Gün ışığı gözlerime vuruyordu, tüm gece uyanıp durmuştum. Başka bir yerde uyumanın verdiği huzursuzlukla birkaç saat anca uyuyabilmiştim. Şimdi de gün ışığı uyutmuyordu. Anlaşılan uyku yoktu bugün bana, kalkıp yüzümü yıkadım ve aşağı indim. Biraz bahçeye çıkıp temiz hava almak iyi gelirdi sanırım.
Merdivenlerden inerken ileride kapıdan çıkan bereli çocuğu gördüm. Kendi binasına gidiyor olmalıydı. Saat daha 6'ydı, daha derslerin başlamasına vardı. Adımlarımı hızlandırıp yanına ulaştım.
"Günaydın" dedim gülümseyerek.
Fakat o hiç gülmüyordu. Yüzüme kısa bir bakış atıp yürümeye devam ederken soğuk ve bıkkın bir ses tonuyla;
"Günaydın" dedi.
"Dersin erken galiba"
Sadece önüne bakarak yürüyordu. Dün bir sıkıntımız yoktu, bu kadar da soğuk davranılmazdı değil mi?
"Evet" dedi aynı tonla.
Aslında konuşmaya devam etmek istemiyordum, ama bazen çekingen insanlar da böyle görünebiliyor, ayrıca dün adını soramadığım için konuşacak sebeplerim de vardı.
"Adın ne bu arada" dedim heyecanla
Olduğu yerde durdu birkaç saniye bekleyip bana doğru baktı. Daha önce fark etmemiştim, kirpikleri ne kadar da güzeldi. Gözleri ve dudakları kocamandı. Burnundan elmacıklarına doğru yayılan tane tane tatlı çilleri yüzüne çok yakışıyordu. güzel bir adamdı. Düşüncelerimi durduran sesiydi sonrasında;
"Umut ben. Umut Arda, izin verirsen dersime gideceğim"
Sanırım beni sevmemişti. Hatta bana tilt olmuştu. Söyleyecek bir şey bulamamıştım. O da zaten bir şey söyler miyim diye beklememişti. Arkasını dönüp bahçe kapısından çıkarken cebinden garip görünüşlü bir sigara paketi çıkartmış ve bir süre sonra gözden kaybolmuştu.
...
Sonunda uyanmışlardı. Sabah uyandıklarında bile bu kadar enerjik olmaları beni şaşırtıyordu. Kampın en eğlenceli iki öğrencisiyle aynı odaya düştüğüme emin olmak için diğerlerini tanımama gerek bile yoktu.
Akut sonunda banyodaki işini bitirmiş ve çıkmıştı. Miraç çokça söylenmişti yine hızla o da banyoya daldı. Bugün geleceğini düşündüğüm 4. oda arkadaşımız henüz gelmemişti. Belki de gelmeyecekti. Miraç'da hazır olduktan sonra aşağı kahvaltıya indik. Bir şeyler yerken aklıma dün olanlar gelmişti. Aradan zaman geçtiği için sorsam tuhaf kaçmaz diye düşünüp atıldım;
"Dün sabah Umutla tanışmıştım. Akşam masada yalnız gördüğümde yanına otursak güzel olur diye düşünmüştüm ama sanırım aranızda bir problem var." dedim hızlıca, ekledim sonra;
"Merak ettim"
Önce kısa bir sessizlik oldu, Miraç Arda'ya tedirgin bir bakış atmıştı. En fazla ne olabilirdi ki? Arda şu ana kadar hiç görmediğim kadar ifadesiz bir şekilde gözlerime bakıyordu.
"Ona yaklaşmanı istemiyorum." diyebildi. Pek kötü şeyler hakkında konuşabilen birine benzemiyordu zaten. Bundan ne çıkarmam gerektiğini bilmiyordum ama onun haksız taraf olmadığından emindim. Miraç'da muhtemelen bunun farkındaydı ki devam ettirdi;
"Bence olanları bilmene gerek yok. Sadece eğer bizimle takılmaya devam etmek istiyorsan ondan uzak durman gerektiğini bilmeni isterim."
Bunu oldukça sakin ve kibar bir şekilde dile getirmişti aslında ama sorduğum için kötü hissetmiştim. Arkadaşını korumak istiyordu anlaşılan Kısa bir sessizliğin ardından devam etti;
"Yanlış anlamanı istemem, seni çok sevdik." dedikten sora biraz duraksayıp Arda'ya bakarak "Bu onların arasında, ve Ardanın incinmesi en son isteyeceğim şey"
Anlaşılan bu konuyu tekrar açmamalıydım. Biraz pişman olmuştum, sonuç olarak beni ilgilendirmezdi. Ama onda bir şey vardı beni çeken. Sanırım enerjilerimizi uyumlu bulmuştum. Onu daha çok tanımak istiyordum.
Ama bu iki arkadaşımı Umut'tan daha iyi tanıyordum. İyi insanlar olduklarını da biliyordum. Ve sabahki tavrından sonra pek yaklaşmamaya karar vermiştim. Şimdilik...
...
Sertan hoca derste anamızı ağlatmıştı resmen, bu ilk dersti ama yine de oldukça sert geçmişti. Ayrıca bir hafta sonra bir koreografi sergileyeceğimizi öğrendik. Böylece gelişimimizi kayda alıp 3 ay sonunda gelişimlerimizi görebilecektik.
Bu harikaydı, ama bir o kadar da zor olacaktı. öğlenden sonra dinlenmek için biraz mola verdik. Ter içinde kalmıştık. Dans salonumuz iğrenç kokuyordu. Biraz su içtikten sonra sırt üstü uzandım. Diğerleri biraz atıştırmak için üst kata çıkarken yapmak istediğim tek şey buydu. Hızlı nefes seslerim odada yankılanıyorken ellerim şişip inen karnım üzerinde duruyordu.
Tişörtüm omuzlarımın arkasında kalmıştı, boynumu biraz rahatsız ediyordu ama hareket edecek halim yoktu. O sırada kapıdan gelen gülme sesleri ile nefesimi yavaşlattım ve olduğum yerde pozisyonumu düzelttim. Birkaç saniye içinde bize dün odalarımızı gösteren eğitmenimiz yanında Umut'la içeriye girdi gülmekten yamuk yumuk yürüyorlardı.
Tamamen oturur pozisyona geçip onlara doğru bakmaya başlamıştım. Umut'un güldüğünü ilk defa görüyordum. Elmacıkları iyice belirginleşmiş, gözleri küçülmüştü. Çok güzel gülüyordu.
1 günde ne kadar da yakınlaşmışlar diye düşündüm. O kadar dalmışlardı ki sonradan beni görüp gülüşlerini daha yeni azaltabilmişlerdi.
"Sen yemiyor musun?" diye sordu eğitmen olan bana bakarak
"Yorgunum" diyebildim sadece, henüz yeni sakinleşmiştim.
Umut bir anda atılıp; "Yorgunsun değil mi" diyerek kahkaha atmaya başladı. Sabahki halinden sonra onu bu kadar eğlenirken görmek sebepsizce hoşuma gitmişti. Şaşırtmıştı da aynı zamanda. Hocam da gülmeye başlamıştı. "Umut suss" diyordu kahkahalarının arasında, ben de gülmeye başlamıştım fark etmeden. Hocam sakinleştiğinde;
"Hadi artık bu kadar yeter," diyerek bana doğru bir adım attı;
"Kalk sen de yemek ye aç aç oturma birazdan tekrar yorulacaksın" deyip çantasıyla köşedeki koltuğa doğru ilerledi. Haklıydı biraz enerji depolamam gerekiyordu.
Ben ayağa kalkarken kapıdan giren Miraç ve Akutu gördüm. Umut tam karşılarında duruyordu, bir anda ortam acayip gerilmişti. Akut ve Umut'un birbirlerine bakışları ne düşüneceğimi şaşırtıyordu bana. İkisi de üzgün bakıyordu. Aralarında ne olduysa, pişman olsalar da geri dönülmezmiş gibiydi. Miraç'sa hiç o tarafa bakmadan birkaç adım atıp yanıma doğru geldi, ama bir şey demedi o da benimle birlikte izlemeye başladı.
Umut, Akut'a doğru bir adım attı bir şeyler söylemek ister gibiydi, adımıyla kolu da hareketlenmişti biraz, konuşalım der gibi bakıyordu şimdi. Akut ise onun adımının ardından geriye doğru gitmişti. Şimdi biraz daha kızgın bakıyordu. Birkaç saniye öyle baktıktan sonra bize doğru döndü. Gözlerini ayırmışlardı şimdi birbirlerinden.
Umut' ta birkaç saniye bekleyip eğitmen hocama döndü;
"Efe hocam iyi dersler ben çıkıyorum" dedi.
Eğitmenimizin adı Efe'ydi demek. Efe hoca ortamdaki gerginliği fark etmemiş gibiydi.
"Dursaydın, derse başlamama var daha" demişti. Fakat Umut bir an önce kaçmak uzaklaşmak istiyor gibiydi zaten.
"Yok hocam sonra kalırım, çalışmam gerek" diyerek hızlı adımlarla salondan uzaklaştı, arkasında bıraktığı sessizlikle.
"Ben bile yoruldum artık" dedi sessizce Miraç.
Diyecek hiçbir şeyim yoktu. Sessizce Akut'un omzuna destekleyici bir dokunuş bırakıp yemek için yukarı çıktım.
gün boyu düşündüğüm tek şey kahkaha atan Umut'un ne kadar güzel göründüğüydü.
Arkadaşlar selamm,
Bu bölümü burda bırakıp bırakmama konusunda çok kararsız kaldım ama bir an önce de asıl konulara gelmek istiyorum o yüzden bir sonraki bölümde diğer günden devam edeceğiz
Diğer bölüm baya olaylı geçecek ✈︎