HAYAT KISA
Kuralları yık, kolay affet, yavaş öp, kalpten sev, kahkahalara boğul ve yüzünü güldürmeyi başaran Hiç kimseye sırtını dönme...
☠
Gözlerini ayırmadan kendisini tehdit eden adama bakmaya devam ediyordu. Ondan korkuyordu ama bakmayı da bırakamıyordu. Boğazındaki kurulukla birlikte belinden soğuk terler akıyordu. Elinden düşmemesi için sıktığı mendil elini terletmişti.
Çalıntı olduğuna emin olduğu elmaslarla ve kendisini ölümle tehdit eden adamın arasında kalmıştı. Bu trene Özge’nin sevgilisi tarafından aldatıldığını ispatlamak için binmişti. Şimdi trenden sağ çıkmak için uğraşması gerekiyordu. Elmasları çantasına attı, böylesi daha güvenliydi.
Kendisine öfkeyle bakan hırsız çaprazındaki masaya yerleşmişti. Korkudan eli ayağı titrerken menüyü okur gibi yapmak kolay değildi. Menünün arkasından hırsızı gözetliyordu.
Sigara böreği sipariş etti masadan kalkmamak için. Güneş doğmuş, camlardan içeriye süzülürken erken kalkan yolcular da kahvaltı için vagona gelmeye başlamıştı. Boş yer arayan yolcu iki kadın tek başına oturan hırsızın yanına yanaşıp masayı paylaşabilirler mi diye sorduklarında, hırsız yalnız kalmak için kadınları terslemişti. Rıza ise tam tersi yalnız kalmamak için kadınlara kendi masasında oturabileceklerini söyledi. Yalnız kalıp da hırsıza fırsat veremezdi.
Masaya gelen iki arkadaş, diğer adamın terbiyesizliği hakkında söyleniyorlardı. Rıza, kadının söylediklerini dinler gibi yapıp kafa sallarken tek düşünebildiği hırsızdan ve elmaslardan kurtulmaktı.
“Ama siz öyle değilsiniz. Tekrar çok teşekkür ederiz. Siz de iş stresinden dolayı bir tatil mi yapmak istediniz?” Kızıl saçlı kadın Rıza’ya ilgi göstermeye başlamıştı. Ancak Rıza, hırsızın bakışları altında bu ilginin farkında bile değildi.
“Yok hayır. Benim ki daha çok bir amaç uğruna.” Deyip kestirip attı.
“Gizemliyim diyorsun yani. Adın neydi?” Flört ettiği adamın adını öğrenen Ebru kendisini tanıttı.
Rıza’nın aklı elmaslarda olarak Ebru’yla sohbet ediyordu. Kadın aldığı yeni terfii kutlamak için yaz bitmeden iş yerinden arkadaşıyla birlikte tatile çıkmak istediğini anlatıyordu. Son dakika da plan yapınca tek seçenek olarak trende bilet bulabilmişlerdi. Masada daha çok konuşan Ebru’ydu. Rıza yarım yamalak dinliyordu kadını. Yanında oturan arkadaşı da sessize ve sıkılmış bir şekilde elini çenesinin altına almıştı.
“Trenden inene kadar birbirimize arkadaşlık edebiliriz. Hatta sonrasında bile.” Ebru’nun söyledikleri bir fikir vermişti. Güvenliği için trenden inene kadar elmasları yanında tutmaya ve yalnız kalmamaya çalışacaktı. Yeni tanıştığı bu kadının da birlikte vakit geçirmek istediği belliydi.
“Tabi neden olmasın.” Diyerek kadını onaylamıştı.
Kollarını birleştirip surat asan arkadaşına döndü. “Canım sende biraz kitap okursun, instada falan takılırsın.” Ebru tatile çıktığı arkadaşını yeni tanıştığı Rıza için yalnız bırakmıştı.
İstenmediğini anlayan kadın masadan kalkıp yerine gitti. Arkadaşı gidince daha rahat olan Ebru öne eğilip; “E, neler yapıyorsun? Yolculuk amacın neymiş?” diye sordu Rıza’ya.
Tüm yazı başını bile kaldırmadan çalışarak geçirmişti Ebru. Uzun zamandır istediği terfii aldıktan sonra yaz bitmeden bir tatile çıkmak çok iyi gelecekti. ‘Belki bir yaz aşkı bulurum’ diye düşünürken Rıza çıkmıştı karşısına. Bu kesinlikle bir işaret olmalıydı.
Masadan kalkmadan önce peçeteyi alıp bir şeyler karaladı Rıza. Yemek vagonundan ayrılırken peçeteyi hırsızın masasına bıraktı. ‘Trenden indiğimizde mendili oturduğum koltuğa bırakacağım.’ Böylece inene kadar güvende kalabilirdi. Elmaslar onda olduğu sürece hırsız kimseye şikâyette de bulunamazdı.
Ancak hırsız, adamın peşini bırakmaya hiç niyetli değildi. O elmasları çalmak için çok uğraşmışlardı. Aylar öncesinden elmasları çalması, saklaması ve polislerle uğraştıktan sonra öylece bırakamazdı değerli elmaslarını. Hem bu işte yalnız da değildi. Ortağı elmasları kaybettiğini öğrenirse canına okurdu. Trenden inmeden önce elmasları geri almak zorundaydı.
☠
Ebru çok kısa süreliğine arkadaşının yanına uğrayacağını söylediğinde Rıza öylece ortada kalmıştı. Ebru’yu beklemesi gerekiyordu ama koridorda kimse yoktu. Hırsızın yanına geleceğini düşünüp pusetli vagona geçmeye karar verdi.
Yürürken arada bir arkasına bakıyordu hırsız peşinden geliyor mu diye. Tedirginliği had safhadaydı. Kazasız belasız trenden inmekten başka bir şey istemiyordu. Çantasını sıkıca kavrayıp arkasına bakarken birine çarptı.
Kime çarptığına bakmak için döndüğünde hırsız yakasında yakalayıp onu sertçe cama yasladı.
“Ben sana o elmasları yedirir miyim? Ne anlattın yanındaki kadına? Elmaslardan bahsettiysen öldürürüm sizi.” Rıza, hırsızın ciddi olduğunun elmasları almak için adam öldürebileceğini gözlerindeki karanlıktan görebiliyordu.
“Anlatmadım yemin ederim. “ Korkudan başka bir şey söyleyip düşünemiyordu. Rıza’yı cama daha çok bastırdı. “Ver lan elmasları.”
“Veririm ama bir şey yapma ne olur.” Kayan gözlüğünü düzeltip korkudan titreyen elleriyle çantadan mendili çıkarttı. Adama uzatırken Ebru ‘Yardım edin’ diye bağırınca hırsız mendil alamadan kaçmak zorunda kalmıştı.
Rıza ayakta durmaya çalışıp yaşadığı şoku üstünden atmak isterken Ebru yanına gelip iyi olup olmadığına bakıyordu. “Nasılsın? Bir şey yaptı mı sana?”
“Hayır, tartıştık sadece.” Yalan söylerken sesi titriyordu.
“Peki derdi neymiş?” Ebru, Rıza’nın dağılan üstünü düzeltiyordu bir yandan da.
“Hiç, adam ters biri zaten. Sende bulaşma ona, uzak dur.” Hırsız dediğini yapıp Ebru’ya zarar verebilirdi bu lanet elmaslar için.
“Yaptığı yanına mı kalsın? Şikâyet edelim.” Rıza’nın yüzü bembeyaz kesilmişti.
“Şikâyet etmeye gerek yok. Bende iyiyim.” Ebru’yu oradan uzaklaştırıp konuyu değiştirmek istedi.
“Ben sana trene binme amacımı anlatayım mı?” deyince Ebru merakla dinlemeye başladı.
Rıza da neden burada olduğunu, Özge’yle barışmak istediğini ve 2 yıl boyunca geçirdikleri güzel anıları anlattı. Ancak bunları duymak Ebru’nun hiç hoşuna gitmemişti. “Seni aldatan birinin peşinde gitmek çok aptalca. Kendini küçük düşürüyorsun.” Aşağılar gibi söylediğinde Rıza rahatsız olmuştu.
“Onunla mutlu olamaz. Yaptığı yanlışı fark etmesini sağlayacağım. Aslında beni sevdiğini anlayacak.” Hala umudu vardı ve o umuda tutunuyordu.
Ebru, Rıza’nın umutla eski sevgilisinin ona dönmesini istediğini gördüğünde kibarlığını bir kenara bıraktı. “Senin gibi salağa dönerse kendini şanslı say. Benimle ilgilendiğini sanmıştım. Seninle biraz kafa dağıtırım diyordum ama sen kafa açıyorsun. Tatilim başlamadan canımı sıktın.” Yanından uzaklaştığında Rıza ne olduğunu bile anlamamıştı. Yine yalnız kalmamak için koltuğuna geçip kalkmamak niyetindeydi.
Ancak yine planında değişiklikler olmuştu. Özge ile koridorda göz göze gelmiş, onunda başını belaya sokmamak için kaçmaya başlamıştı. Özge yalnız olsaydı peşinden gidip Rıza’yla konuşup aralarındaki sorunu çözerdi ancak Engin yanında olduğu için bunu yapamıyordu. Çünkü Engin, eski sevgilisinin de trende olduğunu ve görüştüklerini bilmiyordu.
Rıza hem yalnız kalmamak hem de Ebru’yu kırdığı için onun yanına gitmeye karar verdi. Arkadaşıyla kaldığı örtülü kuşete gelip kapıyı tıklattı ama açılmadı. Kapının biraz aralık olduğunu görünce sürgülü kapıyı yavaşça açıp içeriye baktı.
Ebru kanlar içinde yerde yatıyordu. Camdan aşağıya kanlar süzülürken gördüğü koyu renk sıvı yüzünde başı dönmeye başladı. Bu nasıl bir trendi böyle? Geriye doğru giderken bayılıp yere düşmüştü.