İçeriğe geç

Dünya ve Ötesi

Bölüm 4 · 4 dk okuma

Dünya ve Ötesi

Bölüm 4

Gökten gelen umut

"Elena, Bu çocuğu sahiplenmemiz gerektiğini düşünüyorum. Zavallı ve kimsesiz."

"Ya kendi çocuğumuz? Sasha ve o oğlana bakabilecek miyiz?"

"Annelik duygusunu bilirsin. Sashanın doğmasına daha varken, oğlan ona birnevi abi olabilir. Hem parasal destek verilecekmiş."

"Aa, hangi kurum veriyor?"

"Moncu akli lideri tamamen kendi aylığından ödeyecekmiş. Beni kenara çektiğinde yüzünde bi gülümsemeyle bunu istedi. Onu kırmak istemiyorum benim için birnevi emir gibi. Ama onunla ilgilenip vakit geçircek kişi olduğun için, kesinlikle sana sormam gerekirdi."

"Ah kocacım.."

elena bu genç baba adayının boynundan sessizce öptü. Genç adam hareketlendi kalbi gümgüm oldu. Gözleri parladı ve kanı kaynadı.

"Tabiki bu oğlanı almalıyız. Elimden geleni yaparım, Öz çocuğum gibi büyütürüm. Sen benimle kal yeterki."

...

Çocuk dini liderin elinden geçip Elena ailesine evlat olarak teslim edildi. Baba çocuğa iyi bakmak için daha sert çalışmaya fazladan ter ve kan dökmeye, her canavar avına katılıp haftalık sınırlarını zorlamaya başladı. Akli lider bunu gördü ve övdü.

Akan zaman nehri her ihtimali sımsıkı kucaklıyor ama arasından bir tanesi seçildiğinde diğerlerini bırakıyordu. Zalim ve Inatçı bi kader çizgisi.

"Ama ihtimali güzelleştiren bu şiir değilmi,

Ya rab indir bize ulviyeti o güzel ilmi!

Sıcak rüzgarda oynaşan aşk dolu kalbim,

Kırma beni, umudumu ve göksel çizgimi!"

Dini koalisyon, sahip olduğu tüm kollarıyla belirli vakitler buluşup sonsuz mavi göğe doğru ilahiler okur, dua eder güç dilerlerdi. Çabaları köy halkını memnun etme, onları kısa süreli yorgunluklardan alıkoyup kuş cıvıltılarıyla dolu huzurlu geleceğe, bir ödül gününe inanmalarını sağlamak içindi. Mumlar yakılır kötü ruhlar kovulur, ilahiler okunur melekler haberdar olur.

...

Aynı gün bi sessizlik oluştu. Herkes mavi göğü üstten delen bu sessiz gök taşının gezegene inmesini izliyordu. kocaman kaya yapılı bu göktaşı, arkasından kırmızı alev ve kırmızı alevin külleşmesinden siyah tortu bırakıyordu.

"Kocaman değilmi? Baksana tüm halk meydanda toplanmış."

"Başımıza düşmez umarım"

"Güzergaha göre yakınımıza düşecek"

"Umarım tek parça halinde düşer de içindeki madenlerden yararlanırız! Eğer düşerse o taşı bulanın zengin olcağından eminiz.

Aradan birkaç dakika geçti, göktaşı toprak ile buluştu, ormanın içine düşmüştü ve güm sesi tüm ormanı sarıverdi. Ağaç yaprakları savruldu rüzgarlar şaşırdı, vahşi hayvanlar korkudan çığlıklar attı ve yere çarpmanın etkisiyle toprağa doğru gömülüp krates oluşturan göktaşı etrafında hassas mineralli taşları tuz biz etti. emilebilir kaynaklar birnevi söndü ve ormanda yakındaki bazı ağaç kökleri erimeye başladı.

"Bu sarsıntıyı yapan kim!? Ah onu boğup parçalara ayıracağım."

Toprak ağası kızgın ama soğuk bi toprak ruhuydu. Gözleri bitkilerinki gibi hisse ve enerjiye göre algılamayla görebiliyordu. Canı acımaz ama tehditlerin canını yakardı. Bu toprak ruhu bedene büründüğünde algı kapastesi artar ve olanları görürmüş gibi hissederdi. Aynanda tüm ormanı ve ormanda ona bağlı olup onunla beslenen her canlıyı ve cansızı kendi ruhuna katmış olan bu toprak ruhu, böyle davetsiz misafirlere kinlenmeye müsaitti.

...

Tabiki halkın göğe hayranlıkla bakması onları yüzeyde olanlardan koparmıştı. Birtakım liderler uçan canavarlarını ve koca birliklerini ağaçların arasından dalların üstünden geçirip, krateri aramaya başlamışlardı bile. Bu toplu arama işi birnevi rekabet konusuydu. Bu dünyada birsürü rastgelelik ve kader oyunu dönüyor, Bahtı olanın önü açık olmayanınki dua ve isteklerle dolu. Moncu akli lider ve başka ekiplerden üst rütbeli insanlar bu yarışa koyuldu. Nitekim göktaşı değerli maden veya bir tür saife bile olabilirdi. Göklerin planını kim tahmin edebilirdi ki?

Toprak ağası herkesten önce kraterin başına gelip ağaç dalı iletişim saifesiyle hertarafı yumuşak ama hızlı sarmaşık dallarıyla taramaya başladı. Yakınlarda bir canavar boyutunds birşey olmadığına kanaat getirdi ve rahatça bedenleşip 2 ayaklı 2 kollu insan haline geldi. önünde derin ormanın sonsuz parıltısı, hemen altında ise kraterin ta kendisi vardı. yavaşça kraterden içeri girip soğuk bakışlarla çevreyi kolaçan etti. O sırada gözlerine inanamadı.

"Bunu yapan bi bebek mi!?"

Bebeğin çarpmadan dolayı burkulup topaklanmış ışıltılı sarı saçları, bembeyaz bi bedeni ve yaşlı gözleri vardı.

Toprak ağası bu görüntünün bir saldırı değil göktaşı sonucu oluşmuş krater olduğunu ve bunu yapanın bu oğlan değil, çarpmanın etkisi olduğunu anlamıştı. Öfkesine yenik düştüğünü düşündü. Hafif bi pişmanlık bedenini sararken merhamer kabarmaya başladı. Kalbinde bi tohum filizlendi ve bu tohuma acımak ismini verdi. Ruh olmasının yanı sıra oldukça duygusal olan bu toprak ruhu, Bebeği bir el çantasına benzeyen sarmaşık ve odundan yaptığı yumuşak bi hamakla sardı. ardından pişmanlıkla tekrar toprağa katılıp, bebeği olduğu yerde bırakma kararı aldı.

Moncu Akli lider taifesiyle birlikte oraya doğru koşuyordu. Ormanda en iyi arama kurtarma çalışmalarını bu ekip yapıyordu. Birini hakim olduğu ortamda yenmek oldukça zorlu bir işti. Bu küçük manevi yarışta şimdiden elenenler ve vazgeçenler çoktu ama lider ve ekibi durmadan ilerliyorlardı.

...

Ormandaki kargaşadan dolayı kızmış ve öfkeyle kratere yaklaşan bi siyah kürklü kaplan bebeğin taze etinin kokusunu almış ona yaklaşıyordu. Burnu keskin ve ağzı suluydu. Onu yemek için can atıyordu. Öfkesini ancak bu dindirebilir, Biraya kadar gelmesini ancak böyle ödüllendirebilirdi. yerde duran tutmalı hamağın dibine gelip 4 patisiyle ve 12 pençesiyle gerilip ağzıyla bebeğe hırlamaya başladı.

"Hm?"

Kılıcını çekti ve siyah kürklü kaplanın boynunu göz açıp kapayıncaya kadar uçuruverdi. Kaplan kanı Bebeğin kalbinin üstüne ve yanaklarına sıçradı. Kaplanı öldüren yiğit, Asily sentavi, Moncu akli lideriydi. Erkenden krateri bulup Bu görüntü karşısında şok olmuştu. Kraterden gelen şey bir bebekti! başka bir mineral saife veya madenlerle dolu hazine değil bir bebekti. Bu kesinlikle göklerin kutsamasıydı.

Asily Ağzından nefes verdi ve bu küçük bebeği kırmızı parlak gözleriyle şapkasının altından izlemeye başladı. Bebek bir eliyle yaşlı gözünü ovuşturuyor, diğer eliyle küçük parmaklarını asilye doğru uzatıp parıldayan gözleriyle ona bakıyordu. Asily yumuşadı. Bebeği hamakla eline alıp, Köy merkezine doğru yürüdü.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.