İçeriğe geç

Doctor // HyunLix

Bölüm 5 · 6 dk okuma

Doctor // HyunLix

Bölüm 5

İyi misiniz acaba?

İyi okumalar 🦋

________

Minho'dan

Eve vardıktan sonra düşünmem gereken şey koskoca hastane işlerini nasıl ilerleteceğim olmalıydı. Ama ben oturmuş saatlerdir Hyunjin'in bana attığı numarayla bakışıyordum.

Aslında hastane yönetmek, karışık işler hiç bana göre değildi. Bu teklifi reddedecektim ama Hyunjin'in Felix'e bakışlarından anladım, anladım onun Felix'e ne kadar değer verdiğini. Ben değer verdiğim kişiyi kaybettim, o kaybetmesin diye ona yardım etmeliydim.

Sorun işler değildi, onlar bir türlü halledeceğime emindim. Sorun şu an delice aramak istediğim numaraydı. Acaba hala İngilterede miydi? Orada saat kaçtı ki? Uyuyor muydu? Tanımadığı numaraları açıyor mu ki?

Parmağımı bir kez daha yaklaştırdım numaraya. Bu sefer tıklayacaktım. Gözlerimi sıkıca kapattım ve ara düğmesini tuşladım.

Açmasını delice istiyordum, ama açarsa ne diyecektim ki? Hala çalıyorken kapatmalıydım. Beni istemeyip, çekip giden oydu. Ve ben şimdi tekrar arayıp ne diyecektim ki, hem de 10 yıl sonra? Evet evet kapatmalıydım. Telefonu kulağımdan uzaklaştırdım...

J: "Alo?"

Şanslı mıydım? Şanssız mıydım? Karar veremdim. Karar verdiğim tek şey vardı gözlerimin delice dolması... telefonu açan oydu... Sesi.. o huzur verici sesi hiç değişmemişti. Sesindeki sıcaklık hala aynıydı.

J: "Alo? Sesim geliyor mu?"

İşte o an, o an sorguladım. Neden? Yani neden birini sesinden öpemeyiz ki? Ben şimdi onu delice öpmek istiyordum. Sesi herkes duyabiliyor ama ben şu an sesinden onun kokusunu bile alabiliyordum.

J: "Kiminle görüşüyorum?"

Diyemedim.. seni sesinden öpecek kadar özlemiş bir adamla görüşüyorsun diyemedim. Hıçkırarak ağlamaya başlayacağımı anladığımda elimi ağzıma sertçe kapattım. Hıçkırıklarımı duymuş olmalıydı...

J: "İyi misiniz acaba? Bir sorun mu var?"

Kapattım... elimde olsa ömrümün sonuna kadar sesini dinleyebilirdim. Ama kapattım. Kapatıp telefonu koltuğun, bana olan en uzak köşesine fırlattım. Hala elimi ağzıma kapatmış şekilde hıçkırarak ağlıyordum. Tüm gece ağlayacağım belliydi.

Niye gitmişti ki? Niye terketmişti beni? Bizi? Arkadaşlarını? Ülkesini? O kadar mı nefret ediyordu benden? Sevgimden o kadar mı iğreniyordu? Keşke yüzüme söyleseydi. Tüm nefretini yüzüme kussaydı ama gitmeseydi. En zor olanı da sabah hiçbir şey olmamış gibi güne başlamaktı...

Jisung'dan

Arayan numaranın ülke kodunun Kore olduğunu gördüğüm için açmıştım numarayı. Normalde kayıtlı olmayan numaralrı açmazdım.

Ama endişelenmiştim. Beni arayıp, telefonun arkasında hıçkırarak ağlayan kim olabilirdi ki?

Numara bilgilerini uygulamaya girdikten sonra, numaranın kime ait olduğuna baktım... Lee Minho... Doktor Lee Minho...

Gülümsedim... olabilecek en hüzünlü gülümsememle gülümsedim. Çocukluğumu kazandığım adamı şimdi Doktor olarak kaydetmişlerdi. Olabilecek en garip gülümsemeydi. Çünkü içinde hüzün, gurur, özlem, sevgi, pişmanlık aklınıza gelebilecek her hiss vardı.

Ağlamıştı, telefonun arkasında hıçkırarak ağlamıştı. Ama benim tanıdığım Lee Minho hiç ağlamazdı ki. Benim yüzümden yine ağlamıştı.

Acaba hala aynı mıydı bana olan bakışları. Keşke bir kez görebilsem, sarılabilsem, ağladığında ağlama desem, elini tutabilsem.

Olmazdı, yapamazdım işte. Onu kendi sorunlarıma bulaştırmamalıydım. Zaten bunun için terkettim onu, ülkemi, arkadaşlarımı. Ben baskı altındayken, acı çekerken onlara bir şey olsun istemedim.

Azıcık da olsa mutluydum. Beni unutmamıştı. Beni, bizi, bana olan sevgisini....

Hyunjin'den

Minho'ya Jisung'un numarasını verdiğim için biraz rahatsızdım. Gözlerimi ne kadar kapatsam da uyuyamıyor, öylece yatakta dönüyordum.

Minho için endişeleniyordum. Numarayı ona vererek eski yaralarını mı açmıştım? Belki de o yaralar hiç eskimemişti.

Ama eğer Minho, Jisung'u ararsa -ki arayacağına eminim- yine üzülecek, yine kendisini suçlayacaktı olanlar için.

Jisung... Jisung'u hala anlayamıyordum. Neden böyle bir şey yaptığına bir türlü anlam veremiyordum. Sırf Minho onu seviyor diye ülkeyi terketmek de ne demek? Bu kadar mı nefret duyuyordu erkeğin, erkeğe olan aşkına? Ahh saçmalama Hyunjin, Jisung'un öyle biri olmadığını en iyi sen biliyorsun.

F: "Doktor"

Ses duyduğumda aralık kapıdan bana bakan küçük bedene çevirdim gözlerimi. Yorgun gözüküyordu. Hemen ayağa kalkıp, kapıya doğru ilerledim.

H: "Bir şey mi oldu?"

Küçücük elini kalbinin üstüne koymuş bana bakıyordu.

F: "Kalbim sıkışıyor. R-rahat nefes alamıyorum."

Ciğerlerindeki sorunun ciddileştiğini anlamıştım. Karşımda bitkin durumda olan küçük bedeni kollarıma alarak balkona çıkardım. Sandalyeye bırakıp yüzüne bakmıştım. Dudakları morarmamıştı. Ama hemen müdahale etmeliydim.

H: "Derin derin nefes al geliyorum tamam mı? Korkmana gerek yok. Hiçbir sorun yok"

Başını minik minik sallamış ve hemen derin nefesler almaya başlamıştı. Bazen baş belası oluyordu, bazende küçücük bir bebek.

İlaçların olduğu odaya hızla gittim. Evimin bir odası neredeyse ameliyathane gibiydi. İhtiyacım olacak her şey vardı. Elime bir şırınga aldım ve ihtiyacım olan ilacı aradım. Şu an en iyi çare kanında olan oksijen miktarını arttımaktı. O yüzden oksijen iğnesi yapacaktım.

İhtiyacım olan her şeyi aldığımda koşarak balkona ilerledim. Hala derin nefes almaya çalışıyordu. Korktuğu belliydi ve ben onun korkmasını, acı çekmesini istemiyorumdum.

H: "Şimdi sana iğne yapıcam ve tamamen iyileşeceksin tamam mı? Rahat nefes alacaksın"

Dolu gözleriyle beni onaylamıştı ama aynı zamanda da derin nefesler almaya devam ediyordu.

H: "Ama biraz uzun sürecek. Oksijen iğnesi olduğu için yavaş yavaş enjekte etmem gerekiyor"

F: "Tamam"

Onayımı da aldıktan sonra açıkta bulduğum damara konumlandırmıştım iğneyi. Yavaş şekilde enjekte ediyor aynı zamanda da üflüyordum. Acımasın diye.

Her geçen saniye nefes alışları normale dönüyordu. Sevinmem gerekiyordu ama ben üzgündüm. Çünkü hastalık ilerliyordu ve daha hiçbir ilerleme gösterememiştim.

İğne bittikten sonra başımı kaldırıp, kusursuz surata dikkatlice bakmıştım.

H: "Şimdi nasılsın?"

F: "İyiyim doktor"

H: "Derin nefes al bakayım"

Aslında buna gerek yoktu, iğnenin işe yarayacağını biliyordum ama yine de onun tatlı suratını görmek iatiyordum. Derin nefesler alamaya başladığında ise gülümsemiştim.

H: "Tamam artık iyi olduğuna eminim. Burası soğuk hadi uyumaya gidelim"

Eve girmek için ayağa kalktığımda, Felix'in başını yavaşça sağa, sola salladığını gördüm. Uyumak istemiyor muydu?

H: "Ne oldu? Uyumak şstemiyor musun?"

F: "İstemiyorum"

H: "Neden?"

Gözleri tekrar dolmaya başlamıştı. Gülümsesin istiyordum, her saniye gülümsesin istiyordum. Ama canının yandığı ortadaydı. Küçük yaşında bu zorluklara dayanmak onun minik vücuduna ağır gelmiyor muydu?

F: "Korkuyorum"

Duraksamıştım... bir yerinin acıdığını, bir sorunu olduğunu ya da en azından uykusunun olmadığını söyleyeceğini sanıyordum. Ama ağzından "korkuyorum" kelimesinin çıkacağını düşünmemiştim.

H: "Neden korkuyorsun?"

Bakışlarını aşağı indirmiş ve sakin ses tonuyla konuşmaya başlamıştı.

F: "Korkuyorum, yine nefes alamadan uyanmaktan korkuyorum"

Sonlara doğru sesinin titremesi, kalp atışlarımı hızlandırmıştı. Elimi çenesine koyarak başını kaldırmış ve yüzüme bakmasını sağlamıştım.

H: "Korkamana gerek yok ben yanındayım, sana bir şey olmayacak"

Dolu gözleriyle gülümsemeye çalışmıştı. Melek gibiydi...

F: "Unutmadın değil mi doktor?"

Ses tonu hemen değişmişti. Baş belası ses tonuna geçmişti.

H: "Neyi unutmadım"

F: "Sözümüzü. Söz verdik ya. Ben size hastalığı araştırmanızda yardım edecektim, siz de benim ölmeme izin vermeyecektiniz"

Ölüm... Bir çok ölüm gördüm. Annemi bile gözlerimin önünde kaybettim. Ama onun yokluğunu düşünmek vücudumun titremesine neden oluyordu. Bir daha dudaklarından ölüm kelimesi çıksın istemiyordum.

Elimi sarı, yumuşak saçlarına attım ve okşadım.

H: "Tabi unutmadım sözümü. Hem sen unutturmazsın ki"

İkimiz de gülümsemiştik. Karşımdaki minik beden esnediğinde uykusu olduğunu anlamıştım. Ama uyumaya korkuyordu, ki bu çok normaldi. O daha küçüktü ve bu tür şeyler onun için çok zordu.

H: "Bu gece benim odamda uyumak ister misin?"

Sorumu sorduğumda şaşkın gözlerini bana sunmuştu.

F: "Senin odanda mı? Birlikte mi?"

H: "Evet. Sen rahat uyu diye. Yanında ben varım sana bir şey olmasına izin vermeyeceğim."

Onaylar anlamda kafasını minik minik sallamıştı. Elimi ona uzattığımda hemen tutmuş ve oturduğu sandalyeden inmişti.

Yatak odasına geldiğimizde onu yatağa yatırmış ve üstünü örtmüş, son olarak da sarı saçlarını karıştırmıştım.

H: "İyi geceler"

Kendim de yatağın diğer tarafına uzanmış ve yorganın boşta kalan tarafını kendi üstüme çekmiştim.

F: "İyi geceler doktor."

Mırıltılı sesiyle konuştuğunda anlamıştım, hemen uykuya dalacağını.

Hayatımdaki en rahat uykuyu uyuyacağımı anlamıştım, o yanımda olduğunda.

Verilen sözlerin önemini anlamıştım, masum bakışlarıyla bana hatırlattığında.

Yaşanılan her günün değerini anlamıştım, ölüm kapıda olduğunda...

_______

Fiçüüü

Umarım bölümü beğenmişsinizdir

Oy vermeyi unutmayınn

Ben kaçar 👄

Bölüm sonu

9 yorum