İçeriğe geç

Doğu Ekspresi Gizemi

Bölüm 4 · 4 dk okuma

Doğu Ekspresi Gizemi

Bölüm 4

4- Katilin Peşinde

Ve herkesin derdi kendine ağır.

Gerisini dili lal, kulağı sağır...

💎💎💎

Trenin durmasına 3 buçuk saat kala...

Görevliler Rıza’yı örtülü kuşetin önünde baygın bulduklarında neden bayıldığını anlamaya çalışırken sızan kanı fark ettiklerinde odaya baktılar. Neyle karşı karşıya geleceklerini az çok tahmin edebiliyorlardı...

Başından kan gelen yerde yatan kadını görmüşlerdi.

Kimseyi telaşlandırmadan 155 i arayıp durumu anlattılar. Şu anda Erzurum’dan son durak olan Kars’a doğru yol aldıklarını da ifade etmişti. Görevli telefonun diğer ucundaki kişiden talimatları alıp kapattı telefonu.

Tren ara duraklarda hiç durmadan gidecek ve son durak olan Kars’ta bir polis ekibi bekliyor olacak. Tren durana kadar da kimseye cinayetten bahsedilmeyecek ki yolcular ve aralarındaki katil korkup saldırmasın.

Odasına gelen Ebru’nun arkadaşı Leyla görevlilerden arkadaşının ölüm haberini alınca çok şaşırmıştı. Bir de yeni tanıştığı adamı da burada görünce kafası karışmıştı.

“Sen, Ebru’yu kızdırmıştın. Ne geçti aranızda?” Leyla ondan şüphelenmişti.

Kendine gelmeye çalışan Rıza hemen savunmaya geçti. “Arkadaşını ben öldürmüş olamam. Kan görmeye dayanamam ben. Ayrıca o bana kendi kendine kızdı. Ben bir şey yapmadım.” Koridorda tartışırlarken görevliler onları uyardı ve kapının önünden gitmelerini istedi. Kars’a vardıklarında polis trendeki herkesi gözaltına alacaktı nasıl olsa.

Kapının önünden ayrılırken Leyla, telefon görüşmesi için odadan 10 dakikalığına ayrıldığını anlatmıştı. Kendisinin katil olmadığın inandırmak istemişti Rıza’ya.

“Düşmanı falan var mıydı?” Gayri ihtiyari bir şekilde sormuştu Rıza.

“Düşman diyebileceğim biri yok ama tanıştıktan kısa bir süre sonra herkes Ebru’dan nefret eder. İnsanlara tepeden bakar, hiçbir şeyi beğenmez, her şeyin kendi istekleri doğrultusunda olmasını ister olmazsa da sinirlenip kalp kırar. Yani kırardı. ... Kim bu kadar nefret edip öldürmüş olabilir ki?” Leyla arkadaşı için üzülüyordu. On dakika öncesine kadar bu kadın yaşıyordu.

Rıza, Leyla’yı sakinleştirmeye çalışırken bir yanda da etrafına bakınıyordu ki hırsızla karşılaştı. Onun söylediklerini hatırlıyordu. Elmastan, kadına bahsettiğini düşündüyse onu öldürmüş olabilirdi. Bu değerli elmaslar için kim bilir kaç kişiyi öldürürdü?

Leyla aklına yeni bir şey gelmiş gibi Rıza’ya döndü. “Dün trene bindiğimizde bir adamla kavga etmişti. Adam da bizimkine ‘Kadınlığını bil’ tarzında bir şeyler söyledi. Ebru da hiç sevmez öyle lafları. Tırnaklarıyla kazıya kazıya geldi bulunduğu konuma. Kaç erkeği ezdi geçti başarılarıyla. Ebru da ters konuşmuştu adama. Belki de o yapmıştır.” Diye fikrini öne sürdü.

Rıza’nı aklındaysa katilin ‘hırsız’ olduğuydu. Tren durduğunda polislere elmaslardan ve şüphelerinden bahsedecekti. Tabi kanlı canlı trenden inebilirse...

Leyla, Ebru’nun kavga ettiği adamı gözetleyeceğini söyleyip Rıza’nın yanından ayrıldı. Rıza’nın yalnız kaldığını gören hırsız da fırsat bu fırsat deyip elmaslarını geri almak için harekete geçti. İnsanların dikkatini daha fazla çekmeden elmasları alıp tren durur durmaz da kaybolacaktı. Çok fazla ortalarda görünmüştü.

Sinsice adamın arkasına doğru yanaşmaya başladı ancak bir anda arkasına dönünce peşinde olduğunu anlayıp adımlarını hızlandırdı. Hırsızın artık sabrı tükenmiş, kendisine ait olanı almak için geri adım atmayacak kadar gözünü karartmıştı.

Rıza arkasından gelen adamdan kurtulamayacağının farkındaydı. 3 saat boyunca ondan kaçmaya çalışmakla birlikte tren durunca da ilk iş olarak polise gidecekti. Ancak 3 koca saat hırsızı oyalayamayacağını anlamıştı.

Koridorda insan kalabalığı vardı ve ilerlemesi zorlanıyordu. Çantasını önüne almış arkasına bakarak ilerlerken de yolculara çarpıyordu. Hırsız hala peşindeydi ve bırakmaya niyeti yok gibi görünüyordu.

Örtülü kuşetlerden de birkaç yolcu çıkınca aralarındaki mesafe açılmıştı. Kendini tuvalete kilitlemeyi düşünmüştü ama istasyona varma saati yaklaştıkça tuvalet daha fazla kullanılır hale gelmişti. Ne yapacağını bilemez halde etrafına bakınırken Özge’nin ona doğru geldiğini gördü.

Hırsız Özge’yi de yanında görürse, Ebru gibi onu da öldüreceğini düşünerek geri dönmek istedi. Ama diğer uçtan da hırsız geliyordu. Ona görünmemek için eğilerek Özge’nin kolundan tuttuğu gibi az önce çıktığı odaya sürükledi.

Burası Özge ve o adamın kaldığı yerdi. Cama ışıklandırmalar asıp romantik bir ortam hazırlamış olduklarını gördü. Hırsız peşinde olmasaydı bu duruma içerlerdi ama şu an gözü bunları görmüyordu.

Özge onun telaşlı hallerinden bir şey anlamıyordu. Alnı damla damla ter olmuştu. “Ne oluyor? Bu halin ne?”

“Trenden inene kadar benden uzak dur. Sonra her şeyi anlatacağım ama şimdi biraz burada beklemem gerek.” Bilmemesi onun can güvenliği için daha iyi olurdu.

“Birazdan Engin gelecek çıkar mısın? Seninle konuşmayı bende istiyordum ama sen çok tuhaf davranıyorsun.” Özge eski sevgilisini hiç böyle görmemişti. Hep sessiz, sakin, ne denirse onu yapan, hemen korkup sinen biriydi. Şimdi de korkmuş görünüyordu ama kendinden emin konuşabiliyordu.

Özge’nin gözünde daha kötü duruma düşmemek için kısaca anlatmaya başladı. “Trende cinayet işlendi. Katil şimdi de benim peşimde. Seni yanımda görürse hiç iyi olmaz.” Olacakları düşünmek bile istemiyordu Rıza.

Özge duyduklarına inanmak istemiyordu. Ama Rıza’nın hal ve tavırlarından ve onun düz birisi olduğunu, abartmayı sevmediğini bildiğinden inanmakta zorlanmamıştı. Onunla ne ilgisi olduğunu sorduğunda da elmasları anlatmıştı Rıza.

Özge, eski sevgilisinden kurtulmayı çok istese de böyle zor bir durumdayken onu yalnız bırakamazdı. “Elmasları bana ver.”

Rıza bunu yapamayacağını söylese de Özge’nin ısrarı üzerine elmasları vermek zorunda kaldı. “Tamam, artık odadan çık. Kalabalık bir yere geç. İnince polise birlikte gideriz. Elmasları da teslim ederiz.”

Rıza’dan onu aldatarak ayrılmak istemezdi ama ona başkasını sevdiğini söylemeye cesaret edememişti. Onunla birlikteyken pısırıklığından ve ezikliğinden bıkmıştı. Ona son bir kez yardım edip başından sonsuza dek savabilirdi. Engin’in de Rıza’dan ve onu kandırmış olduğundan haberi yoktu.

Rıza dışarı çıkmaya korksa da kapıyı açtığında önce kafasını dışarıya uzattı. Sağına soluna baktığında hırsız ortalarda görünmüyordu. Odadan çıktığında ayakları titreye titreye geldiği koridoru tekrar geçti. Hırsız onu takip ettiyse ilerleyip diğer vagona geçmiş olmalıydı.

Elmaslardan kurtulunca bir rahatlık gelmişti. Elmasları kaybedecek ya da düşürecek diye ödü kopuyordu. Bu değerli mücevherleri kaybetse ne hırsızdan kurtulabilirdi ne de polislere derdini anlatabilirdi.

💎💎💎

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.