İçeriğe geç

DÜĞÜM

Bölüm 12 · 7 dk okuma

DÜĞÜM

Bölüm 12

Ruh Eşin Sana Nefes Verir

Evde Robert ile yalnız kalmıştık.Artık alışmıştım ona ilk geldiğim gün kadar yabancı hissetmiyordum onun yanında.

Filmin bitmesine az kalmıştı.Son sahneleri izlerken Robert yanıma geldi.Patlamış mısır da getirmişti.Göz kapaklarım ağırlaştı.Uykum gelmişti galiba .Ama canım uyumak istemiyordu.Sabahlamak istiyordum ve bu hiçte kötü bir fikre benzemiyordu.

"İrina uykun gelmiş olmalı istersen yat "dedi Robert

"Yoo gelmedi ki"dedim

"Gelmiş.Gözlerin kıpkırmızı"dedi

"Uyumak istemiyorum.Hatta çok güzel bir fikrim var sabahlamak istiyorum"

"Sabahlamak mı"

"Evet.Hadi birlikte sabahlayalım"

"Tamam sabahlayalım"dedi

Sabahlarken en sevdiğim şey dizi ya da film izlemek.Sanırım bu sefer biraz efkarlanmak istiyorum o yüzden Titanic izleyesim var.Televizyondan titanic açtım ve patlamış mısır yiyerek izlemeye başladık.

Işıklar kapalıydı ve dışarda hafiften yağmur başlamıştı.Etraf karanlıktı saat çoktan 1 olmuştu bile.

Ben tamamen filme odaklanmıştım ki dizlerimde bir ağırlık hissettim

Robert dizlerimde yatıyordu.

Hatta uyuyordu.Gözleri kapalıydı.Robert vampirlerin bedenlerini çok yorarlarsa uyuma ihtiyacı olduğunu söylemişti.Bugün kendini yoracak bir şey yapmış olmalıydı.

Onu uyandırmamaya çalıştım çok huzurlu görünüyordu uyurken.Kendisi yorgun olmasına rağmen benimle sabahlamayı kabul etmişti.Televizyondan yansıyan ışıkla yüzünü görebiliyordum.Yüzünü tekrar inceledim.Çekici yüz hatları vardı.Onu yakışıklı gösteriyordu ki zaten yakışıklıydı.Kendimi tutamayıp ellerimi saçlarının arasına attım.Sonuçta o da ben uyurken saçlarımı okşuyordu.Kumral saçları yumuşacıktı.Acaba vampirler rüya görüyor muydu?Uyuyabiliyorlardı peki uyurken rüya da görüyorlar mıydı?Bir ara Robert'e sormalıyım.

______________________--

Robert'in rüyası

"Ne kadar da güçsüz bir de varis olucak"

"Jules varken ne gerek var 2.varise"

"Çöp gibi kokuyor"

"Hayatta kalamaz"

"Bu cehennemde yaşayamaz daha fazla"

Kulaklarımı kapadım.Yere çöküp ağlamaya başladım.Neden herkes benden nefret ediyordu?Biri gelip elimden tutup kaldırdı.

"Kesin şunu.O güçsüz fln değil.Peters ailesinin yeni üyesine düzgün davranın.Yoksa ne olacağını biliyorsunuz"diye bağırdı diğer çocuklara

Kafamı kaldırdım.Jules'ti beni kaldıran,beni koruyan

"Ağlama artık geçti.Bir daha kimse sana zarar veremez.Hiç kimse Peters ailesine zarar veremez"

Elimden tuttu ve beni eve götürdü.Artık bir ailem vardı.Artık bir abim vardı.

_____________________

Filmin sonu gelmişti ve ben kendimi tutmayıp ağlamaya başladım.Bu filmi bir çok kez izlemiştim ve her defasında sonunda ağlıyordum.

Robert hareket etti.Yavaşça kalktı.Acaba ağlama sesim yüzünden mi uyanmıştı?Çok sesli ağlamıyordum aslında.

"İrina noldu neden ağlıyorsun"endişeli bir şekilde bana baktı

"Sadece filmin sonu çok üzücüydü."diyip daha çok ağladım

"Gel buraya"diyip bana sarıldı

Kokusunu içime çektim.Kokusu beni rahatlatıyordu.

Bir yandan da kendime kızıyordum.Neden bir film için ağlamıştım .Gerçek bile değildi.

"Neden ağlıyorsun"

"Çünkü yarım kaldılar .Bunu haketmediler."

Yarım kalmışlık çok kötü bir şeydi

Bir süre sonra ağlamam durmuştu.Kafamı kaldırıp ona baktım

Robert da ağlıyordu

"Sen neden ağlıyorsun filmin sonunu görmedin bile"

Yaşlı kırmızı gözleri bana baktı

"Sadece...geçmişimi hatırladım.Jules ile yakın olduğumuz zamanları.O gerçekten benim abim gibiydi.Bir anda hiç tanımadığım birine dönüştü."

Jules ile olan ilişkisini biliyordum.Benim bir kardeşim olmamıştı onu anlayamıyordum ama onun beni sakinleştirdiği gibi ben de onu sakinleştirebilirdim.Kollarımı ona doladım ve başını göğsüme yasladım.Hala ağlamaya devam ediyordu.Aslında biraz komikti.Bir vampir göğsümde ağlıyordu.

"Onu öldürmek istemiyorum.Ama yapmak zorundayım .Babamın mirasını korumak zorundayım.Bu vampir dünyasının geleceği için önemli"

"Ve en önemlisi seni korumak zorundayım"

Daha sıkı sarıldım.

"Geçicek bir gün hepsi geçicek.İnan bana"dedim

Bazen sözcüklerin önemi olmaz.Eylemlerle anlatırsın ne demek istediğini.Bazen kelimeler kifayetsiz kalır hislerine eylemler tamamlar duygularını.Ve bazen sevdiğinin kolları hissettirir güvende olduğunu.

O an bir şey oldu

Robert nefes aldı

Robert nefes verdi

Her şey o kadar ani oldu ki

Anlayamadı ilk başta ne olduğunu

"İrina noluyor bana"

"Nefes alıyorsun şapşal"dedim

"Vampirler nefes almaz-"derken hıçkırdı

"Alıyorsun işte "dedim

Hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı ve bana sarıldı

"İrina senin sayende nefes alıyorum.Sen beni kabullendin diye sen bana nefes verdin"

Pekala bu daha başlangıçtı.Nefes alıyordu ama henüz nabzı ve kalbi atmıyordu.Her şeyin bir sırası vardı eminim bir gün nabzı ve kalbi atıcaktı.Nefes almak başlangıçtı

Hiç beklemediğim bir şey oldu

Robert beni dudağımdan öptü

Karşılık verdim

Bir süre sonra nefes almak için geri çekildi.

"Nasıl hissettiriyor nefes almak "dedim

"Hayattamışım gibi"dedi

Gözlerinin içine baktım.

Gözleri hala kırmızıydı.

Henüz gözlerinin gerçek rengini görememiştim

________________________________

"İrina uyan artık"

Robert'in sesini mi duydum sanki

Yüzüme nefesi vuruyordu

"Uyandığını biliyorum küçük hanım"diyip yanağımdan öptü

Gözlerimi açtım

"Günaydın"

"Günaydın uyuyan güzelim"dedi

"Uyuyan güzel mi"

"Evet.Uyurken çok güzel görünüyorsun."

"Yani uyurken beni izliyorsun"

"Yapıcak daha güzel bir şey var mı?"

Gülümsedim.Nedense çok mutluydum şu an .Hayatımda bir şeyler yolundaydı.Umarım bu böyle sürerdi.Bozulmasını istemiyordum.

"Hadi kahvaltı yapalım acıktım ben"dedim

Aşağıya indik saat çoktan öğlen olmuştu.Dün gece sabahlicaz dedikten sonra ikimiz de uyuya kalmıştık.

Tabi ki o çok hızlı olduğu için kahvaltı çoktan hazırdı.

"Canım çok sıkılıyor"dedim

"Ne yapmak istersin güzelim"

"Kitap okumak istiyorum bir kütüphanen var mı"

"Bunu yıllardır vampir olan birine mi soruyorsun"

Elimden tuttu ve beni bir odaya götürdü.İçeri girdik.Bir sürü kitap vardı.Çok büyük değildi ama çok küçük de değildi.Varolan kitaplara göz gezdirdim

"355 yıllık birikimine göre hiç fena değil"dedim

Genelde klasik ağırlıklıydı ve sadece bu da değil çoğu dünya klasiğinin ilk baskısı vardı.Daha önce hiç okumadığım özel baskılar vardı.

Bir tane kitap aldım ve incelemeye başladım.

İçinden bir kağıt düştü.

Eğilip kağıdı aldım ve açtım

"Bunlar son uyarım.Bir daha ki sefer eylemle göstereceğim.

İyi düşün ve karar ver.Yoksa oğullarından birinin ruh eşi ölücek

Jules mi Robert mi tahmin et bakalım

Howell "

"Robert buraya bakar mısın"dedim ve kağıdı gösterdim

"Howell diye birini tanımıyorum babamın da tanıdığını sanmıyorum"

"Kim ve babanı neden tehdit ediyor"

"Miras için olabilir diye düşünüyorum.Babamın mirasında gözü olan bir sürü kişi var .Ama her kimse amacına ulaşamamış .Hem sen hem de Jules'in ruh eşi yaşıyor.Artık önemi yok"dedi ve kağıdı kitabın arasına geri koydu.

Sadece geçmişten kalan artık önemsiz bir şeydi.

Başka bir rafa yöneldim ve bir kitap aldım.Dorian Gray'in Portresini seçmiştim hem de ilk baskısıydı.

Robert de başka bir kitap aldı ve birlikte salonda kahve içerek okumaya başladık.

Dışarda yine hafiften yağmur başladı.Yağmur yağarken kitap okuyup kahve içmeyi çok severdim.Ama bu sefer yanımda sevdiğim kişi de vardı .Ya da bizim deyimimizle ruh eşim vardı.

Artık beni seven birine sahiptim ve sevdiğim biri vardı.

Hayatım mutlu bir şarkının ilk notası gibiydi.

Aradan bir kaç saat geçti.Hala yağmur yağıyordu.

"Acıktım hadi yemek yiyelim"dedim

"Ne yemek istersin"dedi

"Hmm.Canım lazanya çekti ama ben yapmak istiyorum çok güzel yaparım"dedim

"Tamam ben de yardım ederim"dedi

Centilmen çocuk ya .Allah özene bezene yaratmış

Mutfağa girdim.Dolaptan malzemeleri çıkardım.

Bir yandan yaparken bir yandan da sohbet ediyorduk

"Biliyor musun Josh fırına yaklaşmama izin vermedi"

"Gerçekten mi.Ona seni korumasını söyledim ama abartmış"dedi

"Evet.Yoksa Robert benim canıma okur dedi"

"Doğru"

"Josh'un ruh eşi henüz doğmamış"dedim

"Bazı vampirlerin ruh eşi hemen doğmaz bazıları çabuk doğar bazıları uzun sürer .Hatta ruh eşi bin yıl sonra doğan vampir de var "dedi

"Oha çokmuş.Josh ne kadardır bekliyor"dedim

"Yaklaşık 200 yıl falan oldu"dedi

"Bence onun ruh eşi insan olcak"dedim

"Neden"diye sordu

"Çünkü benim insanlığımla dalga geçiyor .Bu yüzden insan ve benden beter biri olucak hissediyorum"dedim

Güldü.Gülerken daha bir yakışıklıydı.

"Ruh eşin ölürse ne olur"dedim

"Bu nerden çıktı"dedi

"Jules'i öldürmeyi planlıyorsunuz.O ölünce ruh eşi de mi ölücek"dedim

"Hayır eğer ruh eşin ölürse ölmezsin.Babam öldü ama annem hala hayatta.Sadece sanki evli olduğun insan ölmüş gibi olur .Tabi ki kalbin çok acır ama öldürmez.Ama bazı vampirler ruh eşleri ölünce intihar edebiliyorlar"dedi

"Sonsuza kadar ruh eşinle yaşamak mümkün mü?"

"Eğer düşmanın yoksa ve panzehirin varsa mümkün"dedi

Lazanya olmuştu.Fırından çıkardım masaya koydum.Robert da bardaklarımıza kırmızı şarap doldurmuştu.Dışarda hala yağmur yağıyordu.

"Mum var mı"dedim

"Var ama ne yapıcaksın"

"Yakıp masaya koyalım.Romantik olur"

"Ortaçağda yaşamıyoruz ama sen öyle istiyorsan yakalım güzelim"dedi

Güzelin miyim gerçekten

Mum ışığı,kırmızı şarap,yağmur çok iyi bir üçlü olmuştu.

"Beğendin mi lazanyamı "dedim

"Enfes olmuş"dedi ve elimi nazikçe öptü.

Aşık mı oluyorum ne

"Hiç yurt dışına gittin mi"diye sordum

"Birçok ülkeye gittim"

"Romaya gittin mi ?Nasıldı anlatsana"dedim

"Hmm.Ben eski zamanlarına gittim 1900'lere falan.Çok güzeldi.Sokaklarda dolaşmak çok keyifliydi.En çok Trevi çeşmesini sevdim.Bir kitap gibi güzeldi."dedi

"Yemekleri nasıldı"

"O zamanlar yeni bir pizza restoranı açılmıştı.Hayatımda yediğim en güzel pizza-"derken hıçkırık tutmuştu.

Kendimi tutamayıp güldüm

"Ya neye gülüyorsun gülüncek ne var bunda"dedi

"Çok komik.Hıçkırırken konuşamıyorsun bile"dedim

"Nasıl geçicek bu-"ve bir hıçkırık daha

"Bilmem ki kendi kendine ya geçer ya geçmez"dedim.Tabi ki nasıl geçeceğini biliyordum.Ama onun bu hali çok eğlenceliydi

"Ya geçmezse-"ve tekrar hıçkırık

"Bilmem kalırsın öyle"dedim

"Böyle kalmak mümkün mü-"tekrar hıçkırık

"Bir adamın hıçkırığı 60 yıl boyunca sürmüş.Belki seninki 100 yıl sürer de kırarsın rekoru"

"Ya İrina komik değil-"tekrar tekrar hıçkırık

Gülmekten nefes alamıyordum artık

"Ya İrina komik değil"dedim ve yalandan hıçkırık yaparak onu taklit ettim

"Tamam tamam nefesini tutmayı dene geçer belki "dedim

10 saniye tutmayı denedi ama geçmedi.

"Hmm.Buldum nasıl geçiceğini biliyorum"dedim

Bazı hıçkırıkların ani bir korku veya ani bir hareketle geçeceğini okumuştum.Korkutmak konusunda başarılı değildim ama belki onu şaşırtabilirdim

Bir anda hiçbir şey demeden dudaklarına yapıştım.

Gerçekten şaşırmış olmalıydı.Nefes almak için geri çekildim

"Tüh ya hemen geçti bak kıramadın rekoru"dedim

"Oh be o neydi öyle .Konuşamıyordum bile"dedi

"Çok komiktin ama"dedim

"Görürsün sen komiği "diyip beni gıdıklamaya başladı

"Ya dursana"dedim ama gülmekten konuşamıyordum bile

"Bak bu sefer sen konuşamıyorsun gülmekten"dedi

"Ya Robert kes şunu"Dayanamayıp kahkaha attım.Tutamıyordum kendimi

Bir anda beni kucağına aldı ve yukaru taşıdı

Odanın kapısını açıp beni tam olarak yatağa fırlattı.

Evet gerçekten fırlattı

Tekrar gıdıklamaya başladı.

Ondan kurtulmak için yatakta debeleniyordum bir yandan da kendimi tutamayıp kahkaha atıyordum.Gıdıklamayı bıraktı

"Gülünce çok güzelsin "dedi

Bu sefer o dudağımdan öptü.

________________________

Ruh eşin sana nefes verir

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.