Kırkayak kovalaması nihayet bitmiş orman tekrar sessizliğe ve kuş cıvıltılarına bürünmüştü. Yerden kalkan toprak yakından bakılınca solucanlar ve birtakım bitki kökleri ile bezenmiş, eşsiz parlak taşlarla minik mücevher parçaları göze çarpıyordu. Küçük domuzlar ve tilki kuyruklu aslanlar, bu koca sarsıntıya sebep olan durumu izlemek için meraklarına engel olamayıp derin ormandan yüzeye gelmişlerdi.
Lider siyah cübbesine sardığı bu öksüz çocuğu süt ve şefkatle besleyecek yeni bir anne bulmak veya onu tamamen doğal yetiştirip monculara üye olarak katmak konusunda kararsızdı. Bu küçüğe acımıyor değildi. Aynı efsanelerdeki gibi trajik doğum hikayesine benzeyen bu doğumlar boşuna değildi. Evrende her hikayenin bir sebebi bir mutlak benzetmesi vardır. Efsaneler tam olarak gerçeği yansıtmasa bile geçmişte yaşanmış 1 dereceli felaketleri zamanla 1000 dereceymiş gibi anlatır. Bunlar daha da kabartılır sonunda Tanrıların hükmüne erişir. İnançlar ve felsefeler bu edebiyattan feyz alır.
Sıcak kum ve kan kum çöllerine sahip yüce araziler ve göksel tabiatın söz geçirdiği sulak, katı toprak, Yanan alevlerle soğuk rüzgarların birleşimi koca fırtınalar... 8 kıtadan ve derin sular altı şehirleriyle, lav ormanları içeren, binbir adalara ve yüce dağ silsilesine mana katan, parlayan aşk nehirleri ve çukur mahzeni.
Sıcak kum çölünden, rüzgarla ormanı dölleyen ve toz zerrelerinin köy zeminini oluşturduğu Derin Woha Köyü. Moncular bu köyün askeri birimlerinde sadece bir tanesiydi. Moncular gibi ama iç işlerde görev yapan polisler, dini güç sahibi Rahibe Kanatları, iletişim istihbarat üzerine Mayın ekibi ve Kutsal göç suyunu koruyan kapı muhafızları vardı. Her birisi kendi alanında derecelere ayrılmış uzmanlara sahipti. tek başına güç getirebilenler pek nadirdi. Tanrısal canavarlara karşı el ele vermek bir acziyete nazaran mümkün olabilcek en iyi imkandı.
"Moncular geldi aşçıya haber verin" diye bağırdı kalın bir ses. Bu ses, dış surları belirli zamanlarda geçebilen ayriyetten iç surlarla dış sur arasında dolaşıp geçimlerini çiftliklerle sağlayan dolaşan köylülere aitti. Herbiri doğuştan sert iklime ve doğa canavarlarına karşı dayanıklı, mizacen sert ama kalben iyi huylu kimselerdi. Moncuların büyük çoğunluğu bu mini köylerden çıkma, ayak işlerinde ve zorlu şartlarda etkili savaşçı kişiliklerdendi.
"Ah kocacım selam olsun sana!"
"Eeeh!"
"Haha bu kadın senin karın mı?"
"E- evet..."
"Evlat ne diye çekiniyorsun? hadi."
"Selam sana elena!"
Elena gülümsedi. küçük dudakları kıvrılmış gözleri parlıyor, suratı kızarıyor küçük elleriyle sevdiğini selamlıyordu. Kocası daha acemiydi. Yeni moncu olmuş kılıç ve kazma eğitimi almış basit birer koruma saifesiyle mana odaklama konusunda yetenkli bir köylü ailesindendi. Elenayla yeni evlenmiş gençliğinin başında kanı kaynayan utangaç ama sıcakkanlı bir insandı.
"Lidere bildiri! Dini öncü ile saat 13 de buluşması gerek!" diye bir ses ciyakladı. Bu ses sarı başlı beyaz güvercinin çağrısıydı. Güvercinler, arındırıcı, toprakta zararlı maddeleri temizleyici, mesaj iletici ve gözlem yeteneği gibi sebeplerden dolayı dini koalisyonun 1 numaralı evcil hizmetkarı seçilmişlerdi. Renklerine göre türleri olan bu güvercinler kısa ömürlü olduğundan güvercin çiftliklerinde büyütülüp dizginlenen vahşi güvercinler ve de evcilleştirilmiş emrivaki güvercinleri dölleyip doğuştan evcil güvercin elde etmek gibi yöntemler vardı.
Sıcak hava gün aşırı topraklardan gelen toz zerreleriyle bulanmış ormana iniyor, köyün yüzeyinden tavanına doğru yükselen arındırıcı enerji insanlara zararlı olan bu tozu engelliyordu.
Lider haberi aldıktan sonra acelesini arttırdı. nitekim dini öncü köy liderinden sonra gelen yücelerden biriydi. Asli görevi halkın mutluluğu ve huzurunu sağlamak, dini büyü ve güçlerle acı alıp şifa vermek ve bunun gibi köyün güvenliğini sağlayıp karanlık kuvvetlerden korumak gibi şeylerdi. Moncu liderlerinden akli lidere çağrı göndermesi gayet olağan bir şeydi. Nitekim ortak konularda işbirliği sağlayıp dostça rekabet ile kaynak paylaşımı yapmak, ticaret ile birliklerini güçlendirmek, bilgi karşılığı iyilik yapmak hatta para alışverişi dönmesi söz konusuydu.
lider askerlere emanet ettiği bebeği iç şehre götürmelerini söyledi. bu süreçte askerler çocuk için dua edicek ve naralar atıp birnevi onu kutsal sözlerle rahatlatacaklardı. Bu büyüsel lafızlar dini öncünün kutsal işbirliğiyle elde ettiği, uzun çabalar sonucu meyvesini vermiş birer nimetlerdi. halka saife saife dağıtılmış bu sözler kalbe umut ve şefkat ile ruhsal gücü mana enerjisi karşılığında kuvvetlendirir, insanı sakinleştirirdi.
Kaderin kucağını açtığı mahlukatlar olduğu gibi acı çektirmek için yarattıkları vardır. Topaç gibi dönen gezegenin dalgaları şiddetli sesi düşündürücü, pulsarlar siyah göğü delip geçen kapıları andırıyor.