İçeriğe geç

Dream Figther

Bölüm 3 · 7 dk okuma

Dream Figther

Bölüm 3

3. BÖLÜM

BÖLÜM 3: GEÇMİŞ CAN YAKAR

Kral Arthur bu isimleri söylediğinde masada ki diğer kişilere baktım. Prens Finn elinde tuttuğu çatalı sert bir şekilde durup masaya boş ama sert diyebileceğimiz türden bakışlar atıyor, adeta o kahverengi gözlerinden ateş atıyordu. Lily ve Rosaline ağlamamak için kendini zor tutuyorlardı. Birkaç saniyelik sessizliğin ardından lafa atıldım:

-”Evil Love ve Volpain ikizleri mi? Onlarda kim? Gelmemle ne ilg-” derken Prens Finn ani bir şekil yumruğunu masaya indirdi ve bana “Sesini kes de babam olanı biteni anlatsın” dedi ve sandalyesine yaslanıp kollarını kavuşturdu. Bu konuşmanın ardından Krala döndüm ve olanları uzun uzun anlatmaya başladı:

-”Bundan yüzyıllar önce içinde bulunduğumuz cep boyutta Dreamland’in ilk kralı olan büyük, büyük, büyük, büyük dedem Kral Victor burayı yönetiyordu fakat zaman içerisinde Dreamland’in diğer ülkelerle yaşadığı problemlere tek başına bir çözüm üretmekte zorlandığını fark etti ve bunun üzerine bir meclis kurdu. Bu meclisin kolay kolay yıkılmasını istemiyordu bunun için meclisine güçlü kuvvetli kişileri seçti. Bu mecliste; Liderlik özelliği ile Kral Victor, kehanetleri görme özelliği ile Kahin Aeron,şifa dağıtma özelliği ile Peri Sylva, Savaşçı özelliğiyle Komutan Carl ve güçlü cadımız Belladra. Bu meclisin asıl yıkılmaz yapmanın yollarından biri ise daha kuvvetlenmiş özel güçlerdi ve bu özel güçleri yaratan kişi ise Belladra oldu. Belledra meclis ve kraliyet ailesinin kendi otoritesini sarsılmaz kılmak için bu rüya taşı dediğimiz 10 tane var 5 tanesi meclis 5 tanesi ise kraliçe, prens ve prensesler içindi geri kalan ikisi hakkında hiçbir bilgiye sahip değiliz. Bu taşların amacı kraliyet ailesinin ve meclisin yönetimini güçlü kılmaktı ama Belladra bir yöneticiden çok bir diktatör olmak istiyordu. Bu durum mecliste ve krallıkta bir tartışmaya yol açtı. Bu sebeple meclis arasında unutulmayacak bir savaş yaşandı. uzunca ve aralıksız şekilde savaşmalarının ardından Belladra Meclis ve kraliyet ailesine yenik düştü ve onu Kraliçe Ivy’nin yaptığı büyü sayesinde büyülü bir küreninin içine hapsetti. Bu küre zamanla elimizde bulunan taşlar Krallık hazinesinde saklı kaldı, ta ki 1 sene öncesine kadar…”

Kral bu uzun konuşmasının ardından biraz durdu ve düşünceler içine dalınca ben konuşmaya başladım:

-”Bir sene öncesinde ne oldu?” Kraliçe olayları anlatmaya devam etti

-”Hikayenin başında bahsettiğimiz Volpain ikizleri aslında 2 hırsızdan ibaretlerdi fakat onları yakalamak imkansız gibi bir şeydi. İkisi de Çok usta hırsızlardı ve bu yeteneklerini kullanarak Krallık hazinesine gizlice girmeyi başardılar. Volpain ikizleri olan; Joseph Volpain ve Emma Volpain, Kraliçe Ivy’nin oluşturduğu bir şekilde bozmayı başardılar. Kürenin içinden Belladra çıkmış ve geri kalan 4 taşı alıp volpain ikizleri ile kaçtı. Geri döndüklerinde ise işler değişmişti. Belladra çok üstün bir güce erişmiş, rüya taşlarının ikisini Joseph ve Emma’ya vermişti onlarla 2 ay boyunca savaştık ama en son yaşanan şeyden sonra savaşmayı bıraktık ve Evil Love geri dönmedi.” yaşanan şeyi merak ettiğimden kaynaklı tekrar lafa girdim.

-”Peki ne yaşandı da siz savaşmaktan vazgeçtiniz? Ayrıca ben yokken 5 kişiydiniz. 6. Taşı kullanan kişi kimdi?” Lily tek kelimeyle

-”Abimdi…” dedi. Ben ise çekingen bir tavırla

-”Peki ne yaşandı?” söz sırası Rosaline gelmiş olacak ki o da konuşmaya başladı.

-”O iblislerle yaşadığımız son çekişme bizi çok derinden yaraladı çünkü…” dedi ve cümlesini bitirmeden hıçkırarak ağlamaya başladı. O an bir açıklama yapması için en sessizleri olan Finn’e kafamı çevirdim ve göz göze geldiğimizde konuşmaya başladı.

-”En son ki savaşımızda Evil Love ve Volpain İkizleri Dreamland’e enkazlara sebebiyet verdiler ve Lily’i ağır şekilde yaraladılar. Bu yüzden Eric’in gözünü öfke bürüdü ve ani saldırılarda bulundu fakat bunun bedeli çok ağır oldu. Eric tam Joseph’e saldıracakken Joseph onu boynundan tuttu ve onun boynunu kırdı. Ardından Emma “Bu kadarı yetmez” diyerek Elini, Eric’in göğsüne sokarak kalbini yerinden söktü. Bu iki şeyde gözümüzün önünde yaşandı.” Dedi ve sonrasında Lily “İşte Theo, o gün ben; abimi, Rosaline; Nişanlısını, Finn ise en yakın dostunu kaybetti.” bunu söylediği sırada tırnaklarını masaya geçirmişti ve dudakları titriyordu.

Anlatılanlar karşısında kanım donmuş bir şekilde kaldım ve ağzımı açıp tek kelime edemedim. Sevdiğin birisini kaybetmenin acısını çok net bir şekilde anlayabilirim ama çok sevdiğinin birisinin gözünün önünde bu şekil öldürülmesi, yaşanmadan anlaşılabilecek türden bir travma olmasa gerekir.

Kısa bir sessizliğin ardından Kral Arthur, Sessizliği bozarak konuşmaya başladı.

-”Şimdiiii, sıra seni neden buraya getirdiğimize gelelim. Evil Love(Belladdra), Gitmeden önce çok büyük bir büyü yapacağını ve bunun sonucunda tüm cep boyutunu ele geçirip ona itaat edeceğimizi söyledi ve bu büyü için bazı şeylere ihtiyacı olacak özellikle kendi elleriyle seçtiği bir ruha… senin babanın ruhuna Theo” Bu konuşmanın ardından şaşkınlıkla:

-”NE! Siz… Yani… bunu nerden çıkardınız ne anlama geliyor bu? Nerden biliyorsunuz? Size neden inanayım ki” lily beni sakinleştirmek istercesine

-”Theo, dur! Bunu bilmemizin seb-” dediğinde lafı ağzına tıkayıp

-”Hayır, hayır, hayır bu gerçek değil. Ben rüyadayım ve şimdi uyanacağım.” diye tekrarlayarak masadan kalkıp belli bir mesafe uzaklaştım. Lily ayağa kalktı ve yanıma gelip bana seslenmeye başladı. Onun sesi ve düşüncelerimin sesi karışarak resmen kafamı patlamasına sebep olacaktı neredeyse. Bir anda Lily’nin adımı haykırmasıyla ben bir anda “UZAKLAŞ!” diye hakırdığımda Lily geriye savruldu ve etrafımda mavi renklerde enerji bulutu oluşmasına sebep oldum. Tam kraliyet ailesinin üyelerine dönecekken Rosaline, bana doğru bir sarmaşık demeti yolladı ve elimi kolumu bağladı. Finn’in ise elinde bir cisim belirdi ve onu ağzıma doğru attığında açılıp ağzımı kapattı. Bunların ardından Kraliçe, Elini yumruk şeklinde havaya kaldırıp bana doğru avucunu açtığında tüm enerji bulutu geri püskürdü ve yok oldu. Ardından Kraliçe ayağa kalkarak yanıma gelip başımı, ellerinin arasına alarak anlam veremediğim şeyler söyledi. Bu söylediği şeyler beynımı yakar gibi oldu ve bağırarak uyandım.

Uyandığımda odamdaydım odamın penceresinden düşen ay ışığı yüzüme gelip bir nebze olsa sakinleşip kalp ritmimi düzenlememe sebep oldu diyebilirim. Yatağımdan kalkıp odamdan çıkıp mutfağa gittiğim anda annem de eve geldi. Koridorda onun yanına gittim ve karşısında beni görünce biraz endişelenerek “Theo, ne oldu sana? Niye kan ter içerisindesin?” Dedi. Ben ise bir şey demeden sadece ona sarıldım ve “Seni seviyorum anne” dedim. Oda bana sarılarak “Bende seni seviyorum oğlum ama bana ne olduğunu anlatır mısın?” Dedi bende cevap olarak “Kötü bir rüya gördüm. Önemli bir şey değil dedim?” yaşadığım şeylerin rüya olduğundan emin bir şekilde. Sonrasında bana “yemeğini de yememişsindir sen. O zaman hadi mutfağa, yemek ısıtalım sana. Sonra da banyoya girersin” dedi bende karşılık olarak:

-”Aslındaaa… kendimi pek aç hissetmiyorum. Şimdi banyoya girebilir miyim?” Dedim. Annem ise onaylarcasına kafasını salladı ve bende banyoya doğru yöneldim.

Banyoya girip kendimi iyice temizlemeye başladım ve yaşadığım şeyleri düşündüm. Rüyaydı ama çok gerçekçi, yani o insanlar bana yapılan ve söylenen şeyler, rüyamın içinde ki rüyamda babamı görmem. Bunlar fazlasıyla olağan dışıydı.

Duşakabinden çıkıp saçımı havluyla hafifçe kuruladım ve belimin altına bir havlu sardım. Tam çıkacakken bir anda avcumun içinde bir yanma hissettim ve avucumun içine bakınca gözlerim şaşkınlıktan büyüdü çünkü avucumun ortası hafif bir şekilde parlıyordu. Korkmuş bir şekilde sol elimi, sağ elimin avucuna sokmaya çalışıp o taştan kurtulmayı denedim ama başaramadım ve kendimi bir anda bir odanın içine ışınlanmış buldum.

Odaya geldiğimde karşımda Rosaline duruyordu ve beni öylece görünce ufak bir çığlık patlatıp elleriyle gözlerini kapatıp:

-”Özür dilerim… gerçekten çok özür dilerim” dedi korkak bir sesle. Ben ise buraya gelişimi, Rosalinenin karşımda oluşuna anlam vermeye çalışıyordum. Demek ki bu yaşadıklarım rüya değildi, bunlar gerçekti. Ben bunları düşünürken muhtemelen o “Ufak” dediğim çığlığı duyan ikizi Finn odaya daldı ve bana “ ama sen…” diyip Rosaline’e dönüp “Rosaline, bunun burda ne işi var? Hemde bu halde, Yarı çıplak” dedi alçak bir sesle. Ben ise yutkunarak “şeyy… benn…” demeye kalmadan Finn lafı ağzıma tıkıp “Sen şimdilik sus! Seninle başbaşa konuşucaz” sonrasında Rosaline’e dönüp “Sen çık odadan, biz erkek erkeğe konuşucaz Theo’yla” dedi. Rosaline ise eli ile gözlerini kapatmış vaziyette odadan çıkıp kapıyı kapattı.

-”Buraya neden geldin ve kardeşimin odasında yarı çıplak ne işin var?” Dedi sert bir ifadeyle ama onu geceliği içinde gördükçe bir gülme hissi gidip geldi fakat kendimi tuttum ve cevap verdim.

-”Kardeşinin odasına ben bilerek gelmedim ayrıca gelmek istesem bu halde mi gelirim? O taş yine avucumun içinde parladı ve kendimi bu dev şatafatlı odada buldum.

-”Dev bir sarayın içindesin şuan. Nasıl büyük bir odaya gelmemeyi bekliyordun ki?”

-”Ben öyle bişi beklemedim ayrıca konumuz bu mu Finn?”

-”Prens Finn” bıkkın bir tavırla

-”Ben neden buraya tekrar geldim PRENSES FİNN” dediğimde bana sertçe baktı

-”kusura bakma, dilim sürçtü” dedim hafif bir gülümsemeyle

-” seni buraya Rosaline çağırmış olmalı. Güçlerin orataya çıkmadığı için taş bağı ile seni buraya getirdi”

“Nasıl? Benim güçlerim mi olacak? Gerçi, sizinkiler vardı. Akşam yemeğinde net bir şekilde öğrenmiş oldum.

-”Eğer sakin kalmayı becerseydin sana her şeyi açıklardık ama dinlemedin bile”

-” O zaman şimdi açıkla bana Finn. Neden benden yardım istiyorsunuz? Dünyada hatta evrende ki herhangi bir kimse değilde ben?” Finn, yan dönüp tereddütlü bir şekilde düşünmeye başladı ve konuştu:

-”Bak Theo, bu durumu açıklamak bana, Rosaline’e ya da Lily’e düşmez ancak babam veya annem sana bunu açıklayabilir. Vakti gelince onlar sana güçlerini, burada olma sebebini ve babanın neden tehlikede olduğu açıklarlar. Şimdilik hoşça kal.” dedi ben son anda “Bir saniye du-” dediğim anda geri banyoya ışınlandım. Sıkkın bir tavırla yaşadıklarımı sindirmeye çalışıp odama yürümeye başladım. Odama girip kıyafetlerimi giydim ve yatağıma oturdum. Yatağıma oturunca battaniyemin altında bir şeyin olduğunu fark ettim. Battaniyeyi kaldırınca bir mektup zarfı olduğunu fark ettim. Zarfın arkasını çevirdiğimde yazıyı fark ettim

THEO DRAELİS’E ULAŞMASI DİLEĞİYLE

Bölüm sonu

1 yorum

  • Kaleminize sağlık hocam, gerçekten başarılı olmuş yanlış anlamayın ama aldan yardım aldınız mı?

    1Yanıt