“Her şey bir şeye yardım eder ve o şey böylelikle hayat bulur.” Goethe
Dört yıl önce..
“Günaydın Jiyo.”
“Günaydın Emela.”
Jiyan’a biz kısaca Jio diyorduk. Aslen Diyarbakırlı esmer, esmerliğine esmerlik katan enerjisi ile hayat dolu biriydi. Tıpkı ismi gibi yaşam doluydu yüreği. Yüreğinde bir de o yaşamımızın olmazsa olmazı -mırıltıları ile bizi mıknatıs gibi kendine çeken- tüy yumakları kediler vardı.
Bakışları hiç samimi değildi. Gecikmemin sebebini merak ediyordu. Biran önce anlatmak için sabırsızlanıyordum. Geciktiğim için beni tebrik edeceğine emindim.
Hemen bilgisayarı açıp mailleri kontrol ettim. Beş on dakika geciksem hemen kaygılanıyordum çünkü. Ofistekiler gün içinde zaten gergindi, bir de güne bu şekilde başlayamazdım. Maillere bakıldı, müşteri randevuları kontrol edildi tamamdır. Müşteriler aramadan önce bir çay arası vermeliydim.
“Günaydın çocuklar.”
“Günaydın abla, hayırdır bu sabah geciktin? “
“Sormayın sonra anlatırım.”
Sıcacık, taze demlenmiş çayımı bardağıma doldururken yolda gördüğüm miniği düşünüyordum. Hala kaygılıydım. Doğru mu yapmıştım acaba? Neyse Jiyo şimdi benim içimi rahatlatırdı.
“Jiyo Jiyo koş !”
“Neler oluyor? Ne bu heyecanın ?”
“Haftalardır önüme çıkan, ayrıca her sabah annemi servise kadar takip eden kedi vardıya hani.”
“Ee ne olmuş minnoşa? “
“Onu buraya gelmeden önce kucağıma aldım. Aşırı tatlıydı. Kucağıma gelmesine öyle şaşırdım ki. ”
“Ah Emela tabi gelir, sığınacağı sıcak bir yuva arıyor olmalı. Ee sonra nereye gitti?
“ Onu eve kaçırdım.” dedim gözlerimden gülücükler saçılarak.
“Eve mi? Mama koydun mu? Ya kum kabı? İnanmıyorum Emela bu şimdi mi anlatılır?”
“Evet, hemen marketten mama aldım bir de su kabı yapıp odamın kapısını çekip çıktım ama babam evde ve haberi yok. Gecikmemin sebebi buydu.”
“O bebek akşama kadar ah Emela!”
Jiyan kedilere aşık birisiydi. Onlar için deli oluyordu. Hatta ofisin önünde yardıma muhtaç bir kedi görsün hemen tüm ofisi seferber ederdi. Bu kez de benim için seferber olmuştu.
Çocuklardan müsait olanını çağırıp hemen eve gitti. Ben de o sırada dünden kalan projemi inceliyor, gün içinde gidilecek yerleri ve müşterilerin telefonlarını not ediyordum. Benim için mühendislik, üç boyutu bilgisayarda görsel şölen haline getirmek olmuştu. Aşırı mükemmeliyetçilik müşterilerimin sabrını biraz zorlasa da günün sonunda evlerine ulaştırdığımız hizmet karşısında iyi kilerle biten memnuniyet mesajları bize yetiyordu.
Jiyan elinde bir torba poşetle hızla içeri girdi.
“Kurtuluş bey geldi mi?”
“Hayır, henüz değil.”
“Oh süper. Sen şimdi doğruca bunu alıp evine, onun yanına gidiyorsun. Ben ofisi idare ederim .”
“Ya Jiyo sen ciddi misin? Ya arayan olursa? Allah’ım aşırı heyecanlandım şuan. Akşama kadar aklım onda kalacaktı. Biliyorsun bugün yoğun bir gün izin alma ihtimalim bile yoktu.”
“Tamam, hadi saat geçiyor hemen git minnoşun yanına. Sonra hesaplaşırız.”
“Tamam, tamam uçuyorum.”
Arabama doğru hızla koştum. İzmir gibi bir şehirde manzarama manzara eklenmişti. Yolda, Miayla büyümenin hayallerini kurarak hızla eve geldim. Dakik olmam gerekiyordu. Müdür yardımcısının bana sağladığı bu güzelliğe nankörlük edemezdim. Üstelik işe başlayalı daha 3 ay olmuştu. Göze batmaktan çok korkuyordum.
Eve geldiğimde telaşla kapıyı zor açtım. Hem mutluluk hem de heyecan bir arada yağ ile su gibi birbirine karışmıştı. Minik bebeğim yatağımın üzerine kıvrılmış öylece uyuyor babamsa ondan bir haber bir başka odada her şeyden habersiz yatıyordu. Hemen kum kabına kumu güzelce döküp yerde bir köşeye bıraktım. Mama ve suyunu da kontrol ettim. Hepsini bitirmemişti ama yine de bir paket de fazladan bıraktım yere.
Onu saatlerce izleyebilirdim. Yuva sıcaklığına öylesine hasretmiş ki anında ortama uyum sağlayıvermiş.
“Seni akşama bir güzel temizleyeceğim miniğim tamam? Şimdi ben gelene dek buranın tadını çıkar. Sonrasına bakacağız. İyi ki geldin ama benim gitmem gerekiyor seni çok seviyorum ee daha bir adın bile yok ama olsun sen benim sarı yumağımsın.”
Yolda giderken Mia’ın adını düşündüm. Onunla karşılaştığımız ilk zaman işe başladığım dönemdi. Bana şans getirdiğini düşündüm ve hiç kitaplar karıştırmadan ona Mia deyivermiş oldum. O günden beri bana hep şans getirdi miniğim. Bana ait olandı. Hayatım; attığım her yeni adımın bir öncekinin iki katı güzellikte oldu diyebilirim. Ve de olmaya devam ediyor…


