(Seneler önce Daremi kraliyeti)
Elisa ve Aaron 7 yaşında iken arkadaş oldular. Aaron’un ailesinin kraliyeti krintal ile Elisa’nın ailesinin kraliyeti Daremi bir anlaşma içerisindeydiler. Çocuklarını büyüdüklerinde olası bir düşmanlığa karşı evlendireceklerdi. Aslında olması gereken buydu fakat işler yolunda gitmedi.
(O zaman Daremi kraliyeti)
“Aaron! Gel de beni yakala seni korkak şey!”
“Geliyorum! Ayrıca korkak değilim!”
Koştuğumuz yer Daremi kraliyetinin en karanlık ormanıydı. Halk burası için türlü türlü efsaneler uydurmuş ve birbirlerine korku saçmışlardı. Ormana girdiğimizde garip bir ses duydum.
“Aaron... Sende sesi duydun mu?”
“evet ve bu çok ürkütücü.”
“korkuyorum geri dönelim.”
“nereden geldik ki Elisa?”
“Sen hatırlamıyor musun?”
“Hayır...”
“Arkamızı dönüp dümdüz ilerleyelim belki yolu buluruz.”
Arkamızı dönüp bir süre yürüdük fakat yol tanıdıklaşmaya değil karanlıklaşmaya başladı. Aaron ile bir ağacın altında sarılarak uyuya kaldık. O benim sarı saçlarımı okşarken ben ise bir top gibi büzülmüştüm. O zamanlar 7 yaşındaydık ve çoğu olay bizi meraklandırıyordu. Gözlerimi açtığımda Aaron yanımda değildi. Orman yanıyordu ve çok korkuyordum. Nefes almakta zorlanıyor, annem ve babamı merak ediyordum. Ayağa kalktım ve kraliyete doğru koşmaya başladım. Kraliyet alevler içerisindeydi. Ailem neredeydi? O sırada elinde benzin ve çakmakla duran yaşı benden daha büyük bir çocuk gördüm. O çocuk sanırım kraliyeti yakmıştı fakat bana o kadar benziyordu ki. Kumral saçları ve simsiyah gözleri vardı. Üzerinde yarım yamalak bir kumaş parçası ile bana bakıyordu. Elleri kesik içerisinde saçları senelerce taranmamışcasına karışıktı. Ona o kadar sinirlendim ki küçük bir alevin üzerine atıp oradan ayrıldım. O kıza ne olduğu hakkında hiçbir fikrim yok ama umarım hiç karşılaşmayız...
(Marla krintal kraliyeti)
“Aaron!”
“oh, selam canım.”
“bir sorun mu var?”
“hayır sadece heyecanlıyım.”
“ne için?”
“hatırlıyor musun seneler önce Daremi kraliyeti yanmıştı. Orada kalan küçük bir topluluk var bence orayı yok etmenin tam zamanı. Yakında dolunay var ve eğer prensesleri ölmediyse bu sene dolunayda taç taç takılacak. Başımıza iş almadan çabuk davranmalıyız.”
Bir an için kötü hissettim seneler önce yaktığım kraliyet için. Tamam dedim ve odama gittim.
3 gün sonra~
Aaron plan yapmaktan benimle ilgilenemiyordu. Kahvaltıda benimle planlarını paylaşıp bütün gün askerlerini çalıştırıyordu. Akşam ise gözcü gönderip saldırı yapabileceği noktalar belirliyordu. Gece eve gelip 2 saat uyur sonra düşünmekten uyuyamazdı. O kadar düşünüyordu ki sağlığı için endişeliydim.
“Aaron bu aralar kendini çok fazla yoruyorsun karşı taraf sadece bir topluluk lütfen biraz dinlen. Senin için endişeliyim.”
“endişe edilecek bir konu yok ben iyiyim sadece uykusuzum. Atağı yarın yapacağız. Bugün dinleneceğim ve seninle ilgileneceğim. İçeriden gizli bir şekilde halletmeyi planladık ama olası bir kargaşa veya saldırıya karşı endişeliyim.”
“endişelenme bu iş sorunsuz bir şekilde olacak.”
“Dolunaya 8 gün var bu yüzden seni başka bir yere tatile yollayacağım. Tadını çıkar.”
Peki dedim ve hazırlanmak için odama gittim. Gideceğim yer buradan çok uzaktı bu yüzden ben oraya vardığımda savaş başlamış olacaktı. Aaron için endişeliydim umarım sorunsuz bir şekilde bu işi hallederdi. Ona güveniyordum. Günlerdir büyük bir titizlikle çalışmış ve planlamıştı.
Yolda~
Her şey iyiydi. Krintal kraliyetinden çıkmak üzereydik. Ki bir patlama oldu. Arkama baktım ve krintal kraliyetinden geldiğini anladım. Yanımdaki muhafızlar tetikteydi. Aşağı indiler ve etrafı aradılar. Hemen ardından bir patlama daha oldu.
Faytonu çeken 2 beyaz at irkildi ve şaha kalktı. İki atta iplerden kurtulmaya çalışırken faytonu süren adam yere düştü. Bende faytonun içindeydim. Eğer atlar iplerden kurtulursa yokuş aşağı fayton arabası ile birlikte yuvarlanacaktım.
Muhafızlar beni arabadan indirmeye çalıştılar fakat başaramadılar. Araba sallanıyordu ve ben şok içinde sadece iplerin sağlam olmasını diliyordum. Beyaz atlardan bir tanesi iplerden kurtuldu ve dört nala koşmaya başladı.
Diğer at ise ağırlığı taşıyamadı ve kaymaya başladık. Muhafızlar arabayı tutmaya çalışıyor, yaralanan sürücü de dua ediyordu. Beyaz at daha fazla dayanamadı. Kendini yokuş aşağı bıraktı. Muhafızlar korkuyla arabayı daha fazla çekmeye çalıştılar fakat başaramadılar. Biz beyaz atla yokuş aşağı düşmeye başladık.
Bir şeyler yapmalıydım. Hızlıca sürücü koltuğuna geçip kaçan atın ipini bir ağacın dalına doladım. Bu bizi bir süre tutar zannettim ama ağacın dalı koptu. Kaymaya devam edersek yokuşun sonunda odun kesen köylüleri ezecektik. Aklıma bir fikir geldi.
Hemen kopan dalı ipten çözüp yön değiştirmeye çalıştım. Dal yere sürtünerek yönümüzü değiştirdi. Hızlı bir şekilde ormanın içine kaymaya başladık. Bir süre sonra ağaca çarparak durduk. Hemen araçtan inip ön taraftaki atın yanına gittim.
Durumu çok kötüydü her yerinde kanama vardı. Fakat o kadar derin değildi. Bacaklarını kontrol ettim. Hepsi sağlamdı sadece ön sağ bacağı burkulmuştu. Ağır çizikler bulunduran beyaz atı iplerinden çözdüm. Bulunduğumuz konumun neresi olduğunu bilmiyordum. Hiç krintal kraliyetinin sınırlarına gelmemiştim. Koskoca bir ormanın içindeydik. Yanımda sadece eşyalarım ve yaralı bir at vardı. Yaralı atı bir ağacın kenarına kadar sürükleyerek çektim.
Atı ağacın altına yerleştirdikten sonra bir şey fark ettim. Sırtındaki izden anladım ki bu at 8 gün önce kraliyete gelmişti ve huysuz bir erkekti. İnsanları üzerine almadığı için fayton çekme görevine alınmıştı. Güzel beyaz atın tüyleri yumuşacıktı. Onu iyileştirmek için bir şeye ihtiyacım vardı. Aklıma faytonda herhangi bir kazaya karşı duran ilk yardım çantası geldi. Hemen araçtan aldım. Atın yanına geldim ve biraz onu okşadım. Keyfi yerine geldikten sonra derin yaralarını fark etmek için kaldırmaya çalıştım fakat kalkmaya niyeti yok gibiydi. Bu işi kendi yöntemimle halletmeye karar verdim. Düşünürken karnım acıktı. Faytondan biraz elma aldım ve yemeye başladım. Aklıma bir fikir geldiğinde elmayı yere koyup faytonu karıştırmaya başladım. Bir halat buldum pek işimi görmez diye düşündüm. Çok eskiydi ve yıpranmıştı. Yine de ipi ata bağlayıp çekmeye çalıştım. Bunu yaparken 3 kere yere kapaklandım fakat yine de başaramadım. Ata kafamı çevirdiğimde kendimi aptal gibi hissettim. At, yere koyduğum elmaya uzanmak için ayağa kalkmıştı. Elmayı afiyetle yiyordu. Faytondan biraz daha elma aldım ve atın önüne koydum. Etrafını incelemeye başladım. Derin yaralarına ilaç sürdüm ve bandaj yaptım. Küçük kesiklere de merhem sürdüm.
Atın durumu biraz düzeldiğinde ateş yakmak için biraz odun toplamaya gittim. Hava kararıyordu
ve acilen ateş yakmaya ihtiyacımız vardı.