" Artık göğsümün üzerinde soğuk ağır bir yüksün.. Artık beklemek ummak özlemek değil soğuk ama kuru , ağır ama boş bir yüksün .. " Dedi kurumuş dudaklarının arasından, o sadece sevdiği kadını kaybetmiş bir adam değil o gittiğinden beri parçalanmış bir adam.. Öfkesi kendini kasıp kavururken isminin seslenişini duydu. " Atakan bey annesiz sizi bekliyor." " Geliyorum." Dedi. Karşısındaki fotoğrafa son kez baktı, belkide hayat öyle acımasızdırki onun acı çekmesini seyretmek istemiştir. Yavaşça yerinden kalkıp odadan çıktığında gelen annesini karşıladı umutsuzca. Türkiye'de her yerde onu ararken İtalyanın bir kentinde bir eve sıkışıp kalmıştı.. annesi ona özlem ile sarıldı o her zamanki gibi duygusuzca geri çekildi. O geceyi hatırlıyordu kafasına aldığı darbe bilincini kaybetmesine sebep olmamıştı sevdiği adamı kurtarmak isteyen bir kadına ateş saçtı..ama o sıradan bir adamın sevdiği kadın değil ki.. o canını alan adamın canı.. Öfkesi öyle büyük ki ayırdığı zaman bile onu mutlu edemiyor.Kaya'nın acısını düşündükçe daha fazla acı istedi.. taki ona gelen bir videodan sonra.. Kendi kendine konuşan akıl sağlığını kaybetmiş bir adamdan daha keyif alamazdı zaten hayattayken öldürmüş.. İki adam acı kayıpları.. Biri can isterken diğeri ölmeyi.. Hiç bir şey olmamış gibi davranıyor ama hiç bir şey hissetmemiş hissedemiyor..Dudakları arasından aldığı ilacı yuttu.. artık kendini bile tanımayacak hâlde iken sürekli sorgulanmasından sıkılmıştı.. " Geçmişe dair neler hatırlıyorsun." Dedi karşısındaki top sakallı doktor. " Farsçada tam olarak seni özledim diyemezmişsin. Delem Berat teng sode, demişsin Buda gönlüm senin için sıkıştı anlamına geliyormuş..Yani Farsçada özlemek kalbinin sıkışması anlamına geliyor. Şimdi söyle bana seni özlemeyi hangi dilde anlatayım.. " Gözlerinden anlarım kar tanem senin özlemini. Bu sözler dolaştı kafasında ses bir kadının sesi idi tanıdıktı ama hatırlamıyor . " Hatırlamıyorum." Kendi kendine fısıldadı ellerini saçlarının arasından geçirdiğinde korkuyla ayağa kalktı. " Hatırlamıyorum! Yüzünü hatırlamıyorum!" Hissetmek apayrı bir şey o kalp attıkça sen hatırlamasan bile özlem çekiyorsun.. " Tamam sakin ol biz sana hatırlatacağız." Dedi soruyu soran doktor ama hepsi sadece sözdü..Tabi dışarıdan bakıldığında her şey yolunda görünür içimizdeki boşluğa rağmen yaşamak için nefese ihtiyaç duyarken.. Bu nefes aile idi. Bugün küçük kız kardeşinin doğum günüydü fotoğrafına baktı sadece geçen günler ardından daha mı toparlamıştı yoksa toparlanmış gibi mi görünüyordu.. Derin bir iç çekti .. " Annem öldüğünde bile bu kadar acı çekmedim." Gülümseyen kardeşine baktı.. hayat doluydu neşeliydi bir anda kesildi herşey önce hastalığı sonra ölümü ağır geliyor insana..ağlayan Ferayenin sesini duydu yavaşça yerinden kalktığında beşiğine ilerleyip salladı.. Minik elinden tutup oyalandı bir süre Âlâ öldüğünden beri Kaya'yı bir kaç kez gördü sadece.. önce kara haberin verildiğini gün sonrada mezarlıkta hayattan soğumuş şekilde görmüştü... İçten içe suçladı onu dert yandı acısını çıkarmak istedi üzerinde ama onu duymayam görmeyen bir adam vardı karşısında sonu ise hastane.. " Teyzen bize kızacak güzelim onun sevdiğini ziyaret etmediğimiz için." Bir süre düşündü belki içindeki bu..bitiremediği yası onun sayesinde bitirecek.. ayağa kalktığında bebek çantasını hazırladı üzerine ceketini aldığında küçük kızını kaynanasının evine bırakıp hastaneye yol aldı.Kaldığı hastaneyi biliyordu içeri gelip danışmana sorduğunda etrafındaki insanlara bakındı.. herkesin farklı bir hikayesi var acı dolu yaşamı var.. " Kaya Ulaş Demir ikinci katta 212. Odada kalıyor." " Teşekkür ederim." Merdivenlere yöneldiğinde içinde bir his barındırmıyordu öfke yok nefret yok onu suçlamak için çok nedeni var ama nefesi yetmez söylemeye..212 . Odanın önünde durduğunda kapıyı çaldı. İçeri yavaşça girerken mavi gözleri camda olan adamı gördü.. O an sanki Alânın bir yerlerden geleceğini düşündü.. " Kaya." Titrek sesiyle seslendiğinde odaya tamamen girip kapıyı kapatmıştı.Şaşkınlıkla ona bakan gözleri hatırlamaya çalıştı ilaçlar bir zaman sonra ağrı geliyor ve onu tamamen başka bir insana dönüştürüyor.. Hafızasında belki yer edinmedi ama tanıdıktı sesi. " Aylar sonra seni görmek istedim." Dedi sıfıra vurulmuş saçları kan toplamış gözleri ile tanımak zordu.. " Seni tanımıyorum." Karşısındaki afallayan kadını aldırmadan ayağa kalkıp yatağına uzandı. " Çık odadan!." Belki o görmeye gelmemişti ama Yunus her geldiğinde Kaya'nın farklı bir insan olduğunu söylerdi ona inanamıyordu o zaman ama şimdi kardeşinin evleneceği adamı bu şekilde görmek acınası..Hafızasımı gitti ne oldu? Dedi " Ben Âlânın --." Hafızasını sorgulayacak durumda değil ama bu isim ona uzak değildi. " Anlamıyorum seni çık odamdan!" Bu sefer acil durum tuşuna bastığında bekledi sakince." Anlamazsın tabi Â..Âlâ senin yüzünden gitti..." Bu cümle hiç çıkmamalıydı ağzından ama karışısındaki adam öyle umursamaz ki sanki hiç tanımıyormuş gibi. Mavi gözleri bir kaç saniye kapandı O Âlâsını öldürmeye kıyamaz ki... Kapıdan giren Leyla hemşirenin gözleri önce Kaya'yı sonra Cemreyi buldu. " Sizi dışarı alalım hanımefendi." Tırnaklarını avucuna bastırırken öfke ile savurudu sözlerini habersiz şekilde. " Ne kadar çabuk unuttun oysa onu sen bizden kopardın!." " Hanefendi " Kolundan tutup dışarı çıkardığında kapıyı kapattı Leyla hemşire. " Hastamızın hafızası Âlâ hanımı hatırlamıyor üzerine gitmeyiniz sizinle çıkışa doğru geleceğim." Sert adımlar ile hastaneden çıktığında iç çekti.. " Unutmak benim hakkımdı." Dudakları arasından fısıldadığında arabasına bindi. Bugün onun o hâlini görmek üzdü ama öfkede duydu.Telefonunu cebinden çıkardığında avukatı aradı. " Efendim." " Merhaba Kerem bey ben Atakan Ardınç için aramıştım herhangi bir iz varmı. " Umutla söylediği cümleyinin karşılığını bekledi aylardır kaçan adamı bulup hesap sormak istiyordu. İçi içini yerken . " Ülke dışına kaçtığını düşünüyoruz Savcı artık suçtan kaçma hükmü ile arıyor en-" " Anladım sağolun iyi günler." Telefonu kapattığında öfkeyle soludu.Aklı ermiyordu bunca zaman nasıl bulunamadı kimler tarafından saklanıyor! Arabayı çalıştırıp evine doğru yol alırken pencereyi açtı boğuluyor gibi..sanki bir şeyler var.. ya çok yakınımızda yada o kadar uzakki ulaşılamıyor. ***** Zaman geçtikçe insanlar toparlanır, toprak kuruyunca dikilen çiçekler eskisi gibi canlı kalamazken nefes almak için son kez çiçek açarlar.. Aklı kalbi kadar karışık değildi, kendini toparlamış işinin başına geçiyordu yavaş yavaş.. önce kim olduğunu araştırdı o Kaya Ulaş Demir 'di .Her şey yeniden başlıyor onun için her şey onun için temizlenip sunuldu önüne.. çünkü bu hayatta onun için en büyük acı unutmaktı..kalbinin hissedipde açıklayamadığı şeylerin peşinden koşmak yoracaktı onu.. Liya gitmişti tek başına bu yeni mekanın sahibiydi eskiden olduğu gibi, bir kaç dövme yapımından sonra derin nefes alarak masasına geçti. Kolunu masaya yasladığında anlını dayadı koluna.. Bir süre kapalı gözler ile kaldı düşüncelerini yok saymaya çalıştı geri çekilip çekmeceden çıkardığı ilaçları içerken suyundan bolca içti.. Hatırlamadığın farkındaydı daha önce ne yapıyorsa onu yapmak istiyor ama bu imkânız bir şey.. Ayağa kalktığında odasından çıkıp çıkışa ilerledi işe onun kontörlü için giren danışman seslendi ona.. " Müşterilerimiz gelecek efendim." " Ertele." Yarım ağız söylediğine aldırmadan çıktı öylece nereye gideceğini bilmiyor kime gideceğini yada öylece yürüdü eski bir iskeleye yaklaştı martıların sesini dinledi bir süre karşıdan gelen vapura bakındı.. mavi gözleri kuşkuyla etrafı izlerken göz göze geldiği yüzlerce kişiye bakıp durdu.. Kızlar aralarında onun hakkında gülüşürken sanki birini bekliyormiş havasındaydı.. " Geçebilirmiyim." Yanındaki küçük kız çocuğuna bakındı minik boyu yeşil gözlerine baktı.. yüzünde hafif bir tebessüm oluştu. Eğilip boynuma geldiğinde yeşillere baktı. " Nereye gidiyorsun böyle." Korkutma dan söylediği cümleyle karşısındaki bir o yana bir bu yana sallanan küçük kız tatlılık la cevap verdi. " Yabancılarka konuşmam." Küçük kollarını göğsünde birleştirdiğinde eğilip ayakkabısına bakındı. " Ama bir şartla konuşurum." Belki günler sonra ilk kez içten bir gülüş sergiledi bu küçük kıza daha çok yeşillerine. " Neymiş bakalım." " Ayakkabımı bağlayamıyorum düştüm bakk." Yara bantlı dizini gösterdi dudağını büzerek.. iri parmakları o küçük yarabandının üzerinde gezindi sanki yaşamıştı bu anı.. " O zaman ben bağlarım düşmessin bir daha güzelim." ayakkabısını bağlarken küçük kız şaşkınlıkla baktı ona. " Babam anneme güzelim diye sesleniyor biz evli değiliz ki.. hem Mert benim güzel olduğumu söylemiyor çirkinsin diyor." İstemeden ağzından çıkan son kelime şaşırdı küçük ufaklığın cümleside ayrı bir konuydu. " Mert yalan söylüyor sen çok güzel bir kızsın, annen ve babam nerede." Diye sorduğunda bıkkınca elini uzattığı yere baktı. " Orada ama ben gemiye binmek istiyorum." Balık sırtı yaptığı saçlarındaki pandalı tokalara deydi mavilikleri .. " Anne ve babana söyle hep birlikte binin onların yanına gitmelisin." Yüzü düşen küçük kızın kolundan hafifçe anne ve babasının yanına ittirdiğinde sinirli sesini duymuştu. " Gidiyorum tamam zaten param yok almadılar beni anneme söyleyeceğim sizi." Koşarak annesinin bacaklarına sarıldığında kucağına aldı küçük kızını saçlarını okşadında yanağına küçük bir buse kondurup dondurmasını uzattı ona.. Eğildiği yerden ayağa kalktığında el salladı yeşillere. Arkasını dönüp gittiğinde içindeki huzursuzluk rahatsız ediyordu onu..
Bölüm 37
D/01