Sanırım daha fazla bu konuyla ilgilenmek istemiyordum. Bir süre oda arkadaşlarımdan ve Umut'tan uzak takılıp yeni arkadaşlar edinmek istediğime karar vermiştim.
Dün Kemal Oğuzhan ve Arda adında üç öğrenciyle tanışmıştım derste. Belki de biraz da onlarla vakit geçirebilirdim. Sadece tarafsız olmak istiyordum.
Umut ilgimi çekiyordu. Oda arkadaşlarımla kavgalı olması iyi olmamıştı. Akut'u ve Miraç'ı çok seviyordum. Onlarla asla arama mesafe koymak istemiyordum. Ama ne olduğunu bilmediğim bir konu yüzünden kimseye öylece uzak davranamazdım.
Buraya eğitim için gelmiştim. Tek kalmayacak kadar arkadaşım olsa, genel olarak herkesle konuşabiliyor olsam yeterliydi. Başka şeylerle oyalanıp eğitimime engel olmasına izin vermemeliydim.
Kahvaltıdan sonra derste Oğuzhan'la biraz daha yakınlaştım. Çok yetenekli ve olgun bir insandı. O gün akşam Oğuzhanların odasında misafir oldum.
Gün boyu Umut'u da görmemiştim. Ve günün çoğunluğunu da farklı insanlarla kaynaşarak geçirmiştim. O gece burada geçirdiğim en iyi zamanımdı. Bol bol konuşup dertleştiğimiz, birbirimize özel hayat hikayelerimizden bahsettiğimiz, ve yakınlaştığımız bir gece oldu. Oğuzhan'ın odasında Ege ve Arda vardı. Çok tatlı insanlardı. Hepsi çok cana yakın ve safe insanlardı. Birbirleriyle çok yakınlaşmış gibilerdi. Ben bir gece onlarla geçirmişken uzun zamandır tanışıyor gibi hissetmiştim. Kim bilir onlar 3 gecedir neler konuşmuşlardı.
Sabah banyodan gelen gürültü ile uyandım. Oğuzhan ve Arda'dan geliyor olmalıydı. Ege hala kafasına kadar çektiği yorganın altında uyumaya çalışıyordu. Kalkıp, getirdiğim yorgan ve yastığımı toparlamaya başladım. Odama gidip hazırlanmam gerekiyordu. O sırada kapı çaldı ve içeriye dün bize katılamayan Kemal ve Ayberk girdi.
"Günaydın" dedi Ayberk buğulu bir sesle. Saçları hala biraz dağınıktı. Yorgun gözleriyle etrafı süzüyorlardı. Kemal yaklaşıp
"Oğuzlar nerede?"
Diye sorarken Ayberk'te Ege'nin yatağına doğru yaklaşıp yorganın altındaki Ege'ye ulaşmaya çalışıyordu. Elimle gürültünün geldiği banyo kapısını işaret ettim.
"Sanırım içerdeler"
Kemal banyo kapısını tıklatıp "Hey" diye bağırdı.
Sesi çok yüksek çıkmıştı. Sonra kapıyı açtı. İçerideki manzara görülmeye değerdi. Sakalını tıraş etmeye çalışan Arda'nın ve dişini fırçalamaya çalışan Oğuzhan'ın her yeri köpük olmuştu ve üstleri sırılsıklam ıslanmıştı. Kucağımdaki yorgan ve yastığımla kıkırdamalarım arasından
"Size kolay gelsin" diyerek odadan ayrıldım.
Kendi odama geldiğimde içeride kimsenin olmadığını fark ettim. Sanırım erkenden kahvaltıya inmişlerdi. Eşyalarımı bırakıp hazırlandıktan sonra ben de aşağı indim. Ama yemek salonunda değillerdi. Yemeğimi aldıktan sonra elleriyle beni yanlarına davet eden Ege ve Ayberk'in yanına oturdum.
"Oğuzhanlar nerede" diye sordum, cevap verdi Ege kıkırdayarak
"Muhtemelen boğuşmalarını bitirdikten sonra gelirler" gülümsedim bu cevapla çok eğlenceli bir odaları vardı.
"O değil de Miraçlar nerede" dedi ve ekledi Ayberk;
"Hep beraber iniyordunuz" bunu ben de merak ediyordum. Hiç bu kadar erkenden onları göremediğim olmamıştı şimdiye kadar.
"Ben de bilmiyorum, odama geçtiğimde orada değillerdi. Yemekte olduklarını düşünmüştüm, ama burada da değiller" dedim hafif bir telaşla
"Aşağı erken inmişlerdir belki" dedi Ege.
Ben de öyle umuyordum. Umutu da görmemiştim. Efe hocayla buralarda takılırdı genelde. Dün öğlenden beri ortalıkta yoktu. Ayberk zihnimi okumuş gibi cevap verdi sonrasında;
"Ben de Umut'u görmedim. Gece odaya gelmedi"
Acaba birlikteler miydi? Birlikte konuşup sorunlarını çözmüş olma ihtimalleri beni heyecanlandırmıştı. Biraz sohbetin ardından dans salonuna indik. Miraç oradaydı. Sonunda! Ama Akut'u göremiyordum. Miraç'ın yanına gittim hemen
"Bugün erkencisiniz"
Miraç gülümseyerek bana döndü "Evet" dedi. Ve etrafa bakındı, birini arar gibi;
"Sabah erken uyandım. Ama Akut gece gelmedi sizinle olduğunu düşünmüştüm." Dedi sorgular biçimde. Sanırım cidden Umutla birlikteydiler. Miraç'a Ayberk'in söylediklerini anlattım.
"Belki birliktelerdir" dedim.
Ama Miraç bu duruma pek hoş bakmamıştı anlaşılan. Telefonunu çıkartıp Turuncumm diye kaydettiği Akutu aradı. Açmıyordu, telaşla salondan ayrıldı. Kötü bir şey olduğunu düşünüp arkasından ilerledim. Telaşla odaları geziyordu. Balkonlara ve bahçeye baktı. Hiçbir yerde değillerdi. Bahçenin ortasında durup tekrar telefonunu çıkarttı.
"Neden bu kadar telaşlandın. Çıkarlar biraz sonra bir yerlerden" dedim sakinleştirmeye çalışarak.
Ama beni dinlemiyordu. Akutu görene dek rahatlamayacaktı belli ki. Dersi de kaçıracaktık girmezsek. Artık onların basit küs insanlar olmadığını fark etmiştim. Ciddi bir şeyler vardı. Endişelenebilecek şeyler. O sırada bahçe kapısından sırtında gitarı ile giren Umut'u gördüğümde Miraç'a seslendim.
"Bak Umut geldi, ona soralım mı?"
Miraç hızlıca bahçe kapısına doğru baktı. Ve o tarafa doğru ilerlemeye başladı. Umut'ta ona doğru geldiğimizi görünce yavaşlamıştı.
"Akut nerde?" diye sordu Miraç aceleyle, Umut şaşırmıştı, kafası hafif yana yatmış, kaşlarını çatmış şaşkın bakıyordu.
"Dün gece odaya gelmedi, her yeri aradım hiçbir yerde yok." dedi Miraç. Umut da şimdi biraz telaşlanmış gibi görünüyordu işte. Derin bir nefes alarak eve doğru baktı.
"Dün gece biraz konuştuk." dedi, düşünüyordu bir yandan.
"Eee" dedi Miraç, aceleci ve telaşlıydı.
"Sonrasını bilmiyorum" duraksayıp devam etti
"Biraz konuşup ayrılmıştık" dedi ve hızlı adımlarla içeriye doğru yürümeye başladı.
Arkasından ilerliyorduk. Bu işin sonu nereye varacak merak ediyordum doğrusu.
Gitarını ve beresini antrenin yanındaki koltuğa hızla bırakıp önce yemek salonundaki mutfak kapısından içeriye girdi sonra da içerideki küçük kiler odasına daldı hızlıca. Yerde elinde ilaç kutusuyla yatan Akutu hızlıca kucaklayıp dışarıya çıkarttı. O kadar şaşkındım ki böyle sonuçlanacağı aklımın ucudan geçmezdi. Hiç böyle şeyler yapacak birine benzemiyordu. Elleri terden sırılsıklam olmuş, dudakları beyazlamıştı. Umut korkulu gözlerle Akuta ve etrafa bakarken
"Ambulansı arayın!" Diye bağırdı titreyen sesiyle. Miraç'ta çok telaşlanmıştı, sanırım şoktan donup kalmıştı. Yaklaşıp Akut'un yüzüne vuruyordu.
"Duyuyor musun beni"
Hemen telefonumu çıkartıp ambulansı aradım. O sırada Umut, kucağındaki Akut'u salondaki koltuğa yatırdı, nabzını ve nefesini kontrol ediyordu bir yandan. Nefes aldığını fark edince rahatlayıp yan pozisyona getirdi. Bazı öğrenciler etrafımıza toplanmıştı.
Çok geçmeden ambulans geldi. Ambulansa kadar arkalarından ilerledim. Umut bir yandan sağlık görevlilerine aldığı ilacın kutusunu verip tahminen şu kadar içmiştir gibi bilgiler veriyordu. Olay anında soğuk kanlı olabilmesi çok etkileyici ve taktir edilesiydi.
Tam ambulansa Onun yanına atlayacakken Miraç kolundan tutup,
"Teşekkürler" dedi
"Yardımın için teşekkürler, ben giderim" sonrasında ambulansa atladı. Ve kısa süre sonra gözden kayboldular.
Kalabalık dağılmıştı, Oğuzhan ve ben Umut'u bekledik bir süre, ambulansın arkasından uzun süre baktıktan sonra eve doğru adımladı. Bir adım arkasından sessizce ilerliyorduk biz de. Biraz ilerleyip duvarın dibine oturdu.
"Benim yüzümden" dedi, boğuk bir sesle.
İki elini saç çizgilerine yerleştirip hıçkırmaya başladı. Oğuzhan'a baktım ne yapacağımı bilemez şekilde. Oğuzhan Umut'a yaklaşıp elini omzuna yerleştirdi.
"İyi olacak korkma" dedi sakin bir tonla.
Elleri titriyordu Umut'un o an ona sarılmak ellerini tutmak istiyordum. Onu tanımıyordum bile. Neler olduğunu bilmiyordum. Sadece içimde bir sempati vardı ona karşı. Ona iyi gelmek istiyordum. Ağlamasını izlemek beni üzüyordu.
Umut kafasını kaldırdı yavaşça Oğuzhan'a döndü.
"Olmazsa kendimi asla affedemem"
Gözleri doluydu, kirpikleri ıslanıp daha güzel gözükmüştü. dudakları da ıslaktı, ıslak ve daha kırmızı. Şu an düşünmem gereken en son şeyi düşünüyordum. Arkadaşım ambulansla hastaneye kaldırılmıştı. Bense düşmanı sandığım adamın gözlerine dalıyordum çaresizce. Evet düşmanı sandığım adam. Çünkü düşüncelerimi sonlandırıp kendimi daha da kötü hissetmeme sebep olacak şey ıslak dudaklarından dökülürken, çoktan içine düştüğüm hislerin sonlanması gerektiği bir tokat gibi yüzüme çarpmıştı.
"sevgilim o benim"
Nasıl gidiyor? umarım beğenmişsinizdir. ☻
Bu bölüm biraz uzun oldu. 3. günü hızlıca atlayıp 4'e geçtim bölümün başında. Olabildiğince sıkmamaya çalışıyorum ama duyguları geçirebilmeyi de çok istiyorum.
Hızlı gidiyorsam söyleyebilirsiniz daha yavaş ilerleyebilirim.
Diğer bölümde Batunun hislerini daha yakından inceleyip "doğruyu mu, yoksa aşkı mı?" seçeceğini göreceğiz ✈︎