Karşısındaki eve bakındı bir süre.. dün Leyla'nın söylediği cümlenin üzerinden saatler geçmişti , gerçekleri benden değil gidip o kadından dinle o zaman geleceğin tek liman ben olacağım işte.. Sakladığı şey bu kadar büyük mü sığınacağım tek liman o mu? diye söylendi her ne olursa olsun Leyla'ya sığınmayacaktı bir çok şeyi saklamasına rağmen hayla nasıl bilmezden gelmesi zaten sarsıyordu onu.. Cemre , Alânın ablası artık herşeyi öğrenmenin vakti geldi unuttuğu herşey bir bir önüne serilirken aklının bunca olanı tekrar kaldırabileceğini düşünmüyor..Yavaş adımlar ile arabanın yanından eve doğru ilerledi.. bir yanı geri dön hiç bir yere sığdıramayacağın bir acıyla yıkılacağını söylerken diğer yanı ise bundan sonra gerçeğinle yaşayacaksın ağıtları yakıyor.Binanın önüne geldiğinde açık kapıdan girdi herşey öylesine tanıdık ki.. ikinci kata geldiğinde kapının önünde durdu. Parmakları zili buldu ama bir an merdivenlerden inip gitmek istedi..Derin nefes alırken gözleri bir kaç saniyeliğine kapandı.. zili çaldığında kalbindeki küçük sızı ile bekledi.. Küçük kızını beşiğine yerleştirirken anlına dudaklarını bastırdı. Bebek kokusu büyüleyiciydi. Üzerini örtüp geri çekildiğinde Dış kapının sesi kulaklarını doldurdu. Artık kaç defa kayınvalidesine şu zili değilde kapıyı çalmasını söylediğini bile hatırlazken gözleri aralanan Ferayeyi salladı bir kaç sallayışta uyumuştu. Geri çekilip yatak odasının kapısını kapattığında dış kapıya ilerleyip kulpu yavaşça aşağıya indirdi.. Karşısında kayınvalidesi yoktu eşi arkadaşı yoktu..ona derin bir yaranın acısını hatırlatan bir adam vardı sadece. Şaşırmış yüzünü toparlarken boğazını temizledi. " Kaya." Uzak bir sesti, neden geldiğini merak ediyordu bunca zaman sonra helek,i ama hastaneye gittigi günü hatırladığında tahmin bile etmek istemediği şeyleri düşünüyordu.. Karşısındaki adamın yüzündeki garip ifadeye bakındı. Her bakışında Alâ vardı sanki.. ölmüş ruhu canlandırıyor sanki o hastane koridoru mezarlığı hatırlıyor..Bakışları yorgundu sanki bütün gerçekler buradaymış gibi sanki duysa gözleri bir daha göremeyecekmiş gibi.. " Neden geldin?" Neden gelmişti..ona Alâyı tekrar hatırlanmak için mi tekrar acı çektirmeyemi gelmişti.. yoksa kalbinin sesimi onu buraya getirip bir kaç söze muhtaç ettirmişti.. " Sadece gerçekleri duymak için, Alâyı aramak için." Karşısında eski Kaya yoktu, darma dağın olmuş ama sanki bir kaç parça ile hayla ayakta olan ve diğer parçalarını bulmak için gelen bir adam vardı.Gözlerini kaçırdı dolmaması için tuttu kendini Cemre gaddar biri değildi.. o sadece kardeşini korumaya çalışıyordu. Önce Kaya ve Alânın birlikte olmasını istememişti birbirlerine zarar vereceklerini düşünüyordu ve zararlı olan tek taraf ise kardeşi olacağına emindi ki öylede oldu.. Ama sonra herşeye inat sevmişlerdi birbirlerin i kabul etmeyip kaybetmek istemedi kardeşini ama bu bambaşka onun yüzünden ölen bir canı var.. Öfkeliydiydi ona nefret ile doluydu ama bir an var ki ne nefreti ne öfkesi onu saldırmaya itti. O an mezar taşının başındaki Kaya idi.. Aklını kaybetmiş olması idi. Gece gündüz demeden sadece o kara toprağa sarılarak gününü gün ettiği zamanlar içindeki nefreti eritti.. Derin nefes aldığında güçlü olmaya çalıştı buraya kadar gelmesi aklına bir çok yolu kazanmış olması geliyordu. İçeri aldı onu kapıyı suratına kapatsa vicdanı durmayacaktı öte yandan içinde oluşan öfkede onu yapacaklarına itti..Salona geçtiğinde karşısına oturudu çökmüştü siyah saçlarında beyazlık vardı bir kaç tek bile belli ediyordu kendini.. " Ne duymak istiyorsun. " Olanları tekrar yaşamak istemiyor şu an herşeyi üstten anlatıp hayatına devam etmek istiyordu Cemre.. " Her şeyi..en başından."Mavi hareleri etrafta dolanırken kitaplığın üzerindeki fotoğraf karesine takıldı.. Çocuksu neşesi güzelliği ile büyüleyiciydi..sanki her şey onda toplanmış gibiydi. Aşk, sevinç, güzellik..daha bir çok şey.O fotoğrafa baktığını fark edince derince yutkunup dudaklarını araladı.. " Kalbinde hayla onu hissediyormusun?" Bu soru onun için değerliydi hayla Alâ'sına düşkünmüydü.Evet bir zaman onu tanımıyordu ama o hastaneden çıkalı uzun zaman oldu ilaçları bırakmıştı, hatırlamamak onu daha da karanlığa çekiyordu. Kalbinde hayla onun sıcak yeri vardı sesi kulaklarını dolduruyordu geçmişten anıları görebiliyordu sadece yanında olmayan iki şey vardı.. bedeni ruhu yoktu kokusunu soluyamıyordu bu yüzden muhtaç ona istek değildi hissettiği.. " Herşeyin farkındayım ben onu seviyorum bunca zaman arayıp bulamadıysam yoluma çıkan engellerdendir şimdi ise o engeller yok tek gereken nerede olduğu neden bunca zaman yanımda değildi ve en önemlisi neden onu unutmak istedim. " Derin bir iç çekerken konuşmaya zorladı kendini. " Sana herşeyi anlatamam bunu.. söyleyecek gücüm yok bilmen gereken tek şey..şuki ..Alâ hayatta değil.. ben onu aylar önce toprağa verdim.." gözleri kapanırken yaşlarını akıttı sesizce .Duyduğu bu cümle. Bu cümle öylesine can yakıcıydıki anlatılmaz. O hiç bir zaman onun Kara toprağa kavuştuğunu düşünmedi.. uzaktaydı şimdi dedi ama bir gün yanına gelecek içinden sadece bu cümleyi geçiriyordu . Donuk ifade ile gözleri tekrar o fotoğrafa döndü.. gerçekten sonsuzluğa gitmiş miydi. " Yalan söylüyorsun." Dedi içinde tanıdık bir öfke vardı kalbini yakıp kavuran bir şeydi. Hızla ayağa kalktığında boğazında bir yumurunun yeri hazırdı bile ileri gelerek Cemrenin üzerine yürüdüğünde parmakları kıvrıldı yumruk yaptığı elini sıkarken göğüs kafesindeki sıkışmayı hissediyordu. " Sen yalan söylüyorsun!" Oturduğu yerden kalkıp karşısındaki adamın üzerine yürüdü. Bu delirmiş aklını kaybetmiş hâlleri tekrar herşeyin en başa dönüşünü sergiliyordu.. " Yalan söylemiyorum ! Eğer çok merak ediyorsan mezarlığa git , evleneceğin kadının hangi mezarlığa gömüldüğünü unutmamışsındır umarım!." Şimdi bütün taşlar yerine oturuyordu tek cümle bile unutmak istediği herşeyi hatırlatıyordu.. önce gözleri önüne gelen beyaz taşın üzerindeki yazı daha sonra kapı önlerinde bekleyişi.. Bir kaç saniye kendine gelmeye çalıştı sadece, dünya ile bağını koparmıştı omuzları düştüğünde tekrar tanıdık yorgunluğu hissediyordu o his.. inanılmaz dı, kulakları tıkalı gözleri kapalı bedeni taşıyamayacak kadar çöktüğü günlerin yorgunluğu idi. " Kendine gel artık.." omuzuna dokunulan el ile düşünceleri arasından sıyrıldı.. **** Adımladı toprağa bastıkça sonsuz karanlık içine çekiyor, kulaklarını dorlduran şey serçe sesleri veya araba sesleri değildi alışık olduğu o sesi duymaya çabalıyordu. Parmakları arasındaki çiçekleri göz yaşları içerisinde kurumuş toprağın üzerine bıraktı. Mezar taşının yanına oturduğunda eğilip yanağını yasladı toprağa. İçinden konuşmak gelmiyor sonsuz bir uyku geliyor sadece çünkü gözleri kapanırsa o yeşil gözleri görünür karanlıkta ışık olur yoluna.. Şimdi her şey en başından başlıyor acısı, boşluğu,ağırısı... Derince yutkunurken dudaklarını araladı uzun bir zaman sonra onunla konuşmak iyi gelecekti ona. " Kaç ay oldu gelmeyeli..seni kaç ay yanlız bıraktım kar tanem.." Mavi harelerinden akan ıslaklıklar toparağa karışıyordu.. içindeki bu özlem öylesine büyük ki yakıp kavuruyor kalbini.. " Özür dilerim... Seni hatırlamadığım için.. seni unutmadım sana yemin ki kalbimde hissediyordum seni haylada öyle... Sana sarılarak uyumayı çok özledim kokunun etrafımı doldurmasını çok özledim alsan beni yanına..." Doğrulup getirdiği çiçekleri tek tek yavaşca toparağa yeşermeleri için birleştirdi.. gündüz yavaştan geceyi bulurken iç çekti.. " Sana söz bundan sonra bir an bile yanından ayrılmayacağım bu kuruyan toprağının başından bir saniye ayrılmayacağım sevdiğim.." Dudakları mezar taşını bulurken arkasından hissettiği ayak izlerini dinledi.. yaklaşıyordu gittikçe arkasına dönüp bakmadı çünkü geleni tahmin edebiliyordu.. " Burada olacağını biliyordum." Gözleri ektiği çiçeklere kayınca gülümsedi acıyla." Akşam oldu gidelim mi artık." Yanına yaklaşıp otururken mavi gözlerine bakmaya çalıştı. " Sen git ben buradayım." Bir şey diyemedi ne diyebilirki sevdiği kadının mezarında ona aşkını ilan etmesini istemiyordu ama bunca acıdan sonra mutluluğun onun için zor olacağını biliyordu.. " Neden bu kadar zorlaştırıyorsun Kaya neden bir şans vermiyorsun .." dargınlığı sesinden belli oluyordu. Ona kızmıyor aksine bir kadına bu kadar sadık olması çekiyordu içine ama işte aşk öyle bir şey ki ne duygular ne düşünceler engel oluyor insana... " Vazgeçemiyorum onu sevmekten özlemekten... Ben onunla vâr oldum onu kaybetmek içimdeki herşeyi öldürdü.." Cebinden çıkardığı yüzüğü açtığı topar çukuruna gömdü.. onun parmağında olması gereken yüzük ondaydı şimdi..Karanlık çöktüğünü yıldızlar gökyüzünde yerini aldı.. bu karanlık mezarlıkta sadece etrafı aydınlatan ışıklar var idi.. " Seni belki anlamıyorum ama sevgini hissediyorum.. peki ona bunları yalanlardan hesabını soracakmısın." Duyduğu cümle ile gözleri kahverengi hareleri bulduğunda yarım ağız güldü.. "Hepsini bulup diri diri yakacağım benim çektiğim acının bin katını yaşatacağım onlara." Avucunu doldurduğu toparağa bir yemin verdi.. sevdiği kadının katilini bulacaktı sırtına yediği iki kurşunun hesabını verecekti.. Atakanı bulup diri diri yakacaktı.. Bundan iki yıl önce gelen teklifi kabul etmişti.. o zaman sevdiği bir kadın vardı yaşayan yanında duran zaâfı ama şimdi ne nefesi ne ruhu hiç bir şey yok! Yaşamasının tek nedeni canına kıyanların canını alması idi .
****
Sizce neler olacak? 🤔
Leyla nasıl biri? 🫣
Leyla ve Kaya'yı yakıştırıyormusunuz ? 🫢
Oy ve yorumlarınızı bekliyorum canlarım 🎀🤍