İçeriğe geç

DUBOKO

Bölüm 38 · 3 dk okuma

DUBOKO

Bölüm 38

BALİNANIN KARNI

“Her insanın bir diğeri için engin bir muamma oluşu, üzerine kafa yorulması gereken şaşırtıcı bir gerçektir.” 23.s İki Şehrin Hikayesi

“Ne anlatmaya çalışıyorsun?” komutan, Epstein’in hareketlerine anlam verememişti. Bir şeyler anlatmaya çalışıyordu ama ne? Komutanın hiçbir şeye sabrı yoktu aniden yükselir ve ilk aklına geleni yapmak isterdi.

“Çabuk odama gel!” mürettebattan birisi komutanın odasına geldiğinde komutanı cama yapışmış buldu. “Beni emretmiştiniz.”

“Yaklaş bak dışarıda kimler var.”

“Epstein! Yaşıyor ha.”

“Kurtulmayı başarmış ama dışarıda fazla kalamaz.” O sırada Epstein tutunduğu yerden hızla cama doğru yapışıp ellerini beni içeriye alın der gibi yapıştırmıştı. Gözlerinden korku saçıyordu.

“Tüm girişler kapalı komutanım. Sistem arıza veriyor onu içeriye almamız imkansız.”

“Camları kapatın! Bir taraftan da onu gemiden uzaklaştırmaya çalışın ani bir hareketinde denizaltı batabilir. Bu sırf yaşayabilmek için her şeyi yapabilir, kendisiyle beraber bizi de batıracak ahmak!”

“Emredersiniz komutanım.” Komutan odada yalnızlığıyla baş başa kaldığında söylenip duruyordu. “Burada geberip gidemem yok hayır! Bir şey olmalı, gemiyi hareket ettirecek bir şey…” bilgisayarını açtı ve on dakika ekranda takılı kaldıktan sonra hızla aşağıya –mürettebatın yanına- indi.

“ Nasıl? Hareket edecek miyiz dersiniz?”

“ Deniyoruz komutanım ama bir tepki yok. O kelebek hala yerinden kımıldamıyor. Her şeyi denedik, tüm silahlarımızı kullandık ama ne kapılar açılıyor ne de gemi hareket ediyor.”

“Bir kod vereceğim, gitmeye hazır olun çocuklar!”

Hareket Kodu:

---using UnityEngine;

puplicclass Hareket : MonoBehaviour

(

public float hiz = 5.0f;

void Update()

(

W-S-A-D

float //// “Horizontal” *hiz* Time.deltaTime;

float//// “Vertical” *hiz* Time.deltaTime;

)

Transform.Translate ( 0.5) ;

)

“Çalıştı! Uyarı takip sistemi devrede ve yön alıcı sinyali oynamaya başladı komutanım.”

“İşte bu! Gidelim buradan, hemen!” sabırsızlığı bedeninden adeta hırçın bir deniz gibi taşıyordu.

“Epstein’ı almayacak mıyız komutanım?”

“O nasıl çıktıysa girmeyi de bilmeliydi, risk alamayız gidiyoruz!”

Denizaltı yavaş yavaş hareket ettiğinde kelebekte aynı anda küçülmeye başlamış, Epstein ise metal demire iyice sarılmıştı. Denizaltı ilerlerken o da aynı anda süzülüyordu okyanusun kucağında.

***

“Canavar kaçıyor!” beyaz balina diğerlerine seslendiğinde Mirel, Armin ve Bay Raza denizaltının peşine düşmüşlerdi bile. Ruhu iki uca sıkışmış ben, Salem, Moby ve minik vatozlar kayalıkların ardında öylece bakakalmıştık.

Okyanus aynı ters hareketliliğine devam ediyordu. Minik balıklar sağa sola kaçışıyor, algler aşağı yukarı sallanıyor kayalıkların uçlarında biten adını konduramadığım garip bitkilerse boyunlarını eğmiş öylece bizi seyre duruyorlardı.

“Salem, sen vatozlarla kal. Ben Moby ile gidiyorum peşlerinden.”

“Aklını kaçırdın herhalde?”

“Gayet aklım başımda; onları riske atamayız ve şuan şu okyanusta onların yanında olabilecek, denizleri en iyi bilen –ben hariç- sen varsın. Anlıyor musun?”

“Moby, ağzını açar mısın?” Moby tüm şaşkınlığı ile Salem’e sonra da minik vatozlara bakıp tekrar Salem’e dönüp:

“İnsan kız ne diyor Salem?”

“Hayır! Biz gidiyoruz ve Moby çocuklarla kalıyor.” Dediğinde diğerleri suspus olmuş –Moby hariç-ağzı açık bizi dinliyorlardı.

“Salem! Tartışmanın hiç sırası değil, şu zamana kadar size hiç karışmadım hep uzaktan dinlemeye çalıştım çünkü ben bir insanım sizin gibi üstün güçlerim yok, tek yapabildiğim iyi şeyse kalbimi dinlemek… İrmela’nın bana öğrettiği de buydu ve onun sayesinde buraya dek gelebildim. Moby, seninle aynı anda yüzemem, sana tutunamam bile ama içinde seninle birlikte yol alabilirim ve şimdi beni içine alır mısın lütfen.”

“Hah! Gerçekten aklını kaçırmış.”

“Şu ana kadar aklımı kaçırmamış olmam bir mucize değil mi şimdi kaçırsam kaç yazar? Evet, Moby dediğimi yapar mısın lütfen? Ağzını aç ve gidelim…” Moby’yi tek bir saniyelik göz hapsinden sonra ağzını açarken yakaladım. Ardımdakilerin ne dediğini duymaksızın hızla büyük bir hızla yüzdüm, evren sanki bizi bu ana asırlardır hazırlıyor gibiydi.

Moby’nin içine doğru yüzmeye başladığımda içerisi giderek karanlıklaşıyordu ama geri dönmek aklımdan dahi geçmemişti. Yavaşça ağzını kapattığındaysa etraf tamamen simsiyah olmuştu.

“Onların yanına vardığımızda beni dışarı atacaksın, anlaştık mı Moby?” Beyaz balinaya en son söylediğim cümle buydu.

İçerisi zifiri karanlıktı, ağzından uzaklaşmamak için elime ilk gelen şeye tutundum ama sıkmadan incitmeden tutunmaya çalıştım; onun canını yakmak istemiyordum. Aniden bir su kütlesi arkamdan nüfus edince ellerim havada öylesine bir hızla sürüldüm ki gerisini hatırlamıyorum…

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.