İnsan kavuşmak denen rüzgar esecek diye bir pencerenin önünde kırk yıl beklermiş.. sözlerin hayatımızda anlamı olduğu doğru, her bir kelime anlatıyor, biz doğru ifade edemeyiz bazen işte o an bir cümle yeterli her şeye.. Günler artık nedenler ile geçiyor gelecek diye geçiyor beni seviyor diye geçiyor..yada hiç gelmeyecek beni benim onu sevdiği kadar sevmemiş diye geçiyor.. bir pencerenin önünde ömrünü veren insanlar artık toprak altında beklemeye mahkûmlar.. O pencerede şu an karşısındaki olan pencere.. ıslak gözleri yorgun bedeni kafasındaki kurduğu seneryoların gerçek olup olmadığı.. yormuştu onu aylardır bu odaya mahkûm olması ruhsal ve fiziksel zayıflığı yaşamadan soğutuyordu..Acıyan kalbi ağrına gidiyor.. Nedeni ne olursa olsun yanında olmadığı insanın kokusu burnunda tüttüğünde silip atmak istiyor aklından..kalbinden..İnce parmakları camı bulduğunda şu sözleri dile getirdi." Sana çok kızgınım biliyormusun gelmediğin için çok kırgınım... " Titrek sesini bile duymaya tahammülü yokken arkasındaki güçlü ses ile irkildi. "Sana camdan bakmaman gerektiğini söyledim! " Yavaşça geri çekilirken ona doğru döndü, o an kendinden iğrendi insan aşık olunca gözleri görmez işte bu içinde yatan canavarı nasıl görmedim diye soruyor oda.. herşeyi erken fark etseydi belli farklı olabilirdi.. " Sadece baktım bunda bir şey yok kim göreceki beni." Yüksek çıkarmak istediği sesi ile konuşurken karşındaki öfkeli adama bakındı bir süre.. " Sesini duymak bile istemiyorum, odanda uslu uslu otur eve bir kaç kişi gelecek sakın sesini çıkarayım deme sonuçlarını biliyorsun.." Kafa salladı sadece sonuç canının yanması idi göz yaşlarının yüzünde kuruması idi.. *** Hastanedeki işini bitirir bitirmez çantasında olan beyaz kağıdı aldı parmakları arasına. Burası Kaya'nın iş yeriydi bir taxiye binip mekanın önünde durduğunda heycanla indi parayı verildikten sonra.Sadece ona teşekkür etmek istiyor tekrar ,evine davet etmişti ama gelmediği için yanında getirdiği küçük hediyeyi verecekti. Zaten en son konuşmaları stresli idi bu hediye Kaya ve kendisinin arasını yapmak içindi.. Leyla temiz bir kadın aslında sadece zorunda kaldığı bazı şeyler var ve henüz kabullenemediği hisleri.. dün akşam çok düşündü karşıdaki adam ona karşı bir şey hissetmiyor kalbinin sahibi başka.. ama kalbinin sahibi yanında değil hiç bir zamanda olamayacak eğer yaşasaydı ona bir adım atmazdı ama şu an ondan kalan tek şey mezardaki ismi..Alı koyamıyor kendini onu düşünmekten hayatında ilk kez yanında bir adam olduğunu hissediyor ve kaybetmek istemiyor daha bulanamışken hemde..Yavaşça içeri geçerken Seraya burada olup olmadığını soruyordu. " İçeride isterseniz geldiğinizi haber vereyim." " Yok teşekkür ederim ben giderim." Hızlı adımlar ile bir kaç koridor geçip kapısının önünde durdu yüzüne her zamanki gibi sıcak bir gülümseme vardı.. kapıyı çaldığında içeri girmek için kulpu indirip adım attı. " Merhaba Kaya." Karşısındaki mavi gözlere ışıltı ile bakındı keşke aynı ışıltı ondada olsa dedi içinden ama bazı şeyler tek seferlikti değil mi.. " Merhaba Leyla." Soğuk sesiyle konuştuğunda karşısındaki kadının neden burada olduğunu söyledi hemde son konuşmalarından sonra. Yavaşça gülümsedi belkide onunla konuşmak için ona daha iyi ve güvenli bir alan sunması gerekiyordur. " Hoşgeldin geç otur bir şeyler içermisin?." Karşındaki koltuğa oturuduğunda sade bir kahve istediğini söylemişti kahveleri gelirken ev konusundan bahsetmişlerdi Leyla'nın en son ki stresinden sonra üzerine gitmemeyi ve yavaş yavaş istediklerini öğrenmek için uğraşacaktı..Onun tek isteği o kadını bulup Alâyı bulmak.. " Ben aslında sana küçük bir hediye getirdim umarım beğenirsin ." Çantasından çıkardığı kırmızı kutuyu masaya bıraktığında mavi gözleri önüne gelen hayal ile durakladı..Kırmızı kutu.. gözleri önüne gelen şey elindeki kırmızı kutuyu bir evin önüne bırakmaktı.. gördüğü kapı ve o anki kalp ritim hızını hissedebiliyordu.. Hastaneden ayrıldığından beri sadece bir kaç kez ilacından içti artık bu bilinmezlikten sıkılmıştı ne olursa olsun geriye dönmek sanki daha iyi gelecekti..Çaktırmamaya çalışarak kırmızı kutuyu alıp kapağını açtı, içinde iki adet kol düğmesi vardı. " Sağol." Dedi sadece oysa bu karşı kalbe iyi gelmişti..Kahvelerini içerken mekandan ayrılıp lüks bir restoranda gelmişlerdi. Biri sadece gerçeği öğrenmek benliğini isterken diğeri sadece yeni bir hayat ve huzur istiyordu.. Kahverengi gözleri bir süre oyalandı etrafta.. çekinmiyordu ama herşeyin akışında olması ona huzur verecekti.. " Ben seninkeyken gerçekten bir kadın olduğumu hissediyorum.." Çatalını tabağının ucuna bırakıp dudakları arasından çıkan sözlerin ondaki etkisine odaklandı..Belki Kaya onun için önce ulaşılamaz biri gibi görünebiliyordu ama şimdi iki aklı başında insan gibi yemeklerini yiyip konuşabiliyorlardı ve buda Kaya'nın ona daha yakın olduğunu hissettiriyordu , Leyla bunun farkındalığı ile ona yaklaşmak istemesi farklı şeylere yol açabilirdi.Karşısındaki mavi gözlere bir kaç saniye harelerini gezdirdi mimik yoktu buz gibiydi ama saçma şekilde bu ifadesiz haline dalıp gidebilirdi. Sesiz haline gülümserken iç çekmişti belki bu konuşmak için bir konu olmayabilirdi. " Neyse yarın eğer işin yoksa boğaz turuna çıkalım mı uzun zamandır çıkmamıştım." Hafifçe öne eğilip konuşurken gülümsedi Leyla . Karşındaki kadın çok mu zeki yoksa başka bir şey mi anlam veremezken onayladı sadece, yüzünü kazıdığı kadını bulmaya söz vermişti kendine, karşındaki kadını bile kullanmaya hazırdı.. **** Cemre'den Etrafı iyice temizleyip havalandırmıştım her her mis gibi kokuyordu Akif'in kucağındaki küçük kızıma bakındığımda gülümsedim Ariya küçük kolları ile sarılıyordu onu. Dükkanı elden geçirmiştim tabloları satmamaya karar verdim onları duvarlara asıp her baktığımda Âlayı hatırlayacağım.. burası artık benim hem kardeşinden kalan son şey hemde çiçekçim olacak renk renk çiçekler çok güzel. " Cemre tabelayı getirdiler." Akifin sesi ile elimdeki bezi bırakıp kapıya ilerledim gözlerim Pembe tabloda idi.Karar verdiğim yere astıklarında uzaktan baktım gayet güzeldi Pembe rengin üzerine beyaz yazı güzeldi. Gelen. Çiçekleride yerleştirdiğimde ağlayan kızıma yöneldim. " Gel annecim." Mis kokusunu içime çekerken uzakta utangaç bakışları ile bakan Ariyayıda çağırdım. " Gel güzelim." Yanıma geldiğinde saçlarına dudaklarımı bastırdım. Çok güzel bir abla olacağına eminim. derin bir iç çektiğimde kapıdan gelen Yunusa deydi gözlerim. Gözlerindeki yorgunluğunu silerken yanıma ilerledi.Hayata tekrar atılmaktan mı yoksa içimdeki sesi susturmaktan mı bilemem göz yaşım hiç kurumuyordu , en ufak şeyde delirircesine ağlamak istiyorum kalbimdeki boşluğu doldurmamak beni güçten düşürüyor. " Hoş geldin." Eğilip anlıma dudaklarını bastırdığında gülümsedim. " Hoş buldum güzelim.." Yanıma oturuduğunda Feraye 'yi kucağımdan almıştı Akif ve Elif'i yolcu ettiğimde gündüzün geceye karışmasını seyrettim bir süre.. Yorgundum ne açıdan bilmiyorum ama düşünmek istemiyorum, konuşmak bile bazen zor geliyor taki bir göğse sırtımı yaslayana kadar... Saçlarım arasında dolanan parmakları hissettiğimde şükür ettim..eksilmemek için dua ettim.. anladımki bir daha kalkacak gücüm yok..Belki günlerce belki yıllarca bu yalnızlığa alışamayacağım.. küçük kızım hayatımın aşkı ile yaşamaya tutunurken onları yormaktan korkuyorum , bazen onlara yetişemeyeceğim diye mutsuz olup huysuz birisi olacağım diye korkuyorum.. Çiçekçiyi açtığımız günlerin sayısını sayamıyorum bile Feraye'm minikcikti gözümde ama Yunus onun büyüdüğünü söylüyordu.. canım eşim... Varlığı nefes bana çok sevmenin ötesindeyim onunla.. ***
Merhabalarr
Oy ve yorumlarınızı bekliyorum canlarım 🎀🎀