Okul koridorları, gün boyu yankılanan adımların ardından sessizliğe bürünmüştü. Ders bitmişti, çoğu öğrenci çoktan çıkıp gitmişti ama Nur, sınıfın cam kenarında oturmuş, defterine karaladığı satırlara dalmıştı. Kelimeler, içindeki karmaşayı bir nebze olsun dışarıya vuruyordu. Her harf, içindeki düğümleri açmak için bir denemeydi. “Yalnızlık, en sadık arkadaşım oldu. İnsanlar değişiyor… Ya da sadece maskeleri düşüyor.” Burak, sınıfın kapısından içeriye baktığında onu yalnız otururken gördü. Normalde yoluna devam ederdi ama o gün adımları durdu. Sanki içindeki bir ses onu içeriye itti. Kapıyı yavaşça tıklattı. Nur başını kaldırdı, hafifçe şaşırdı. “Rahatsız etmiyorum umarım?” dedi Burak, içeriye temkinli bir adımla girerken. Nur başını iki yana salladı. “Hayır… sadece biraz yazıyordum.” Burak, sıralardan birine oturdu. Arada birkaç sıra vardı. Ne çok uzak, ne de çok yakın. “Sen hep böyle yazı yazar mısın?” diye sordu, bakışlarını Nur’un defterinden ayırmadan. “Evet. Yazmak, bazen susmaktan daha iyi geliyor.” dedi Nur, gözlerini kaçırarak. Bir süre ikisi de sustu. O sessizlikte tuhaf bir huzur vardı. İkisi de o anın farkındaydı ama dile getirmeye cesaret edemiyorlardı. Burak, Nur’un içindeki kırıklıkları görüyordu. Nur ise Burak’ın gözlerinde kendine çok tanıdık gelen bir yalnızlığı... “Biliyor musun,” dedi Burak aniden, “Sena’yla çıktığım ilk gün, seni görmüştüm. Gülüyordun. Ama şimdi o gülüşü çok az görüyorum.” Nur, bu söz karşısında donakaldı. Ne cevap vereceğini bilemedi. Gülmek… Ona bile yabancıydı artık. Tam o anda Aybüke içeriye daldı, heyecanlıydı. “Nur! Mehmet yine arıyor, seni beşinci kez arıyor hem de!” Nur telefonu eline alınca yüzü düştü. Burak, Nur’un elindeki telefona baktı, Mehmet’in ismini gördü. İçinden bir şeyin sızladığını hissetti. Kıskançlık mıydı, koruma içgüdüsü mü, yoksa başka bir şey mi? Nur, telefonu elinde sıktı. Açıp açmamak arasında gidip geliyordu. Sonunda telefonu kapattı ve çantasına attı. “Sonra konuşurum.” Burak, o an fark etti: Nur’un içinde boğulan bir kız vardı. Herkes onun güçlü olduğunu sanıyordu ama aslında içten içe parçalanıyordu. O gün, sadece birkaç cümle konuştular. Ama o birkaç cümle, sessizce yazılmaya başlanan bir hikâyenin ilk satırlarıydı. Nur ve Burak, farkında olmadan birbirlerinin hayatında bir iz bırakmışlardı. Ve dışarıda, okulun arka bahçesinde, Sena onları görmüştü. Sinsice gülümsedi. Her şey onun kontrolündeydi. Şimdilik.
Bölüm 2
Bölüm 2: Karışık Hisler
