“Güçlüyken zayıf, zayıfken güçlü görün.” / Sun Tzu
“Gördüm onları, hızlanalım Armin.”
“Kalbine mi göz attın yine?” Armin İrmela’ya çarpıp dalga geçmeye devam edecekti ki o an Haris’in silüeti ile sarsıldı. İrmela’yı sarsma düşüncesini eleyip onu sırtına attı ve yüzmeye devam etti.
“Beni şaşırtıyorsun Arminciğim? En son beş yaşımda falan sırtta taşındığımı hatırlıyorum. Bu centilmenliği de neye borçluyuz?” diyerek abisinin gövdesine sımsıkı sarıldı.
“Işığı içeri alarak karanlığın kürekle dışarı atılmaya çalışmaktan daha hızlı ve etkili bir şekilde yok edildiği söylenmiştir duydun mu hiç?” yanından geçen balığı selamlayıp devam etti “Sen benim minik ışığımsın İrmela, hiç sönme olur mu ?”
İrmela çoktan Armin’in düşüncelerini okumuştu. Kardeşinin yumuşacık vücudunu kavradı ve kafasını –tüm okyanusu saran kızıl kıvırcık saçlarını- ona doğru sarkıttı.
Deniz, yüzeyde sakin derinlerde ise epey bir hırçındı. Bağırmak istiyor aksine öfkesini yutuyordu. Çok kayıp vermişti bunca zaman fakat bu sefer ki çok farklıydı. Kaybı olağandışıydı. Doğal kayıp değil yapaylaştırılmış insan elinin son teknolojisiydi verdiği kayıpların sebebi. Bu hırçınlık tüm dalgaları köpürtmeye; içinde ne var ne yoksa adı konmamış bir gezegene fırlatmaya yeterdi.
“Salem, bak geliyorlar!” sesimdeki sevinç çığlığı etrafımda dolanan balıkları yüzeye fırlatmaya yetecek kadar etkili çıkmıştı.Adını konduramadığım canlılar aniden uzaklaşıvermişlerdi etrafımdan.
“Off tekrar başa sar şimdi filmi. Sen anlat olur mu onlara. Çok yorgunum Emela.. Bana şu okyanusu ters düz et de yapim ama olanları anlat desen dilimi oynatamam inan.” Diyerek gözlerini devirdiğinde tıpkı Mirel’i andırmıştı karşımda.
Ona dudaklarım tamam, gözlerimse biz hallederiz diye cevap verdiler. Benim adıma konuşmaları iyi olmuştu çünkü sözcükler yeri gelir tükenir tıpkı şuan gibi öylece silikleşiverirdi. Öylesine yorgundum ki üzerime on katman yorgan serip beni soğuğumda baş başa bırakıp gitmişlerdi sanki ve öylesine de ağırlık binmişti bedenime.
“Ah İrmela nasılsın?” Armin’in alıngan bakışlarını sezip anlık ona da aynı soruyu sorup tekrar yüzümü İrmela’ya çevirdim. Onu görünce heyecandan ne diyeceğimi bilemeyerek okyanustaki tek sığınağım yaşam kızım İrmela’ya dönmüştüm yüzümü. O benim burada ki gerçekten tek sığınağımdı. Tek bir çağrıyla yanınızda olan birini anakarada hayal eder misiniz bir?
İrmela’nın neden beni seçtiğini bir türlü anlamlandıramıyordum. Ölmeden önce bana yapılan son iyilik bu olmalıydı. Ölüme yakın son bir çağrı. Ya da öldükten sonra ki ilk çağrı…
O odaya dönüp tekrar kendi kendime konuşasım, camdan öylece kara yaşantısını izleyesim ve de herkesten elini ayağını kesmiş öylece etrafı izleyesim vardı. Şuan da üç kardeş teke düşmüş birisini yitirmişken bir diğeri hala kayıptı, diğer iki kardeş ise tek bir vücut olmuş karşımda öylece duruyorlardı. Onlar da gelmese gerçi Salem’i bırakacak değildim ama yüzeye atar ne olacaksa olsun derdim bu bedenden ayrılamamış zayıf ruhuma.
“İyi sayılırız. Nereden başlasam bilemiyorum.” Gözlerim yerdeki çakıl taşları ile bütünleşmiş heyecanla çarpan kalbimi dinliyordu. “İsterseniz şöyle bir oturalım olur mu?” diye telaşla ne yapacağını bilemez bir durumda sebebini bile tam olarak bilemediğim kuzenlerinin kaybını onlara izah etme çabasında İrmela’nın elini tuttum.
“Emela. Kaygılarını bir tarafa atar mısın? Derin bir nefes al olur mu? Her şeyi biliyorum. Pardon biliyoruz.” dedi gayet sakince.
Haris’e olanlar için çok üzgündüm. Hatta yer yer bunun sebebinin ben olduğumu bile düşündürüyordu zihnim. Şuan o kadar hafiflemiş hissediyordum ki gözlerim İrmela’nın cümleleriyle parlayıverdi. Salem de kafasını kaldırıp şaşkınlıkla baktı onlara. İrmela fazlasıyla sakindi. Bu onu onlardan ayıran nadide özelliklerinden birisiydi. Nasıl başarıyordu bunu aklım almıyordu.
“Büyük bir felaket ile burun burunayız çocuklar. Bu son teknoloji güç hepimizi ele geçirmeden önce harekete geçmemiz, duboko halkını uyarmamız gerekiyor. Ayrıca Mirel kayıp. Bu da felaketin ne derece bizi kucakladığını gösteriyordur sanırım.” etraf ışıl ışıldı İrmela cümlesini bitirirken. Ben şaşkınlıkla onu dinlerken Salem araya girdi:
“Hah tamam bir de Mirel çıktı iyi mi! O sizinle değil miydi? BU NASIL OLUR ARMİN!” öfkesini ne kadar durdurmaya çalışsa da gözleri ve bedeni alev saçıyordu. Onun sesiyle canlılar kaçışırken göz ucumla Armin’e bakıverdiğimde göz göze gelmiştik. O anda gözlerimizle konuşmuş birbirimize “sakin olmalıyız” telkini vermiştik işte. Onun, bu gördüğüm ikinci haliyle ne kadar haklı olduğunu biliyordum ama hiçbir şey diyemeden sadece onlara bakakalmıştım.
“Salem! Lütfen sakin olur musun? Evet, bizimleydi fakat birden Mia’yı gördüğünü söyleyip hızla yanımızdan uzaklaştı. Onu bir anda kaybettik. Gözlerimiz okyanusu tararken az kalsın İrmela’yı da o sırada kaybediyorduk.”
“Kaybediyorduk derken? Neler oluyor Armin?” öfkeli sesi meraka dönüşmüştü.
“Yüzeyden aşağıya doğru sarkan demirden yapılma kancalı bir halat az kalsın İrmela’nın boynuna geçecekti.”Armin’i ilk kez sesi titrerken görüyordum. “Şimdi neler olduğunun farkında mısın Salem?”dedi sesi artık eski düzenini alarak.
“Siz neler diyorsunuz? Şuan da kardeşim kayıp ve etrafta ölümle burun buruna gelebileceği lanet olasıca bir halat var! Bunlar şaka mı? Lütfen bana şaka olduğunu söyleyin.”
İrmela araya girerek “Armin’in anlattıkları gerçek Salem. Malesef ki gerçek.”
“E ne duruyoruz peki? Hadi Mirel’i bulalım. Kardeşim kim bilir ne savaşlar veriyor haberim bile yok.” suya bir yumruk atıp hızla yüzmeye başladı. Armin de onun ardından hızla uzaklaştı. İrmela da bana dönüp “Hadi atla, bu olaya bir son vermemiz gerekiyor. Peşlerinden gidelim.” dedi.
Neler olduğu hakkında tek bir fikrim dahi yoktu. Dipsiz bucaksız bir denizde hatta denizin dibinde neler oluyordu böyle? Daha Haris’in acısını atlatamamışken şimdi de Mirel tehlike altındaydı. Ah Mirel! Ne çok ön yargılıymışım sana karşı. Senin Mia için yolundan vazgeçeceğin hiç aklıma gelmezdi. Affet seni soğuk bildiğim için affet. Meğer bir canlıyı sahiplenebilecek ne sıcak bir kalbin varmış bencil duygulardan uzak.
Hızla yüzüyorduk. Armin ve Salem önde bizse arkadaydık. İrmela’nın uzun bukleli kızıl saçları ara ara yüzüme çarpıyordu ama sorun değildi. Tek çarpan şuan için onun şaçları olsun isterdim yüzümüze. Mirel’in izini bulacağımıza emindim. O güçlü bir kızdı. Pardon güçlü bir sirena diyecektim. Elbet üstesinden gelecekti önüne çıkan her ne ise. Üstelik bilgeydi, zekiydi. Peki ya Miam?Ah canım yumağım sen gerçekten yüzeye çıktın mı yoksa yine bir hayalden ibaret misin sarı kızım he söyle? Seni çok özledim…
