İçeriğe geç

Dolunay Gecesi

Bölüm 3 · 5 dk okuma

Dolunay Gecesi

Bölüm 3

Bölüm 2 ~Orman~

Ateş yaktım ve güneş batana kadar oturdum. En sonunda yatmaya karar verdim çünkü bugün çok yorulmuştum. Umarım at yakın zamanda iyileştirdi. Ona at demek pek hoşuma gitmiyordu bu yüzden ona Carl ismini taktım... Acaba Aaron’a haber gitmiş miydi? Aklımdaki soru işaretlerine cevap bulmak için zamanın geçmesi gerekiyordu bu yüzden şimdi gerçekten uyumalıydım.

Günün ilk ışıklarında bir kişneme sesi ile uyandım. Bu Carl’dı. Ayaklanmıştı ve gayet neşeliydi. Ona yanıma gelmesini söyledim. Tam gelecekti ki sağ bacağından dolayı yere yığıldı. Yanına koştum ve burkulan ayağına Müdahale ettim.

İkimizde açtık. Yanımızdaki yiyecekler sınırlıydı. Kalan son yiyecek 3 elmaydı. Elmaların tümünü Carl’a verdim ve faytondan kendime giyebileceğim rahat şeyler seçtim. Kot pantolon ve kırmızı tişört işimi görürdü. Giyindikten sonra ormana yürüyüşe çıktım. Biraz ilerledikten sonra bir dere buldum. Cebimden çıkardığım parşömene bulunduğum yerin haritasını çıkardım. Dere den biraz ileride bir elma ağacı vardı. Onu da not aldıktan sonra biraz da otlak alanları araştırdım. Elimdeki parşömen dolana kadar gezdim. En sonunda kamp alanına geri döndüm. Tabii elim boş dönmedim. Biraz elma almış ve balık yakalamıştım. Şu an elmadan başka kahvaltı seçeneğim olmadığından yemek zorundaydım. Carl elmalarını yemiş bir ağacın kenarında dinleniyordu. Elime bir elma aldım. O sırada aklıma henüz küçük bir çocukken ailemle yaptığımız kamplar geldi.

Yeterince doyduğuma karar verdikten sonra Carl’ın yanına gittim. Huysuz at hala bana güvenemiyordu. Tahminimce yarın iyileşirdi. Eğer iyileşirse benim için en iyisi olacaktı. Neyse ki ata eyersiz binmeyi öğrenmiştim. O yüzden rahat bir yolculuk olacaktı. Nereye gideceğimi bilmediğim için sınırdan çıkacak ve en yakın kraliyete gidecektim. Carl ile öğleden sonraya kadar oturduk. Şimdi tekrar dal toplamam ve ateş yakmam gerekiyordu. Biraz Dalın yanında ince dal da getirdim. İnce dallara balıkları yerleştirdim. Ateşi yaktım ve beklemeye başladım. Hiç düşünmediğim kadar kısa sürdü.

Carl’a elmalarını verip balıkları afiyetle yedim. Lezzetli bir akşam yemeğinden sonra Carl’ın bandajını değiştirdim ve yaralarına merhem sürdüm. Ateşi söndürüp uyudum.

Sabah erken saatlerde uyandım. Gün benim için başlamıştı. Carl da benden sonra kalktı ve afiyetle elmalarını yedi. Son 2 günde bin ton elma yediğine yemin edebilirim. Tekrar kontrol ettim. Gayet sağlıklı ve enerjik görünüyordu Carl. Belli ki beni kabullenmişti. Elma toplamaya giderken bana eşlik etti. Ne kadar elma istiyorsa aldım. (Ağaçta elma kalmaması dışında sorun yok.) Umarım yakında başka bir kraliyete giderdik çünkü biraz daha elma görürsem kusacaktım. Her şeyimi toparladım. Carl’ı okşadım ve sırt çantamı taktım. Aaron benim için çok endişe etmiş olmalıydı fakat şimdilik idare etmeliydi. 1 sene önce ormanı gezmeme izin verseydi böyle olmayacaktı.

Yola çıktık. Carl için sık sık mola veriyorduk çünkü o kadar fazla eşyamız vardı ki hayvancağız nefes nefese kalıyordu. 1 gün boyunca yürüdük. Fazlasıyla yol kat ettiğimizi düşünüyordum. Akşamın geç saatlerinde mola vermiştik. Yola koyulduğumuzda arkamızdan tilki sesleri geliyordu bu bizim için kötüydü. Carl heyecan yapmıştı. Yine de yavaş yavaş yürümeye devam ettik. Bir süre sonra Carl acı içinde inledi. Bir tilki ayağını ısırmış olmalıydı. Hemen aşağı indim ve yerdeki taşları tilkilere atmaya başladım. Kısa süre sonra hepsinin temizlendiğinden emin oldum. Carl’ın ayağını göremiyordum. Bu bizim için kötüydü. Zavallı at hala inliyordu. Etrafta volta atmaya başladım. Gecenin bilmem kaçında yaralı bir atla neresi olduğunu bilmediğimiz bir yerde ne yapabilirim ki? Çaresiz ve sinirliydim. O sırada ilerideki bir ışık dikkatimi çekti.

Belki orada birileri olabilirdi. Birileri olduğunu umarak Carl ile yürümeye başladık. Her ne kadar ona destek çıkmaya çalışsam da tökezliyordu. Neyse ki ışık o kadar uzakta değildi. Bir süre yürüdükten sonra ışığın olduğu yere geldik. Tahmin ettiğim gibi küçük, tahta bir kulübe vardı burada. Yardım istemek için kapıyı çaldım. Karşıma iri yarı sert birisi çıkacağını düşünmüştüm ama karşımdaki kadın hiç düşündüğüm gibi değildi. Tombul yanakları ve kırış kırış alnıyla karşımda gülümsüyordu. Ona gülümsedim ve “ormanda kayboldum yardım edebilir misiniz?” diye sordum.

Davetkar bir şekilde içeri girmemi söyledi. Evin içi görünüşüne göre daha düzenli ve ferahtı. Mavi gri bir koltuk vardı ve karşısında minik eski bir masa bulunuyordu. Diğer odada tuvalet, yanında küçük bir mutfak ve yatak odası vardı.

Yaşlı kadın senelerce misafir görmemişcesine heyecanlanmıştı. Hızla mutfağa yönelip ikramlık bir şeyler aradı. En sonunda dolapta bulduğu çorbayı ısınması için ocağa koydu. O bunları yaparken içten içe davranışları komiğime gidiyordu. Kısa süre sonra elinde bir kase çorba ile geldi. Çorba çok güzel kokuyordu. Elime ekmeği alıp bana bana yedim. Kadın ben her yediğimde mutlu oluyor ve heyecanlanıyordu. İki dakikadan daha az bir sürede çorba bitmişti. Gerçekten uzun süredir elma yemekten bunalmıştım.

Çorbanın ardından bir bardak su içtim ve yaşlı kadını yardım etmesi için Carl’ın yanına getirdim. Ayağına 1-2 dakika boyunca baktı ve sonra evin içinden bir merhem getirdi. “bu merhem yeterli neyse ki erken davranmışsın durumu daha kötü olabilirdi.” Carl’ı okşadım ve yola çıkmak için hazırlandım. Yaşlı kadın kolumdan tuttu ve Carl a binmeme izin vermedi. “merhemin etki etmesi için 1 gün dinlenmesi gerekiyor. Hadi kızım onu bir yere bağla ve içeri gel” dedi. Carl ı bağladım ve içeri geçtim. Kadın benim için koltuğu bir güzel hazırladı. Sonra eline bir kitap aldı ve okuma gözlüklerini takarak okumaya çalıştı. Kitap çok eski ve yıpranmış bir haldeydi fakat yaşlı kadın için bu bir sorun değil gibiydi.

Kısa bir süre sonra yaşlı kadın kitabını sehpaya koyup ışıkları kapattı. İyi geceler diyerek odasına yöneldi. Benimde uykum gelmişti yarın yola çıkacaktık ve enerji toplamalıydım.

Sabah uyandığımda o kadar iyi hissediyordum ki. Yaşlı kadının koltukları çok rahattı. Çok geç saatte uyanmış olmalıydım çünkü yaşlı kadın kalkmış, kahvaltı için beni bekliyordu.

Hızlıca kalktım ve koltuğu toparladım. Çok çeşit yiyeceğe sahip olmayan yaşlı kadın benim için yumurta haşladı. Sarayda hiç bu şeyi yemiştim her zaman sıra dışı ve farklı şeyler yerdik. Yaşlı kadına teşekkür ettim ve kahvaltımı bitirdim. Kahvaltımı bitirir bitirmez kadının verdiği yiyeceklerden biraz alıp Carl’ın yanına gittim. Kadın nereye gideceğimi sordu. En yakın krallığa gideceğimi söyledim.

Carl’ı hazırladım ve yola koyulduk.

“evet efendim

yola koyuldu...”

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.