Harry, ne olduğunu anlamadan dudağında hissettiği baskıya karşı gelmemişti. Draco bir süre sonra geri çekilince, Harry’nin neden karşılık verdiğini çözemeyerek baktı. Ama Harry’nin içki direnci o kadar düşüktü ki bir yudum bile onu sarhoş etmişti. Bunu fark eden Draco’nun aklından tonlarca şey geçse de, birçoğunun yanlış olduğunun farkındaydı. Draco düşüncelere dalmışken, Harry bir anda: "Ne düşünüyorsun, sarı pipi?" dedi. Draco, duyduğu cümleyle sırıtarak: "Nereden biliyorsun?" diyerek çıkıştı. Ama Harry, bir yudumun üstüne çoktan sızmıştı... --- Hermione, saatlerdir yatakta yatıp elindeki sargıya bakarak sürekli sabah yaşananları düşünüyordu. Bir anda kapısı çaldı. Bu, oda arkadaşı Ginny’ydi. "Herm, Profesör Kans seni çağırıyor. Acilmiş." diyerek Hermione’yi yönlendirdi. Hermione bir anda boy aynasının önüne geçip üstünü başını düzeltti ve hızlıca Kans’ın yanına gitti. "Buyurun Profesör," dedi Hermione. Kans gülerek yanına geldi. "İyi misin Hermione? Elin nasıl?" "Biraz acıyor ama geçer bir haftaya," diyerek eline baktı Hermione. Kans, gülümseyip Hermione’nin elini avuç içine aldı ve yarayı kendine yansıttı. Hermione, şaşkınca kendi elini saran Kans’a bakıp kendi sargısını hızlıca açtı. Yarası tamamen kaybolmuştu. "Neden böyle bir şey yaptınız Profesör? Bu sefer sizin canınız acıyacak." Kans, gülümseyerek: "Senin canın yandığı için yine canım acıyacaktı. En azından şu an senin canın yanmıyor," diyerek cevapladı. Hermione hafiften kızarınca, Kans gülümsedi. "Beni bunun için mi çağırmıştınız Profesör?" "Sayılır. Aslına bakarsan hayır, bunun için çağırmadım," diyerek bir kolye uzattı. Hermione görür görmez: "Ama bu..." dedi. "Evet, seninkinin bir üst versiyonu. Ve evet, sadece sahibine hizmet ediyor. Ve tekrar evet, bununla geçmişe gidince görünmez oluyorsun," diyerek gülümsedi. "Bana bunu vermeniz doğru değil. Babanız size bıraktı." "Babam bana bunu bırakırken ‘kalbinden geçen en doğru ve en güvenilir kişiye emanet et’ dedi. Ve bu kişi sensin, Hermione. Bu yüzden itiraz istemiyorum." "Ama bundan dünyada sadece bir tane var. Ben bunu hak etmiyorum." "İşte tam olarak bu yüzden hak ediyorsun, Hermione. Sen busun ve kimse senin gibi olamaz. Bir hafta boynunda taşı. Zaten sahibinin sen olduğunu anlar." "Nasıl ya? Anlamazsa kötü bir şey olmasın?" "Olmayacak, sakin ol. Eğer seneler sonra başka birine vereceksen, tek yapman gereken kalbinden ve zihninden emin bir şekilde bir hafta boyunca boynunda taşımak." "Peki... Tamam. Ama emin misiniz yani... benden?" "Hiç bu kadar emin olmamıştım." Gülümseyerek: "Boynumdakini çıkarmalı mıyım?" "Evet." "Çıkarmasam olmaz mı? Ben bunun rengini çok seviyordum." "Tek derdin bu olsun güzelim," diyerek büyüyle rengini değiştirdi. "Nasıl ayırt edeceğim ben bunları?" "Benim verdiğimin iç kısmında önceki sahiplerinin adı yazıyor." Hermione bakarak: "Ama burada sadece sizin adınız yazıyor." "Evet, çünkü ilk sahibi benim." "Nasıl yani? Peki babanız?" "Babam icat edip ilk sahibi olarak beni tanımladı." "Ama Profesör, Dumbledore’un icatlarında böyle bir şey yoktu. Yani okuduğum makaleye göre." Kans gülümseyerek: "Hangi babam olduğunu söylemedim, Herm." Şaşkınca bağırarak: "Ne?! Sizin iki babanız mı vardı?" Kans bir anda Hermione’yi kendine çekerek eliyle ağzını kapadı. "Sessiz ol, Hermione. Sadece sen biliyorsun." Hermione, yutkunarak fazla yakından gördüğü bal köpüğü rengindeki gözlere baka kalmıştı. Kans’ın ona dokunması bile onu farklı hissettirirken, dudaklarının arasındaki bir el ve gözlerinin arasındaki 4-5 santim onu çıldırtmak üzereydi ki... bir anda odaya Pansy girdi. Gördüğü manzara karşısında şok olan kız, hızlıca Hermione’nin yanına gidip: "Hermione! Ders başladı. Severus seni sorup duruyor. Bu arada binandan 50 puan kırdı, sırf sen yoksun diye." Hermione, telaşlı bir şekilde odadan çıkarken, Kans’ın tek yaptığı şey Alfa ve Omega kızını izlemek oldu...
Bölüm 8
6
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.