Moncu akli lideri küçük adımlarla yoluna gidiyor, güvercin ona eşlik ediyor, durumun ciddiyetini anlatıyordu.
"Gwak, toplantıya çağrılan tek kişi değilsin. Özel hissetme gwak."
"seni yahnime katarım güzel aroma olursun."
"Gwak!"
"Tüm detayları anlat."
"Efendim, köy liderinin emriyle, kuvvetli öncümüz dış topraklardan gelen haberi alakalı olan herkese bildirmek istiyor. Biliyorsunuz son zamanlarda kum ağası köyümüze karşı gerginlik yapıyor. Ona birden çok dış elçi gönderdik. Bize sebebini bu zamana kadar söylememişti. Bu toplantıda bu derin konular konuşulacak, Gwak!"
Moncu liderin içi garip bi hisle doldu. Gözlerini kamaştırıp keskin şapkası altında derin kırmızı gözleriyle güvercine bakış attı.
...
"Ne? Bu felaket! Anomalinin Enerjisi görülüyor ama kendisi değilmi?"
"Her ne olursa olsun bunun fiziksel etkisi olmadığını biliyoruz. Bizim kutsamala yığınlarımızın bölgeler ve yaratıklar üzerindeki etkisini andırıyor."
"Rüzgar anlaşmasına dayanarak kulağımın bana ilettiğine göre, Bunun daha önceki hafızalarda bulunmayan ve tarihde eşi benzeri görülmemiş, garip bir enerji tabakası hissettirdiği anlaşılıyor."
"Efendim ya siz ne düşünüyorsunuz?"
Moncu lider şapkası gözünün görülmeyeceği şekilde yüzü kapalıyken konuştu.
"Kum ağasına şahsi olarak sormak istiyorum. Beni Kanlı kum çölüne göndermenizi talep ediyorum!"
"Delirdinmi sen! Kanlı kum çölüne tek başına mı gidiceksin?"
"Tabiki hayır. Kızıl valirimi kullanarak uçarak gideceğim. Klanımızın görmeden iletişim saifelerinden bir tanesini kullanırsam, kimseye zarar gelmez değilmi?"
Toplantı salonundaki herkes yüzü ciddi, çoğu yaşlı erkek ve kadınlardan oluşan, Saldırı ve Strateji komutanlarıyla Koalisyon başkanlarının çevrelediği masalarda oturuyorlar, en başta ise Köy lideri oturuyordu.
"Peki Saifeyi ne için kullanacaksın?"
"Sınıra olabildiğince yakınlaşmasını dileyeceğim."
"Geliceğinden emin gibi konuşuyorsun. Kan çölü niye kanlı unuttunmu yoksa?"
Konu kan çölü değildi. Alt kademeler arası rekabet vardı ve bunu muhalefet olmakla kullanıyorlardı. Aralarından bazıları açgözlü olsa bile bu vahşi doğada kendilerini barındıran Köye bağlılardı. Kibirli olanlar vardı ama minnet daha kuvvetliydi.
Kan çölünün kanlı olmasının sebebi, kum ağasının besin aramak için yer altından ormana ve diğer bölgelere yaydığı kum hortumlarına kapılan hayvan cesetleriydi. Cesetlerden sıçrayan kan ve ezilip büzülen hayvan ve canlı kemik ve etleri bir şekle bürünüyor kum ağası kum kontrol sahifesini üstün uzmanlıkla kullanıyordu.
...
"Valir, yolumu aydınlat, gece karanlığında ay gözümü alıyor."
"swooosh!"
küçük ama çok parlak bir ateş atması, planlanan güzergahı güneş gibi aydınlattı. Birkaç saniyeliğine bile olsa hem valir hemde Akli liderin yolundan emin olmasına yeticek kadar vardı. Mistik canavarların Üstün yeteneklerine nazaran bu küçük evcil valir lordu oldukça güçsüzdü. Binler tanrı canavarlarına karşı, gökdelen ve karınca gibiydi.
Rüzgar esiyor, kum surata çarpıyor. Mavi gök kararmış yerini ulu yıldızlar almış. Tanrılar seyahat ediyor yıldız kayar gibi. gökle yer birleşmiş bulutlar aradan çekilmiş.
"Geceyi seviyorum lanet olsun."
...
20 bin Tanrının göksel azameti
sanma ki kıracak ihaneti
ey gökle yer arasındakiler
burnunuz nasıl da yukarı kayıyor
ey yıldız
ey koca sıcak yıldız
parlamanı ne geciktiriyor?
...
Eski zamanlardan kalan bi melodi kulağına doldu. Kum ağasının yer altı kutsal bölgesine yakında varacaktı. ucu ucuna görünmeye başladı. Zaman akıyor Moncu akli lideri asily, kızıl gözleriyle kara gökten ışık saçıyordu. Ortamda kum ve tuzlar giderek yoğunlaşıyor, asily kendisini muhafaza derdine düşüyordu.
"Aşağı in valir."
valir aşşağı doğru kayarken asily göz gören ruh saifesini aktive etti. Yer altında madenlerle bazı mahzenler, Küçük su pınarları ve koca kaya blokları görünüyordu. Zaman akmaya asily inmeye devam etti. Yere vardı.
"Ey sıcak kanlı kum! Bana sahibinin Ruhunu göster."
"Sen de kim olasın ki?"
"Derin woha köyü Moncu akli lideri, Asily sentavi."
"Ne yazıkki, Ağanın ruhu çok seyrek."
"Ne?"
"Dün bi çöl anomalisinin saldırısına yenik düştü."
"Sihirli kelime: Gururun yarma çizgisi, Varmı senden yücesi."
Gökten kısa bi sarı ışık süzmesi Kanlı kuma saplandı. Yerde sarsıcı kucuk bi titreme sonrası bir ses duyuldu.
"Bi susmadın asily."
"Ağam, sizden bir ricam var."
"Ah söz hakkı sizindir"
"agrasyonunuzun sebebi ne bilmiyorum. açıkcası derin woha köyümüzü kötü etkiliyorsunuz. Siz yüce ağamız, ne umuyor ne düşünüyorsunuz?"
"Asily, Gözlerindeki kan kırmızısı parlak saifleri köyün biliyor mu?"
"İkizime nazaran saklamakta daha becereksizim. astlarım bilmez üstlerim hakimdir. Demek sizde üstümsünüz. Saygıyla eğiliyorum."
"İkizin mi? Hiç duymamıştım."
asily Gözlerine bir çift harcanabilir yüce ateş zaman yakan saifesi bulunduruyordu.
"Bu enerji dalgasını sizde seziyorsunuz."
"Kum ağası olarak ben, Bu enerjinin kaynağının bi saife olduğunu düşünüyorum."
"Güçlü ve mana dolu saifeler olduğunu biliyoruz ama bir bölgeye özellikle baskı yapan manasal saifenin sebebi ne? Hem arasak da bulamıyoruz."
Kum yavaş yavaş çöküyor ve mana gittikçe kuvvetleniyordu. Manaların kaynağı genel alanı kaplar. Her tarafa eşit oranda dağılır. Bunun farkında olan asily ve kum ağası, hatta konuşmayı dinleyen bazı ruhlar bunun pek ala farkındaydı.
...
Kum ağası ile birtakım saifeler karşılığında agrasyona son verildi. Kızıl kan çölü eylemlerine kaldığı yerden devam edecek, canavar ve hayvanları emicek, ancak insanlara dokunmayacaktı.