi.

"E bizde de var bir şeyler Hazan Hanım."

"Ben ne yapayım?"

"Otur ve beni bekle bunları doğrayıp geliyorum. Başka bir şey kalmadı zaten"

"Tamam öyle olsun bakalım"

Dediğim şeye gülmüştü. Arkamı döndüm ve hazırlanmış olan masaya oturdum. O da 2 dk sonra geldi ve karşıma oturdu. Gerçekten çok şık bir masa olmuştu. Tabağıma peynir,üç zeytin,bir kaç tane de salatalık aldım.

"Domates almicak mısın?"

"Ben domates yemem teşekkür ederim sen ye"

"Yemek zevklerimiz çok farklı seninle"

"Evet öyle"

Sohbet ede ede kahvaltı yaptık. Gerçekten hayattımda yaptığım en eğlenceli kahvaltılardan biri olmuştu. Gülmekten yemek yiyememiştim. Kahvaltıyı bitirince büyük ısrar sonucu bulaşıkları ben yıkamıştım.

Ben bulaşıkları yıkarken o da arkamda oturmuş şarkı söylüyordu. Sesi gerçekten çok iyiydi. Çok bulaşık olmadığı için hızlıca bitirmiştim. Bulaşıklar bitince elimi havluya kuruladım ve telefonumu açtım. Saat 11.37 olmuştu. Kahvaltıda biraz fazla oyalanmıştık sanırım

"Yuh saat on bir buçuk olmuş"

"Şaka yapıyosun" diyerek kendi telefonunu eline aldı." Ne ara oldu o kadar ya"

"Dimi. Kahvaltıda biraz oyalandık sanırım"

Tam bir şey dicekken telefonum çaldı. Ekranda " Annemm" yazısını görünce olduğum yerde kaldım. Ben bunu tamamen unutmuştum.

"Annem arıyor ne dicem şimdi ben"

"Bilmiyo mu burda olduğunu"

"Şehir dışındalar o yüzden haber vermedim"

"Tamam sorun yok arkadaşımdayım dersin"

Israrla çalan telefonu açtım ve kulağıma dayadım

"Alo efendim anne"

"Napıyorsun kızım"

"Oturuyorum annecim sen?"

"Baban uyuyor bende kahvaltıyı hazırlıyorum"

"Anladım"

"Şey için aramıştım ben"

"Ne için?"

"Ben yeşil hırkamı bulamıyorum bak bakiyim orda mı unutmuşum"

"Şey anne ben evde değilim sonea baksam"

"Bu saatte neredesin"

"Büşra pijama partisi yapalım demişti biraz eğlendik geç olunca da orada kaldık. Büşralardayım yani."

"Haa anladım. Nermin'e ver bakiyim bir selam söyliyim"

"Eksikler varmış o yüzden markete gitti o"

"İyi tamam gelince selamımı söyle. Eve dönünce de bak da haner ver bana"

"Tamamdırr. Öptüm hadi bayy" cevap bile beklemeden telefonu kapattım. Anlicak diye çok korkmuştum ama sanırım inanmıştı.

"BüşRaLArDayIm" gülerek takşidimi yapması çok gıcık ama bi o kadar da komikti. Gülmemeye çalışarak ona ters ters baktım.

"Sus be. Ben burada 2 dakika içinde neler yaşadım haberin varmı"

"Gördüm gördüm." Hala dalga geçiyordu.

"Öf uğraşamayacağım seninle"diyip dışarı çıkıyodum ki kolumdan tuttu.

"Tamam ya şaka yapmıştım"

"Böyle adam ol işte" dediğim üzerine büyük bir kahkaha attı. O gülünce bende gülmeye başladım.

Odaya çıktık ve birkaç saat daha çalıştık. Dinç bir kafayla düşündüğümüz için daha güzel şeyler yazmıştık. Normalde 15 kıta yazmamız yeterdi fakat biz kendimizi tutamayıp 20 kıta yazmıştık. Tekrar bir üstünden geçtik minik düzeltmeler yaptık ve sonunda şiirimizi bitirdik. Bence güzel bir şiir olmuştu. İlk başta ne kadar istemesemde çok eğlenmiştim.

İşimizi bitirince saate baktım. Saat 13.47 olmuştu. Sırtımı yatağın başlığına yasladım. Akay'da yanıma oturdu. Kollarımız hafif birbirine değiyordu fakat takmadım. Akay solaktı. Bu yüzden sorada yazarken de sürekli kollarımız birbirine değiyordu. Biraz şarkı dinledik biraz sohbet ettik. Ailelerimizden konuştuk. Daha doğrusu o konuştu ben dinledim. İnsanlara kendimi anlatmaktansa daha çok dinlemeyi severdim. 1 ablası varmış. Adı Aslı'ymış. Ankara'da tıp okuyormuş. Onun da resmini gösterdi en az Akay kadar güzel bir kızdı.

"Bem anlattım, sıra sende. Kimsin sen Hazan Demir?"

"Ben Hazan. Sonbaharda doğduğu için adı Hazan konulan,girdiği her ortamı adı gibi güzel çeviren Hazan. 24 Ekim doğumluyum. Yani akrep burcuyum." "Bence tam tersi,ilkbahara çeviriyorsun" "Anlamadım"

Zaten yanyana olmamıza rağmen daha da yaklaştı. Aramızda en fazla 1 karış vardı. Kalbimin bu kadar hızlı atması normal miydi?

"Dedin ya. Girdiği her ortamı güzel çeviren. Bence tam tersi. Girdiğin her ortamı anında ilkbahara çeviriyorsun. Çorak bir toprakta bin çeşit çiçek açtırıyorsun."

Duyduklarımla donup kaldım. Akay Aksan az önce bana iltifat mı etmişti? Evet bana iltifat etmişti. Ve bemce bu fünyanın en güzel iltifatıydı. Bu beklenmedik iltifatı ile zaten 1000 olan nabzım 1500 e çıkmıştı. Anormal derecede heyecanlanmıştım.

"Sen çok farklısın Hazan. Sende çözemediğim bir şey var. Sana özgü davranışların beni sana çekiyor"

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.