Bölüm şarkısı: Yüzyüzeyken konuşuruz- kaş ıı
~•~•~•~•~•~•~•~•~•~
Sıladan
Bazen hayat tam herşey çok iyi gidiyor derken kapak çekip aynen öyle der gibi ağzına sıçardı ya tam olarak o yaşanıyordu Kutay bana doğru geldikçe ben kaçıyordum sırtım duvara çarptığında içimden bildiğim bütün duaları okumaya başladım...
"Ee Kara kız kaçacak yerinde kalmadı" eli çeneme gittiğinde nefesimi tutmuş ona bakıyordum "ödeşşek mi artık"
Birden dudaklarını dudaklarıma bastırmasıyla yer altımdan kaydı ve düşmemek adına kutayın kollarına tutundum. O beni öperken ne itebiliyor ne karşılık verebiliyordum. Kutay beni bırakıp yüzüme baktığında dilim tutulmuş gibiydi.
"Döversin diye düşünmüştüm karşılık vermedin ama itmedinde buda bisey" güldüğünde yaşanan şeyi idrak etmemle hızlıca Kutaya Tokat attım "ya dayak arsızı olsun iyice sende gidiyorum ben sende kanaması durana kadar burda kal iyice bastır bezi" arkamı döndüğümde kutayın sesini duydum "sana asığım sıla seni seviyorum"
"Ne saçmalıyorsun Kutay" sadece sustu bense şok içinde revirden çıktığımda kendimi sınıfa zar zor atıp yerime oturdum. Elim dudağıma gittiğinde nefesimi tuttum
Ben yanmıştım galiba hadi hayırlısı ya şıctık yada daha büyük sıçtım. Okuldan cıkana kadar Kutay benle hiç konuşamadı yan yana oturmamıza rağmen yüzüme bakmadı
Ezgiden:
Kendi kendime şarkı mırıldanıp hoplayarak denizin kolilerini açıyordum. Dışarda yağmur yağıyordu hemde sağanak gibi ama biz kızlarla burda denize yardım ediyorduk
"Sıla iyi misin sen bir garip gibisin" sıla kafasını kaldırarak bana baktığında bizden kaçmayacağını biliyor gibi Kendini yere attı "Kutay beni öptü ve ben onu dövmedim"
"Abo" aramızda konuşabilen tek kişi deniz olmuştu birbirimize bakıyorduk tamam bu baya beklenmedikdi...
"Ya birden oldu benimde beynim yandı tepkide veremedim" Sıla'nın zibilyonuncu söylenişinden sonra leylayla birbirimize baktık
"Sen seviyor musun bu saftiriği" denizin konuşmasıyla sıla gözlerini kaçırdı sonra da pes ettti "off galiba evet yani bilmiyorum ama onun yanında sanki bambaşka bir evrene ışınlanıyorumm Dünya duruyor..." Leyla burukça gülümseyip sılaya sarıldı "işte biz buna aşk diyoruz güzelim hayırlı olsun"
"İstemiyorum ben aşk falan ne çabuk unuttunuz yaşananları nasıl güvenicem ben ona." Sıla'nın bağırmasıyla kızlarla birbirimize baktık. Ve hepimizin gözünde aynı anlar canladı
flashback (bir sene önce)
Yağmur yağıyordu akkayaların konağında yine bağırış çağırış hakimdi bu seferki konu ise Teoman ve arasın bağlantısıydı Teoman herşeyi hatırlıyordu her bir detayıyla ve Hakan Akkaya bittiğinin farkındaydı.
Çalan kapıyla oturma odasındaki bağırış bölündü Ezgi sıla ve Leyla birbirine baktı Leyla Akkaya ise hızlıca kapıya baktı ve gördükleri karşısında hiç şaşırmadı nerdeyse
"Sevgilim, deniz???" Aras hiçbirşeyi umursamadan içeri daldığında Ezgi ve sıla hızla ayağa kalktılar Hakan Akkaya korkuyla geriledi arassa hiç beklemeden yakasına yapıştı Kutay ve evren arası ayırmaya çalışıyordu teomansa hayatının yalan olduğunu öğrenmişti
"Sen benden kardeşimi nasıl alırsın lan" Hakan Akkaya kurtulmanın tek yolunun bu olduğunu biliyormuş gibi Leylaya baktı ve Leyla'nın hayatının kaymasına neden olcak lafları söyledi
"Leyla istedi bilirse gider bırakır beni dedi o istedi ben gelecektim ama gelemedim tehdit etti bizi" Aras şok içinde Leyla'ya döndüğünde gözlerinde hayal kırıklığı vardı "nasıl lan seni ona değişeceğimi mi düşündün inanmıyorum"
"Aras şaçmalama Teoman benimde kardeşimdi hatta ikizimdi ben öyle birsey niye yapayım ne çıkarım olcak ki" Leyla arasın kollarını tuttuğunda yüzünü elleri arasına aldı "yok öyle birşey saçmalıyor"
Aras hiddetle Leyla'nın elini ittiğinde Leyla yere düştü ve ağlamaya başladı ama canını yakan şey yere düşmesi değil arasın onu düşürmesiydi "bitti Leyla sakın karşıma çıkma bir daha"
Deniz Leyla'nın yanına eğilip ona sarıldığında hiddetle arasa bağırdı "Aras kes sesini ya sen bunun ne mal olduğunu bilmiyor musun ya yalansa değer mi ha"
"Bundan sonra o kardeşin olsun o zaman deniz" deniz tek kelime etmedi tek ses ise arasa attığı tokadın sesiydi "öyle olacak zaten ne sandın sen bunları söylersin ama deniz burda kalır dimi çünkü kardeşler gitmez dimi bundan sonra ne ölüme ne dirilme Aras Öztürk"
Aras hırsla gittiğinde Kutay ve evrende arakasından gittiler teomansa hala olduğu yerde oturuyordu sonra kalkıp Leyla'nın tam karşısına geldi "bunu nasıl yaparsın biliyordun dimi arasın abim olduğunu neden söylemedin"
"Yeni öğrendim bazı şeyler birden söylenmez ayrıca nasıl söylerdim sen benim kardeşim değilsin seni evlatlık almışlar diye" Teoman kapıyı çarpıp çıktığında Leyla daha cok ağlamaya başladı ezgide Leylaya sarıldığında sıla uzaktan baktı onlara sahi bunların ne mal olduğunu nasıl anlamamıştı.
Denizle birbirlerine baktıklarında deniz ona şefkatle baktı "gel buraya" sıla koşarak denize sarıldığında o zamana kadar kalbinin güzelliğini nasıl anlamadığını düşündü.
O gece dört kız birbirine sarıldığında hayat onları bir daha ayırmayacaktı ama onlar bunun farkında değildi sadece
Günümüz ( Ezgiden)
Leyla'nın gözleri dolduğunda gözyaşlarını silerek konuştu.
"Sıla güzelim Kutay ne Teoman nede Aras o farklı bir kişilik bambaşka biri onlardan onları aynı kefeye koyma ayrıca seviyorsun işte onu... Sevdiğinin yanında olamayıp uzaktan izlemeyi en iyi ben bilirim o yüzden sende gidiyorsun kutayla konuşuyorsun yarın" sıla daha çok ağladığında Leyla ona sarıldı. Bense sadece ağlıyordum o gece hakan akkaya hepinizden bir parça almıştı
"Ağlamak yasak size evimde ağlayamazsınız" denizin gözyaşlarını silerek konuşmasıyla hepimiz güldük. Yağmur dinmeye başladığında akşam olmuştu hepimiz deniz ne kadar kalmamız için ısrar etsede evlerimize dağıldık. Sılayla taksiye bindğimizde hiç konuşmadı sadece dışarıyı izledi önce onun evinde durduğumuzda vedalaştık tam gidecekken arkasından bağırdım
"Yap şunu artık sılKut görmek istiyorum"
Sıladan
Yapmam lazımdı ya şuandı yada hiçti. Önünde durduğum kapıyı çaldığımda kutayın annesi Aysel abla kapıyı açtı "sıla yavrum gece gece birsey mi oldu"
"Yok Aysel abla Kutay evde mi acaba?"
"Odasında canım gel geç ıslanmışşın hep" içeri girdiğimde bildiğim merdivenleri çıkarak kutlayın odasının önüne geldim ve derin bir nefes aldım kapıyı çaldım "anne sal beni ya"
"Annen değilsem peki" içeri girdiğimde Kutay hızlıca ayağa kalktı yanıma geldi yüzümü elleri arasına aldı "ağladın mı sen"
Hayır der gibi kafamı iki yana salladığımda baş parmakları ile gözyaşlarımı sildi "ıslanmışşın hep oturda saçını kurutalım"
"Kutay birsey söylemem lazım benim sana" derin nefes aldığında ne söyleyeceğimi düşünmüş gibi ellerini saçları arasından geçirdi bense ellerini tuttuğumda bana baktı
"Seni seviyorum kutay her halini bu salak halini de seviyorum romantik halini de seviyorum ve bundan sonra ne önünde ne arkandayım tam yanındayım ve elini tutuyorum"
"Bende güzelim benim bende senin yanındayım ömrümün kalan her dakikasında" beni kendine çekip sarıldığında coktan kader bizi birbirimize kenetlenmişti sadece biz bilmiyorduk

