İçeriğe geç

doin time • minsung

Bölüm 6 · 3 dk okuma

doin time • minsung

Bölüm 6

𝟔- 𝐊𝐢𝐫𝐢𝐥𝐦𝐚 𝐍𝐨𝐤𝐭𝐚𝐬𝐢

Jisung sabah gözlerini açtığında, Minho hâlâ yanındaydı. Kolunu uzatıp nazikçe dokundu ona. Minho, derin uykusunda bile huzurluydu, ya da... öyle görünüyordu.

Bu adam... soğuk görünse de içinde fırtınalar taşıyor, diye düşündü Jisung.

Ve o fırtınanın tam ortasında… ben varım.

Kalktı, sessizce mutfağa geçti. Küçük bir kahvaltı hazırlarken, Minho içeri girdi. Üstünde gri bir tişört vardı, saçları karışıktı. İlk defa bu kadar... “normal” görünüyordu.

“Sabah kahvesi olmadan yaşayamam,” dedi Minho uykulu bir sesle.

“Ben de kahve olmadan kimseyle konuşmam,” diye yanıtladı Jisung, esprili bir gülümsemeyle.

Kahkahalar, mutfağın duvarlarına yansıdı.

Her şey güzeldi.

Çok güzeldi.

Ama gerçek, hep gölgede saklanır.

O gün öğleye doğru Minho gelen bir mesajla irkildi. Gözlerini telefondan ayırmadı, ama yüzündeki sertlik bir anda geri geldi.

“Gitmem gerek,” dedi aniden.

“Ne oldu?” diye sordu Jisung.

“İş... biraz karışık.”

“Tehlikeli mi?”

Minho durdu. “Senin için değil.”

Bu cevabın ardında ne olduğunu sormadı Jisung. Ama içi daraldı.

Minho evden çıkmadan önce durdu, Jisung’a baktı.

“Bu eve biri gelirse... cevap verme. Pencereleri kilitle. Kimseye güvenme.”

“Sen... nereye gidiyorsun Minho?”

Minho gözlerini kaçırmadı bu kez.

“Beni yok etmeye çalışan biri var. Bunu bu gece bitirmem gerek. Bu kapıdan sağ çıkarsam... geri geleceğim.”

Ve gitti.

Jisung’un kalbi onunla birlikte sokağa aktı sanki.

Minho bir binanın çatı katında buluşma noktasındaydı. Onu tuzağa çeken, eski ortağıydı: Yoon. Aynı sokaklardan gelen, ama bambaşka yollar seçen biri. Para için Minho'yu satmış, sonra onun hayatını çalmaya çalışmıştı.

“Bu iş seni bitirir,” dedi Minho, susturucu takılı silahını beline yerleştirirken.

Yoon gülümsedi.

“Sen zaten bitmişsin Minho. Bir aşçı çocuk için tüm düzenini sarsıyorsun. Ne kadar zayıfladığını herkes görüyor.”

“Zayıf değilim,” dedi Minho, gözleri buz gibi. “İlk kez neyi korumak istediğimi biliyorum. O yüzden sen... bir tehditsin.”

Silah patladı.

Gürültü yoktu ama yankı... sonsuzdu.

Minho, Yoon’un bedenine bakarken gözlerini bile kırpmadı. Ardından cebinden çıkardığı telefonla bir mesaj attı.

“Bitti.”

Aynı saatlerde Jisung kapıdaki hafif tıklamayla yerinden sıçradı. Minho'nun söylediği gibi cevap vermedi, ama adını duyar gibi oldu:

“Jisung? Benim, Jiwoo. Açsana kapıyı!”

Şüpheyle yaklaştı. Göz deliğinden baktı. Gerçekten Jiwoo’ydu.

Kapıyı açtı.

Ama olan o an oldu.

Arkasından biri Jiwoo’yu itti. Silahlı, yüzü maskeli bir adam içeri daldı. Jisung çığlık atamadan yere itildi. Adam onu saçından tuttu, yere bastırdı.

“Minho nerede?” dedi.

Jisung’un nefesi kesildi. “Bilmiyorum…”

Adam silahını başına dayadı.

“Onun ne kadar değer verdiğini biliyorum sana. Eğer seni alırsak... o çöker.”

Aynı anda, Minho arabasına binmişti. Direksiyonu tuttuğu an içini tuhaf bir korku sardı. Göğsü sıkıştı.

Jisung.

Aracı bir anda geriye çevirdi, tüm hızla yola koyuldu.

Ev.

Kapı açık.

Minho içeri daldığında evi darmadağın buldu. Sehpa devrilmiş, yerde kan lekesi vardı — çok değil ama vardı.

Jisung yoktu.

Minho olduğu yere çökmedi. Ağlamadı.

Ama gözleri... her zamankinden daha karanlıktı.

Telefonunu açtı, bir numarayı aradı.

“Başladı. Onu aldılar. Onları bulacağız. Gerekirse şehri yakarız.”

Jisung, karanlık bir depoya götürülmüştü. Ellerini bağlamışlardı, dudağında bir kesik vardı. Ama gözlerinde korkudan çok öfke vardı.

“Minho seni bulacak,” dedi.

“Evet,” dedi adam. “Ama seni parça parça görürse ne yapar sence?”

Jisung güldü.

“Beni sevdiği için seni yakar. Ama beni sevdiğim için... ben seni affetmem.”

──★ ˙🍓 ̟ !!

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.