Eve gidince defteri okumaya başladım .
kenarında kurşun kalemle yazılmış küçük rakamlar...
14, 7, 17, 28
İlk başta anlam veremedim.
Sonra aklıma okul kütüphanesi geldi.
Ertesi gün ders arasında gizlice kütüphaneye gittim.
Rakamların kitap raf numaraları olabileceğini düşündüm.
14 numaralı rafa yaklaştığımda eski ve tozlu bir kitap dikkatimi çekti.
Kitabı çekince içinden sararmış bir fotoğraf düştü.
Fotoğrafta dört öğrenci vardı.
Üçünün yüzü daire içine alınmıştı.
Dördüncü kişinin yüzü ise tamamen karalanmıştı.
Fotoğrafın arkasında şu yazıyordu:
"Sonuncusu hâlâ okulda."
Birden arkamdan bir ses geldi.
"Onu nereden buldun?"
Arkamı döndüğümde güvenlik görevlisini gördüm.
Ama yüzündeki ifade önceki seferlerden çok farklıydı.
Korkmuş gibiydi.
Ben cevap veremeden elindeki anahtar demetini sıktı ve yavaşça şöyle dedi:
"Miranın bıraktığı şeyleri araştırmayı bırak."
"Neden?"
Çevresine baktı.
Kimsenin olmadığından emin olduktan sonra bana yaklaştı.
Çok alçak bir sesle konuştu.
"Çünkü Mira kaybolmadı."
Kalbim duracak gibi oldu.
"Ne demek istiyorsun?"
Güvenlikçi cevap vermedi.
Sadece cebinden eski bir anahtar çıkarıp avucuma bıraktı.
Anahtarın üzerinde paslı harflerle tek bir kelime yazıyordu:
ARŞİV
Tam o sırada okulun sonundaki eski binadan büyük bir gürültü duyuldu.
İkimiz de dönüp oraya baktık.
Ve yıllardır kullanılmayan binanın en üst katındaki pencerede bir siluet belirdi.
Bana bakıyordu.
