İçeriğe geç

Dilsiz Çığlık

Bölüm 43 · 3 dk okuma

Dilsiz Çığlık

Bölüm 43

ÜÇÜNCÜ EVLAT VE BİTMEYEN ÇEKİŞME

Kahvaltı masası güç bela toplandıktan sonra salona geçildi ama o tatlı kargaşa zerre kadar hız kesmedi.

Ben üçlü koltuğun ortasına, arkama iki yumuşacık yastık koyarak kurulmuştum. Çay fincanım sehpada tütüyordu ama dinlenmeme imkan yoktu; çünkü iki tarafım da tam anlamıyla abluka altına alınmıştı. Sağımda Masal bağdaş kurmuş, solumda ise Arda koltuğun kenarına ilişmiş, ikisi de gözlerini kırpmadan yüzüme bakıyordu.

"Hadi be ortak," dedi Masal, ellerini çenesinin altında birleştirip kedi gibi gözlerini süzerek. "Bir kerecik daha söyle... 'Masal' de lütfen. O kadar güzel söyledin ki sabah, kulaklarımın pası silindi resmen. Hadi, Ma-sal de!"

Arda hemen araya girip omzuyla Masal’ı hafifçe yana doğru itti. "Çekil kızım ya, kızı darlayıp durma! Sabah kapıda senin cırtlak sesine söyledi zaten. Şimdi sıra bende."

Arda yüzünü tamamen bana çevirdi, işaret parmağını kendi göğsüne vurarak çocuk gibi sırıttı: "Bana bak fıstık... Masal falan boş ver, önce kime diyeceğini biliyorsun sen. 'Abi' de bakayım. Hadi, A-bi! Bak çok kolay iki hece, zorlamaz seni."

"Sen kime boş ver diyorsun be!" diye parladı Masal, hemen Arda’nın koluna bir şaplak indirdi. "Kız iki yıl sonra konuşmuş, ilk bana seslendi! Kabul et artık, tahtın sallandı senin! Seren tabii ki önce ortağının adını ezberleyecek!"

"Kardeşim o benim be, tapusu bende! Asıl sen çekil aradan, üçüncü şahıslar sırasını beklesin!"

"Üçüncü şahıs senin arkadaş grubundaki o yılanlardı, bana bak laflarına dikkat et valla bu kırlenti kafana geçiririm!"

İkisi koltuğun üzerinde resmen birbirlerini dirsekleyip itişirken kafamı geriye atıp kıkırdamaya başladım. İki yıldır içimde kilitli kalan o ses, şimdi bu çocukça didişmenin ortasında dökülen kahkahalarımla salonu dolduruyordu. Ses tellerim yoruldukça hafifçe kısılıyor ama her kıkırtımda içim biraz daha ısınıyordu.

Tam o sırada mutfaktan elinde taze meyve tabağıyla Meryem Hanım girdi. İkisinin tepemde birbirini hırpaladığını görünce tabağı hızla sehpaya bırakıp ellerini beline koydu.

"Eeeh, yetti ama!" dedi annem, sesinde sahte bir kızgınlık ama gözlerinde taşan o tarifsiz mutlulukla. "Rahat bırakın şu kızı! Doktor demedi mi kendini yormayacak, yavaş yavaş alışacak diye? Didik didik ettiniz yavrumu sabahtan beri. Arda, çek o dirseğini kardeşinin yanından! Masal, sen de kedi gibi sokulup durma, nefes alsın çocuk!"

Masal dudaklarını büküp hemen annemin koluna sarıldı. "Ama Meryem Teyze baksana şuna, 'abi' dedirtmeye çalışıyor zorla! Adalet mi bu?"

Annem Masal’ın alnına şefkatle bir öpücük kondurup saçlarını okşadı. "Sen bakma ona güzel kızım. Ama ikiniz de biraz susun, valla atarım ikinizi de balkona, Seren’le ben baş başa kalırım."

O manzaraya bakarken içim bir kez daha sıcacık oldu. Masal evin tek çocuğuydu; annesiyle babası çalıştığı için çoğu zaman kendi başına büyümüştü. Ama bu iki yıllık karanlık dönemde, özellikle de son haftalarda annem Masal’ı kendi doğurduğu üçüncü çocuğu gibi bağrına basmıştı. Zaten Masal’ın annesi Şennur Teyze ile annemin arası öyle iyiydi ki, her gün telefonda saatlerce konuşuyor, biri börek yapsa diğerine gönderiyor, kızlarının bu kopmaz dostluğunu kendi kardeşliklerine dönüştürüyorlardı. Evde artık iki değil, üç kardeş gibiydik; kavgalarıyla, kıskançlıklarıyla ve birbirlerine olan o deli sevgileriyle...

"Tamam tamam, sustuk," dedi Arda homurdanarak ama geri çekilmek yerine kolunu koltuğun arkasından uzatıp omzuma sardı.

Masal da pes etmeyip diğer yanımdan battaniyemin kenarını çekiştirdi. "Ben de susarım ama gözüm üzerinde Arda Kaya. Seren yorulmasın diye susuyorum."

İkisine birden baktım. Boğazımı hafifçe temizledim. İkisi de aynı anda nefesini tutup bana kilitlendi.

Önce Masal’a döndüm, göz kırpıp fısıldadım:

"Ma... sal..."

Masal zafer kazanmış bir komutan gibi koltukta zıplarken, hemen ardından soluma, gözleri hafifçe düşen abime döndüm. Titreyen ama bu kez çok daha net çıkan sesimle tamamladım:

"...A... bi..."

Salonda bir anlık sessizliğin ardından Arda’nın yüzüne yayılan o gururlu, çocuksu gülümseme ve Masal’ın "İşte benim adil ortağım!" diyerek boynuma sarılışı, evin tavanını bir kez daha kahkahalarla inletti. Annem arkada durmuş, üçümüze birden bakarken gözlerindeki yaşları bu kez mutlulukla siliyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.