Leyladan
"Leyla kendine gel çıldırtma beni" Sıla'nın çığlık çığlığa bağırmasıyla elimdeki elbiseyi Yatağa fırltattım
"Of ben ne giyicem ya Arasta orda olucak" tamam ne olduğunu anlamamış olabilirsiniz kısaca özetleyeyim okulun sonbahar festivali vardı ve ben kıyafet seçimi konusunda inanılmaz zorlanıyordum ve kızları çağırmıştım ama aşağıda bizi bekleyen dört adet dağ ayısı kesinlikle sürpriz yumurtadan çıkmıştı
"Leyla hadi be ya" denizin oflayarak kendini yatağıma atmasıyla bende ofladım "ya cocuk sana her halinle güzelsin demedi mi leyloşum hem bir erkek için bu kadar süse değmez bide aşağıda ağaç oldu seninki yani biraz daha durursan süsleneceğin bir Aras olmayacak"
"Ne alaka Deniz arasa mı süsleniyorum ben" deniz göz devirdi "heralde yani"
"Ay iyi şunu giyip geliyorum siz inin bende geleyim beklemesinler daha fazla" kızlar odadan cıkıp aşağı inerken pembe etek takımını elime aldım emin olduktan sonra giyip kendime bakarken ezginin çığlıyla yer yerinden oynadı
"Bir günde kaos çıkmasa kurban kesecem valla" kendi kendime söylenip aşağı indiğimde hayatımın şokunu yaşadım
"Ay bu ne ya"
Ezgiden
"Ay içim şişti yeminle" tam koltuğa oturacakken gördüğüm Şeyle çığlık attım. Dört ayaklı küçük birsey ayağımın dibindeydi kendimi birden ilk gördüğüm kişiye doğru fırlattım tabi o kişinin evren olduğunu anlamam azıcık geç olmuş olabilirdi
"Noluyor lan " birden kucağına atladığım için şok olmuştu ama hemen bir kolunu dizimin altından geçirdiğinde kollarımı boynuna doladim
"Birsey vardı" birbirimize bakıyorduk bu çocuk ne zamandan beri bu kadar yakışıklıydı ya nefes alamıyordum ama heralde gördüğüm Şeyden sebebti yoksa ne olacaktı
"Ay bune ya" Leyla'nın sesiyle hepimiz başımızı eğip yerdeki şeye dikkatle baktık. Ve. Sıla çığlık atarak koltuğa çıktı evde fare vardı ve gereksiz bir şekilde kutaya benziyordu.
"Annemi arayıp haber vermem lazım" Leyla telefonu çıkardığında hepimiz hızlıca evden çıkıp bahçeye doğru ilerledik ve ben hala evrenin kucağındaydım ay imdat ya
"Bıraksana be" evrenin gözleri bana döndüğünde beni birden yere attı "iyi al fareler seni yesin"
"Hayvansın evren"
"Hepimiz öyleyiz ezgicim mesala Teoman İngiliz atı" Teoman evrene ağzının içinde söverken evren elini uzattı bende tutup yerden kalktım sonra hepimiz arasın arabasına doluşup okula doğru yola çıktık. Evrenle yan yana denk gelmiştik kadere sokayım ya
"Pişt kıvırcık şaçlar doğal mı" evrenin kulağıma konuşmasıyla göz devirerek ona döndüm fazlasıyla yakındık "ben sana soruyor muyum bu mallık doğuştan mı diye ayrıca gayet doğalım ben ama belliki senin şaçlar bigudi"
"Yoo gayet doğalım ben fındık" fındık mı? Ne alaka ya ben o kadar Minnoş değilim ki. Göz devirip önüme döndüğümde oda güldü. Allah'ım sana geliyorum Yarabbi
Denizden
"Senden Dalin kokusu geliyor" arabanın arkasını altılamıştık daha doğrusu biz oturmuşruk kutayda yere sığmaya çalışmıştı garibim tabi biz teomanla yan yanaydık o kadar yan yanaydık ki çocuk sığalım diye kolunu belime koymuş ve beni olabildiğince kendine çekiyordu kesinlikle konumuz Dalin kokuyor oluşuydu ama
"Ee Dalin civciviyim deniz kızı ondandır"
"Senden olsa olsa katil civciv olur hırt" göz devirdiğimde beni daha çok kendine çekti "benden aslında çok farklı şeyler olurda yeri değil"
"Ne diyon lan çakarım ağzının ortasına" pislik gibi güldüğünde göz devirip önüme döndüm hayır ne demekti yani şimdi bu "diyorum ki işlerimi yarım bırakmayı sevmem ve kantinde yaşanan şey yarım kaldı." Tekrar ona baktığımda oda bana bakıyordu gözlerini dudaklarıma kaydığında ikimiz de nefesimizi verdik tam bana yaklaştığı sırada ezginin sesi bizi ayırdı
"Ay arkadaşımın ırzına geçiyor manyak"
Sıladan
"Sen rahat mısın orda ya" ayağımla yerde oturmaya çalışan kutayı dürttüğümde ayağımı itekledi "ömrümün sonuna kadar burda kalabilirim güzelim"
"Güzelim mi?" Soru sorar gibi baktığımda göz kırptı "güzelsin yani yalan mı söyleyeyim" ayağımla onu tekmelediğimde bağırdı
"Yapma be en sevdiğim böbreğime vuruyorsun şuan"
"Senin böbreğini yerinden sökmediğime dua et kuticim"
