Leyla'dan Hayat öylesine garip ki yaşamak bazen imkansız gibi.. bazen bazı insanlar hayatımıza girdiğinde insanın kalbi çarpıyor.. İşte bende onlardan biriyim... Önce bir adam girdi hayatıma her şey iyi olacak sandım herşey yolunda ömür boyu mutlu olacağımı sanmıştım ama kısa sürdü.. Sonra hayatımı değiştirmek istedim İstanbul'a bir hastaneye çalışmaya karar verdim.. ve hayat karşıma bir adam çıkardı ama öyle diğerleri gibi değil sevdiği kadının ölümünden sonra akıl sağlığını kaybedecek duruma gelen bir adam.. Başta çok garip geldi hatta inanmamıştım ama sonra söyledikleri yaşadıklarını öğrenince bir kaç gün düşünmüştüm sadece.. ben ona sadece yardım etmek istedim yarasını onarmak istemiştim ama bilmeden ona hayatımın yanlışını yapmıştım.. Bu adamın arkası geçmişi ne kadar karanlıkmışki biz ona geçmişini unutturmak istedik yuttugu her ilaç zehir gibi bedenine yayılıyordu.. başta çok vicdan azabı çektim ama sonra farkında olmadan ona alışmıştım ve buda bana bunları yaptırıyordu.. Neden bedenine bu zehri veriyorduk bilmiyorum doktorlar sadece iyiliği için söylüyordu ama altında başka bir şey vardı buna karşı çıktığımda onların başka yüzleri ile karşılaştım.. Her iyi olacağı vakit daha çok uzaklaşıyordu benden, eskiden yanına gidip otururdum saatlerce hiç bir şey demezdi her şeyi ile tek tek ilgilenirdim.. ama şimdi uzaktayım hemde çok.. mavi gözlerine dalıp gitmeyi benim etrafımda dönmesini çok isterdim.. mezarın başındaki sözleri hayla aklımdaydı.. bazen şaşırıyorum nasıl bu kadar bağlı olduğuna sonra aşk diyorum öyle bir şey ki nasıl ben elim kolum bağlı şekildetutuyorsa onunda eli kolu bağlıydı ama en azından benim sevdiğim nefes alıyordu bana umut veriyordu.. Mekanına geldiğimde derin nefes aldım taxinin parasını verip indiğimde içeri doğru ilerledim.. sekreter bölümündeki kadın yoktu o yüzden direkt odasına doğrulup kapısını çalmıştım içerden sesini duyduğumda heycanla kapıyı açtım. " Ben geldim." Dediğimde kafasını kaldırıp bakmıştı kahvelerime , şaşırmamıştı geldiğime geriye yaslandığında içeri geçip kapıyı kapatmıştım. " Hoş geldin." Eliyle işaret ettiği yere ilerlediğimde koltuğa oturmuştum.. buram buram kokan parfümü burnumu sızlatıyordu.. Bu koku sarhoş ediyor beni.. " Hoşbuldum nasılsın." Dediğimde gözlerinin derinlerine bakındım.. hislerimi açıkça belli etmiştim mesafeli duruşunu bozmasını çok istiyordum fakat olmuyordu.. " İyiyim sen." Gülümsedim ona nasıl anlatılır bilmiyorum hayatımda ilk kez böyle bir adam var ve bunu kaybetmek istemiyorum her yol mübahmış gibi görünüyor bana.. " İyiyim öyle." Önündeki kağıtlara döndüğünde gözlerim etrafta gezdindi.. sade bir odası vardı lacivert duvarlar kapalı gri koltuk takımı siyah masası karanlık kendisi gibiydi odasıda.. en azından ışık saçan mavi gözleri vardı tabi şu an parıltı görünmüyordu ama yakında onunda olacağına eminim.. " Bu akşam müsaitsen eve gelsene film izleyelim.." heyecanlı çıkan sesime kızdım bu kadar hevesli olduğumu düşünmesi beni utandırıyordu.. geçen sefer eve çağırdığımda gelmemişti umarım bu sefer gelir çünkü dışarıda vakit geçiremiyoruz en azından evde belki birbirimizi tanıma fırsatı yakalarız.. *** Alâ'dan Aşk.. hevesmi yoksa sonsuz bir bağ mı? Her mevsim açılan çiçek yoktu ama her mevsim ağaçta asılı duran yaprak vardır hem ayazı hem sıcağı hisseder koparsa ezilir ama asılı kalırsa kopmak için bekler rüzgarı.. her iki durumdayda toprağın üzerine konar.. Bence aşkta böyle bir şey. Sevdiğinin yanında olsan bile içinde bir özlem olur uzaktayken bile o içindeki özlem kuvvetlenir.. Kucağımdaki küçük bebek ile ilgilenirken aklımdan bindir türlü şey geçmişti evlenseydik bir bebeğimiz olurmuydu.. her şey farklı olsaydı acaba ne yapıyorduk şu an.. gözlerim küçük kahvelere deyince yüzümün düştüğünü hissettim.. anne olsaydım bebeğimi ne ile besleyecektim ki.. hayatın bana getirildiği acı şeylerden biri daha.. böyle yaşamaya alıştım ama bebeğim olduğunda bence yaramın acısını daha yeni farkında olacaktım.. Kafamdaki karanlık düşünceleri geriye attığımda gülümsemeye çalıştım.. bir eli her zaman ağzındaydı bu onun aç olduğu anlamına geliyordu sanırım. Annesini merak ediyorum yani bir anne neden bebeğini bu zalim katilin eline bırakırki.. yada belki herşey farklıdır. Umarım öyledir yoksa bu minik annesiz kalacak.. gözleri kapandığında beşiğinde salladım onu.. Roza yoktu yeni biri yoktu evde sadece ben ve küçük Kaya vardık.Pencerelerin hepsi korkuluk ile kaplıydı dışarıda adamlar kısılı kalmıştık. Anlamıyorum Atakanın elini kolunu sallaya sallaya nasıl dışarıda gezindiği aklım ermiyor ve bu merak beni yiyip bitiriyor..Evde yokken odasına girip baktımda hiç bir şey yok resmen benim karıştıracağımı bilmişte temizlik yapmış gibiydi pislik..Küçük Kaya uyuduğunda ayağa kalktım ismini bilmiyorum ve ona Kaya ismini verdim. Kalbimdeki tek isim... Merdivenlerden indiğimde büyük salona ilerledim.. bir televizyon vardı ama kumandası yoktu. En kötü şey ise salonda bir kamera olması.. bir an önce Kaya'nın gelmesini istiyorum onu öylesine özledim ki anlatılmaz.. Eğilip koltukların altına baktığımda kumandayı bulamamıştım. En son bir çekmeceyi açtığımda görmüştüm. Aylar sonra odadan çıkıp normal insanlar gibi merdivenlerden inmek mutfağa girmek ve televizyonun kumandasını aramak beni garip hissettirdi.. küçük şeyler yaparak yaşadığımı hissediyorum.. Koltuğa oturduğumda yastığı dizlerimin üzerine yerleştirdim. Saatin kaç olduğunu bile bilmiyorum. Kumandaya bastığımda televizyon açılmıştı.. kaşlarım çatılırken derince yutkundum televizyondaki yazılar türkçe değildi sanırım italyancaydı çünkü İtalya'nın ünlü bir kanalı ile karşı karşıyayım.. bu şakaydı değilmi kanalları değiştirdiğimde yaşadığım şokun etkisinden çıkamıyorum.. ben Türkiye'de değilmiydim.. içimde yayılan bu korku elimi ayağımı titretiyordu.Hızla mutfağa ilerleyip cöp kutusu açtım içindeki ambalajların hepsi İtalyancaydı.. böyle bir şey olmasını istiyorum lütfen herşey bir şaşırtmaca olsun... Gözlerimin dolmaması gerekiyor.. Lütfen İstanbulda olalım lütfen.. düşündükçe bu gerçeklik uzaklaşıyor benden eğer türkiye'de olsaydık beni çoktan bulurlardı eğer türkiye olsaydık Atakan şu an dışarıda değil hapishane köşelerinde olurdu.. ayaklarımın üzerine çöktüğümde sırtımı dolaba yasladım kollarımı kendime çektiğim dizime sardığımda hayal kırıklığı ile kapandı gözlerim..Bir kaç dakika öylece bekledim kimi neyi beklediğimi bilmiyorum yukarı çıkıp o bebeğin yanında kıvrılmak istiyorum ama o güç şu an bedenimde değildi..Kapının sertçe kapanış sesini duyduğumda irkilmiştim hızlıca ayağa kalktığımda mutfaktan çıkıp koridora yöneldim.. karşımda bir adam vardı... Tanıdık geliyordu ama hatırlayamadım.. yeşil gözleri üzerimde gezindiğinde bende onu incelemiştim.. dudakları alayla yukarı kıvrıldığında sesini duymuştum. " Alâ'ydı değil mi?" Beni nereden tanıyordu.."Evet siz neden buradasınız." Dediğimde alaylı sesini duydum. " Burası benim evim asıl siz neden buradasınız." Dediğinde gözlerimin parladığına eminim işte bu adam benim kaçış yolumdu gülümsediğimde dudaklarımı araladım. " Bana yardım edin lütfen Atakan beni burada tutuyor. Burası neresi bilmiyorum uzun zamandır sadece bir odada tutuluyorum." Ard arda konuştuğuma şaşırsada söylediklerime şaşırmamıştı yüzünde beni anlayan garip bir ifade vardı. " Sen Kaya'nın kadınısın." Afallamıştım..iyimi bilmiyorum kaşlarım çatılırken şu an yavaş yavaş onu hatırlıyordum bu adam biz davete gittiğimizde bize dik dik bakan adamdı . Kaya'nın zorunlu olduğu o davetteki adam..Kaya mı gönderdi onu? Yoksa başka bir şey mi var. " Bana yardım edecek misiniz ?" Sesim içime kaçmıştı bakışları rahatsız ediciydi şu an yukarı çıkıp ilk kez o odada kalmak istiyordum. " Sana yardım etsem bile işe yaramaz Kaya seni hatırlıyormu bilmem." Söylediklerinden bir şey çıkaramıyordum ne demek Kaya beni hatırlıyor mu. " Atakan'ın sana anlatmadığı çok şey var bence ona sor eğer cevaplarsa senin için iyi olur." Yanımdan geçip gidecekken koluna parmaklarımı geçirdim tek şansımdı bu adam . " Kaya ile konuştururmusun beni lütfen.." gözlerim yalvarır gibi bakıyordu kalbim hızla atarken elimi kolundan çekmiştim. Bir süre sessiz kalmıştı en sonunda sesini duyduğumda nefesimi tutmuştum. " Herkes seni öldü biliyor Türkiye'den birine senin hakkında bilgi vermem beni yakar.." Derince yutkunurken tüylerimin diken diken olmuştu..Neden bunca acıya katlanıyorum..neden burada tutuluyorum bu adamın söylediklerini dinliyorum... Kapı açıktı aşşağıya indiğinde gözlerim kapıya kaydı ya şimdi ya hiç. Beni affet küçük Kaya özür dilerim ama seni burada bırakmak zorundayım.. Yavaşça kapıyı açıp etrafı kontrol ettiğimde kimseyi görememiştim bahçeye çıktığımda o an kalbime saplanan bir şey vardı.. yukarıdaki küçük bir bebek..onu bırakırsam ve kaçarsam benim peşime düşerler belki onuda yanımda götürümüşüm diye sanarlarsa çok kötü olur ayaklarım beni geri çekerken hızlı adımlar ile bebeğin odasına gelip kucağıma aldım üzerine bir battaniyede sardığımda hızla aşşağı inmiştim etrafta kimse yoktu bu beni korkutuyordu daha yarım saat önce herkes bahçedeydi.. etrafa bakarken yola çıkıp evden uzaklaşmaya çalıştım.. gözlerim arkadan gelen siyah bir arabayı gördüğünde korkuyla attı kalbim, işte yakalandım şansımı kaybettim. Önüme kırdığı araba ile gözlerim dolmuştu bebeğin ağlamasını duyabiliyordum... Onun gibi ağlamak isterdim ama göz yaşlarım akmayacak kadar yorgundu.. arabanın kapısı açılınca bir kaç adım geriye gittim. O an göğsüme bir ağrı saplandı korkudan değildi yaşadığım heycandan umuttandı çünkü karşımdaki Atakan yoktu kapıma gelen kadın vardı.. gözleri kucağımdaki çocuğa deydiğinde parıltıyla parıldadı.. " Zamanımız yok gel Alâ ." Arka kapıyı açtığında düşünmeden bindim ben kurtuldum ben kurtuldum o evden o odadan uzaklaştım... Kapımı kapattığında hızlıca yerini alıp ilerlemişti.. tuttuğum nefesi yavaşça aralık dudaklarım arasından bıraktığımda göğsümün hızla inip kalması zorluk yaratıyordu bana..
*****
Merhaba arkadaşlar nasılsınızz 😻
Bu bölümü düzenlerken zorluk çekiyorum maalesefki
Leyla hakkında düşüncelerinizi öğrenmek istiyorum yorumlarda belirtin bekliyorumm
Bu arada beğenirseniz çokk sevinirimmmm öptümm 😻