İçeriğe geç

Dönence

Bölüm 8 · 3 dk okuma

Dönence

Bölüm 8

8. Bölüm: hayatın kaymış sen gülüyorsun

Teomandan:

Pazartesi sendromunu bilirsiniz. Hani hafta sonundan sonra pazartesinin ağır gelmesiyle yaşanan duygusal çöküntü.
Bizde o biraz farklıydı işte. Her pazartesi,okul müdürünün odasına çekilirdik genelde. İlk teneffüs uğursuz muydu yada hafta sonu tüm enerjimizi biriktirip ilk teneffüs mü çıkarıyorduk acısını bilmiyorum.

"Ulan futbol oynamayacaksınız tenefüslerde! Cam pencere aşağı iniyor, milletin kafasını yarıyorsunuz. Bu defa benim tatlı ve biricik Goncama gelmiş top." Diye bağırdı müdür sabahtan beri yaptığı gibi. Genelde büyük hasar olmadıkça odaya çekmez, dışarıda azarlardı ama bu defa hasarı aşırtma bir topla biricik kızı Goncaya verince yine delirmişti adamcağız.

"Hocam bir şey sorabilir miyim?" Diye sordu Kutay elini ilkokul çocuğu gibi kaldırırken.

"Soramazsın ulan" kutay sorduğu sorularla her defasında müdürü delirtirdi. "Aaa hayatını bilime ve eğitime adamış sizin gibi mükemmel bir insan sorumu cevapsız mı bırakacak."

"Kes sesini sırık" aramızda en uzun olan olması yüzünden öyle hitap ederdi ona müdür."sordurmuyorum işte soramazsın"

"Hocam bu okulda tenefüslere çıkmak yasak mı."

"Ulan sorma soru bana." Diye gürledi elini masaya vurarak.
"Beden dersi ders değil mi siz ders ayrımcılığı mı yapıyorsunuz hocam?" O an hepimiz emin olduk bu çocuğun beynini ters takmış olmalılardı.Müdür birkaç saniye kıpkırmızı bir suratla kutaya baktı.

"Çıkın gidin ulan sinir hastası ettiniz beni dört yılda. Defolun." Hepimiz koşarak odadan çıktığımızda önce salise kadar birbirimize baktık sonra anıra anıra gülmeye başladık.

Denizden:

Elimdeki kitapları dolabıma koyarken kendi kendime şarkı mırıldanıyordum sabah ezgiyle yaşanan otobüs macerasından sonra suan cok mutluydum.

"Deniz kızım hayırdır ne bu mutluluk" mutluyum dedim dimi şahsen şuan dudu peri gibi teoaya yok olma büyüsü yapmak istiyorum.

"Hiçç ne dedi müdür" sabah sabah goncanın beynini uçurmalarıyla müdürlük olmuşlardı yine ve yeniden...

"Ya yok benim biricik goncama nasıl gelir falan fıstık şaçmaladı iste neyse biz senle bir kahve mi içsek kahvenin kırk yıl hatırı vardır derler" şuursuzca konuşmasıyla göz devirdim yeminle gevşekti ama tatlı çocuktu

"Seninle kırk yıl mı Allah korusun lan" teoman burnumu sıktığında elini ısırdım "napıyorsun kızım ya niye ısırdın"

"Kafanı da ısırırım hırt ayağını denk al"

Leyladan:

Hayaller Paris hayatlar özel Bodrum eğitim kurumları... Pazartesinden nefret ederdim bide eski sevgilin tarafından iki defa yataktan düşerek başlıyorsa... Birine çarpmamla düşüncelerimden ayrıldım

"Ay önüne baksana be" üstümü düzeltip başımı kaldırınca arası gördüm "Aras Öztürk"

"Leyla Akkaya"

"Sen kaşınıyorsun fazla yüz verdim sana heralde" Aras göz devirerek bana baktığında ofladım "çekil de geçeyim"

"Yan tarafım bomboş" Aras bana alayla güldüğünde bende ona aynı şekilde güldüm

"Dolabımın önünde duruyorsun Aras kitap alıcam" Aras önümden çekilince güldüm "bak bu üç oldu bana çarpıp duruyorsun"

"Ben çarpmasam bile kalbim sana çarpar güzelim"

"Boş yapma Aras eski sevgiline böyle iltifatlar etmemelisin" arasa alayla güldüğümde bana ciddiyetle baktı "yeni sevgilim olunca görücem seni"

"Ne kadar inanarak boş konuşuyorsun Aras ya Rüyanda anca görürsün bir insan bir kere yapar o hatayı" arkamı dönüp ilerdeğimde arasın sesi kulağıma geldi

"Sana kendimi affettirip gerçek aşkı tekrar göstericem" inanmak istemesem de onu çoktan affetmiştim belkide ama sonuna kadar sürünecekti madem öyleydi dişe diş kana kandı...

Sıladan

"Öpüp kaçmak oluyor mu böyle Kara kız" söverek arkamı döndüğümde kutayın suratını gördüm ben ve anlık yaptığım işlerin başıma açtığı dertler cidden yani

"Yanlışlıkla oldu ayağım kaymıştır falan"

Kutaya bir adım atarak bana yaklaştı "hmm ben şimdi sana yaklaşşam ayağım kaysa böyle seni şak diye öpsem nolur ki"

Yaklaşmaya devam ediyordu ve ben olduğum yerde kalmıştım beni öpecekti galiba... Ay bisey yapmam lazımdı birden kutaya kafa atmamla hayatımın şokunu yaşadım ulan dediğim bu değildi ki iç sesime tüküreyim

"Ay Kutay özür dilerim ya" yerdeki kutaya elimi uzattım "burnun kanıyor gel revire gidelim"

Kutay arkamdan gelmeye başladığında içimden kendime sövüyordum hayır Elin kolun bir Dursun yani dimi revire gelip kapıyı kapattığımda o sedyeye oturdu elime pamuk alıp burnuna bastırdığımda acı çekmek yerine güldü

"Hayatın kaymış sen gülüyorsun" daha çok güldü "hayatımda ilk defa bir kızdan dayak yiyorum da" bismillah benim küçük narin hassas kulaklarım neler duyuyordu "ne demek kimse seni dövmesi ay ben ilk miyim" bir yandan burnuna bez tutup bir yandan gülüyordum birden beni belimden tutup çekince gülüşüm soldu "napıyorsun be manyak mısın"

"Manyağım ama sadece sana hadi şimdide gülsene deminki gibi"

Cafer sıctık bez getir koçum

Bölüm sonu

4 yorum