İçeriğe geç

DÖVMECİ

Bölüm 42 · 6 dk okuma

DÖVMECİ

Bölüm 42

D/06

Dakikalar geçti aradan duruşma salonunda o kara kararı almanın üzerinden zaman geçince anlıyordu kaybettiğini.. gözlerinden akan yaşları silerken toparlamaya çalıştı kendini.. elleri arasındaki sıcaklığını hissedebiliyordu.. sevdiği adam bir hiç uğruna yıllarca parmaklıklar ardında hayatına devam edecekti.. Islak yüzüne yapışan saçlarını geriye savururken sakin kalmaya çalıştı.. her şey düzelecek dedi. İçinden nasıl bunca zaman düzelmesi için çabaladıysa şimdide öyle yapacaktı.. Telefonunu cebinden çıkarırken hızlı adımlar ile adliyeden çıkıp arabaya ilerledi.. Tüm umudu olan o numarayı tıkladığında sabırsızlıkla açılması için bekledi. Stresten oluşan telaşını görmezden gelmeye çalışırken telefonun ucundan olan adamın sesini duydu. " Dinliyorum." " Bana o harddiski göndereceğini söyledin aylarca bekliyorum duruşma bugün , mahkeme Bartuya yirmi yıl verdi !." Titrek sesine kızdı bu adamın karşısında bu kadar aciz olması berbattı. " Sera sesinin tonuna dikkat et, kocanın yediği b*k maliyetli elime bugün yarın ulaşır beklemede kal." Suratına kapatılan telefon ile arabanın yan koltuğuna sertçe fırlattığında ard arda direksiyona parmaklarını geçirdi.. " Yalan söylüyorsun pislik seni." Hıçkırığa dönen ağlamaları arasında derin nefes almaya çalıştı.. anlını direksiyona yaslarken kendine hakim olmakta zorluk çekiyordu. Küçük oğlunu hatırladı ona verdiği sözü.. sözünü tutması içinherşeyin tepetaklak olması gerekiyordu. Gözleri kapandığında Atakan ile tanıştığı güne lânet etti.. Her dakika onun esiri olması canını yakıyordu.. aylar önce bir anlaşma yapmışlardı ama şu an kazanan tek taraf oydu. Kaya sevdiği kadını kaybettiğini sanıyordu elinde olan herşeyi almıştı, karşılığında ise kendisinden aldığı oğlunu ve bir harddisk istemişti o pislik oğlunu aldığı günden beri tek gece bile uyuyamadı ve Bartu'nun kurtuluşu için gerekiyordu harddisk. Ve olan ikinci duruşmada karar verilmişti.. kafasını kaldırdığında elinin tersi ile gözlerindeki yaşları sildi derin nefesler ile sakinleşmeye çalışırken arkaya doğru yaslandı. Her şey daha yeni başlıyordu . Küçük oğlu için kendisi için aklındakini yapmalıydı.. İtalya'ya gidip kendi almalıydı.. yan taraftan telefonunu aldığında hızlı bir şekilde uçak biletini alırken küçük oğlunun fotoğrafını izledi bir süre.. " Senide onların elinden alacağım oğlum." **** Kayayı arayıp acilen şehir dışına çıkması gerektiğini söylediğini itiraz etmiyeceğini biliyordu aslında üzülüyordu ona ondan saklanan herşeyi bilmeside zarar mı kâr mı belli değil. Yanına hiç eşya almadı sadece küçük bir oyuncak araba oda Bartu'nun oğluna aldığı ilk oyuncağıydı bunu iki yaşındaki miniğine verecekti. Bugünle iki yaşındaydı. Kalbindeki özlem ile yola koyuldu hava limanına geldiğinde uçağına geçti. Saatler sonra oğlunun yanında idi. Uçağın penceresinden bakındı İtalyaya adım attığı her yer cehennem gibiydi. Buraya defalarca gelmişti ama hiç biri bu kadar acı çektirmemişti.bir taxiye binip Atakanın kaldığı evin adresini verdiğinde gözleri yola kaydı avcundaki küçük kırmızı arabayla oyalandı. Dakikalar sonra evin yakınında durduğunda cebindeki parayı verip indi. Bu evde sadece oğlu yoktu bu ev tutsak insanlarla doluydu. İçeri doğru ilerleyip kapıdaki adamların üzerini aramasına izin verdi, kapıdan geçip evin kapısına geldiğinde Atakanın ona kızacağını biliyordu ama her şey için geçti. Kapıyı çaldığında bir kadın açmıştı. " Hoş geldiniz ." Bu Roza idi uzun boylu esmer bir kadındı aksanlı konuşmasıda onu tatlı kılıyordu . " Hoş buldum Atakan içeride mi?" İçeri geçtiğinde uykusuz gözleri etrafta gezdindi. " Hayır efendim çıktı, isterseniz küçük Batu'nun yanına götürebilirim sizi.." gözleri ışıltıyla parlarken kafasını sallamıştı yukarı kata çıkıp en sondaki odaya doğru ilerlediler heyecanlıydı uzun zamandır bebek kokusunu solumamıştı. " Uzun zamandır sizi sayıklıyor iyi gelecek gelişiniz." Odaya girdiğinde burnuna mis kokusu doldu beşikteki ellerini görebiliyordu dahada yaklaştığında kahverengi küçük harelerini gördü . Annelik duygusu öylesine güzel ki saatlerce bebeğinle ilgilensen bıkmazsın. Titreyen elleri dolan gözleri ile eğildi yavaşça.. " Oğlum .. bebeğim.." küçük Batu annesini tanıyamamıştı ama yaklaştıkça kokusu tanıdık geliyordu minik elleri çırpındıkça çığlık atıyordu göz yaşları küçük boynunu doldururken kucağına alıp bebek kokusunu soludu. " Annen ölsün sana.." saçlarına ellerine dudaklarını özlem ile bastırırken iç çekti. " Ben Atakan beye geldiğinizi söyleyim." Roza 'nın dedi ile tedirginlik bedenine işlerken ona doğru döndü. "Şu anlık haber vermesen olurmu?" Roza kuşkuyla bakarken tamam dedi çünkü karşısında bir anne vardı oğluyla ayrı kalmış bir anne Sarenin olmadığı günler Batu'ya o bakıyordu ve açıkça zorlanıyordu onun annesini istemesi her zaman duygulandırmiştır. " O zaman size yiyecek bir şeyler getireyim." Minnet ile bakarken karşındaki koltuğa oturdu. Küçük oğlunun saçlarını okşarken dudaklarını araladı. " Bebeğim benim.. " Saatlerce bebeği ile ilgilenip ayrı kaldığı zamanı telafi etmeye çalıştı karnını doyurup uyuttuğunda ellerine dudaklarını bastırdı. "Babanda seni çok özledi en çok onun için öpüyorum seni." Gülümsediğinde derin nefes aldı yavaşça odadan çıkarken kapıyı aralık bırakmıştı. Gözleri etrafta gezdindi hangi odadaydı o kadın. Etrafa bakındığında evin içerisinde kamera görünmüyordu aşağı kata inip rozaya bakındı akşam için bir şeyler hazırlıyordu yukarı kata çıkıp en başta ki odadan başlayıp tek tek kapıları açmaya başladı. İlk kapı Atakanın çalışma odası idi. İçeri girip eşyaları karıştırmaya başladı ama görünürde bir şey yoktu diğer odalar ise roza'nın ve Atakanın odası idi en son bir oda vardı kapıyı açmaya çalıştığında kitliydi. Biraz beklediğinden içeriden gelen sese odaklandı. Bir kadının ağlayış sesiydi. Bir şeyler söylüyor ama seçemeyordu. Kapıyı yavaştan tıktıkladığında seslendi. "Alâ." Dedi o yaşıyordu onu en son buraya geldiği zaman pencerede görmüştü. Bir ses gelmedi ikinci seslenişinde onun sesini duymuştu. "Alâ ben..ben Kaya'nın yanından geliyorum." Kapının ardından duyduğu hıçkırık seslerine acımıştı. Belki tanımıyordu ama onun ne halde olduğunu kestirebiliyordu. " G..gerçekten mi?" Bu ses tonu öylesine tanıdık ki.. " Gerçekten tabiki kapının anahtarı nerede olabilir." Fısıldayarak konuşmasını kendisi bile zor duyuyordu ama yapacak bir şey yoktu. " Roza'da." Afallamıştı Roza ona göre iyi bir kadındı en azından Sare öyle biliyordu onu bu odaya kitlemişmiydi dedi içinden. " Bekle.." Roza'nın odası olduğunu düşündüğü odaya girdiğinde etrafı karıştırdığında bir şey bulamadı daha sonra buraya ilk geldiğinde rozanın üzerindeki önlüğü hatırladı anahtar orada olabilir çünkü roza herzaman o önlüğü giyer yemek yaptığı için değiştirmişti bunu aşağıya gittiğinde görmüştü. Aşağıya inip mutfağa ilerledi. " Uyudumu Batu." Kafasını olumlu anlamda salladığında etrafa bakındı önlük tam olarak kapının arkasında bulunan dolaba asılıydı ama şimdi alması Rozayı uyandırabilirdi. " Yemeğini yedirdim uyudu çok özlemişim onu.." burukça söylediğine gülümsedi Roza. "Anlayabiliyorum seni sen yokken ona bakıyor ve çok zor bir şey.." Rozaya minnettar idi. Ama onu kandırmak zorundaydı. " Teşekkür ederim sana Roza , bu arada ben regl oldum sende ped var mı?" " Getireyim sen yemeği karıştır." Gülümseyip mutfaktan çıktığında yukarı kata çıkmasını izledi. Hızla kapının arkasındaki dolaptan önlüğü karıştırdı parmakları ucuna soğuk demir deydiğinde gülümseyip aldı pantolonun cebine sokuşturduğunda yemeği karıştırmıştı. Dakikalar sonra yukarıdan gelen Roza ile derin nefes aldı. " Al başka bir şeye ihtiyacın varsa söyle." " Teşekkür ederim." Dediğinde yukarı kata çıktı Roza'nın gelip gelmediğini kontrol ettiğinde Alâ'nın olduğu kapıya doğru ilerldi. " Anahtarı buldum." Fısıldarken anahtarı deliğe sokup yavaşça çevirdi kapı açılırken karşısındaki kadına bakındı. Gözlerine ilk batan şey zayıf bedeni sonra ruh gibi rengi kan toplamış gözleri ama güzelliğinden bir şey kaybetmemişti hayla çok güzeldi.. O Alâydı aylarca bir odada mahkûm olan bir kadındı gözleri öyle şeyler anlatıyorki dili tutulmuştu Sarenin. Canının acıdığını belliydi. Üzerindeki siyah eşofman takımı dağılmış saçları ile ayaktaydı. Yeşilleri umutluydu bu Sarenin Kaya ismini kullandığı saniyeden beri böyleydi.. " Seni gerçekten Kaya mı gönderdi." Sesi öylesine muhtaç öylesine umutlu çıkmıştı ki yalanına devam etti çünkü gerçeği söylerse karşındaki kadının yıkılacağından emindi.. " Evet sen iyimisin." " İyiyim ..o ..o iyimi peki nerde.." merdivenlerde ki ayak sesini duyduğunda telaş kapladı içini. " İyi şimdi gitmem gerek geleceğim sonra." Alânın bir şey demesini beklemeden çıkıp kapıyı kitledi hızlıca banyoya girdiğinde oradan çıkıyormuş gibi çıkığında karşısındaki Atakan var idi . " Senin ne işin var." Derince yutkunduğunda anahtarı çaktırmadan cebine yerleştirmişti.. yapması gereken tek şey oğlunu almaktı ve bunda kararlıydı. *** Hepimizin içinde onun yaşama ihtimali olduğunu biliyoruz 😉 Sizce Kaya ve Leyla birbirine karşılıklı hisleri duyarken Alâ çıkıp gelse neler olur 🫣 Kaya bir zaman sonra Alâyı gerçekten unutursa Leyla onun kalbinde yer bulur kendine o zaman gel kaosa 😸 Oy ve yorumlarınızı bekliyorum canlarım 🎀 🤍

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.