İçeriğe geç

Dilsiz Çığlık

Bölüm 36 · 2 dk okuma

Dilsiz Çığlık

Bölüm 36

BÖLÜM 35: İTİRAF VE BASKIN

Kaan’ın yatağın kenarında duran eli, odaya yayılan o dingin sessizlik ve gözlerindeki katıksız güven...

Bir an için hastane kokusu da, günlerdir boğazıma çöken o soğuk kilit de yok oldu. Göğsümün tam ortasında daha önce hiç hissetmediğim, sıcacık ve önü alınamaz bir kıpırtı peydahlandı. Sanki iki yıldır içimde biriktirdiğim bütün o sessiz cümleler, tek bir hissin ağırlığı altında ezilip gitmişti.

Nedenini düşünmedim. Sonrasını hiç hesaplamadım.

Bakışlarımı Kaan’ın gözlerinden bir an bile ayırmadan, serumlu elimin titremesini yok sayarak iki elimi birden havaya kaldırdım.

Önce sağ elimin parmaklarını hafifçe göğsüme dokundurdum, ardından iki elimi zarif bir kavisle birleştirip kalbimin hizasından ona doğru uzattım. Masal’ın bana öğrettiği o en temel, en yalın işaretle dünyayı durdurdum:

«Seni... seviyorum.»

İşaret bittiği an dünya gerçekten de durdu.

Kendi parmaklarıma baktım, sonra Kaan’a... Ne yaptığımı o saniyede idrak edebilmiştim. Kalbim göğüs kafesimi parçalayacak gibi çarpmaya başladı; şakaklarım alev aldı, yanaklarımın saniyeler içinde kıpkırmızı kesildiğini hissettim. İçimden bir anda fırlayıvermişti işte, tutamamıştım.

Kaan’ın yüzündeki o sakin ifade paramparça oldu. Gözleri şaşkınlıkla kocaman açıldı, koyu kahveleri parmaklarım ile gözlerim arasında gidip geldi. Dudakları hafifçe aralandı ama tek bir kelime bile edemedi; şaşkınlığın yerini kulaklarına kadar tırmanan o yakıcı kızarıklık aldı.

Fakat ikimizin de bu anın şokunu yaşamasına fırsat kalmadı.

Kapı öyle bir gürültüyle savrularak açıldı ki menteşeleri inledi. Masal, elindeki iki karton bardak kahveyle tam eşikte dikiliyordu. Adımını içeri atacaktı ki parmaklarımın havadaki son hareketine ve Kaan’ın kıpkırmızı kesilmiş profiline kilitlendi.

Olduğu yerde heykel gibi donup kaldı. Gözleri yuvalarından fırlayacak gibi büyüdü. Bardaklar elinde hafifçe titredi, ardından koridoru ayağa kaldıracak o tiz, deli dolu çığlığı bastı:

"BİR AŞK DOĞUYOR! ALLAH’IM GÖZLERİME İNANAMIYORUM, KORİDORDA DEVRİMDEN SONRA ODAYA AŞK GELDİ!"

Kaan sanki elektrik çarpmış gibi oturduğu sandalyeden fırladı. Yüzü domates gibi kızarmıştı, ellerini nereye koyacağını bilemeyerek bir hamlede kapıya doğru atıldı. Masal ağzını bir kez daha "ENİŞTE DİYECEKSİNİZ BUNDAN SONRA—" diye açmıştı ki, Kaan büyük bir panikle iki elini birden Masal’ın ağzına yapıştırdı.

"Masal sus! Hastanedeyiz kızım, sus rezil olduk!"

Kaan bir eliyle Masal’ın ağzını kapatıp diğer koluyla kızı kapüşonundan tutarak koridora doğru sürükledi. Masal kapının pervazına tutunmaya çalışıyor, boğuk seslerle debeleniyordu ama Kaan kapıyı ardına kadar çekip arkasından kapatmayı başardı. Koridordan hala Masal’ın boğuk mırıltıları ve Kaan’ın "Yemin ederim delirtir bu kız insanı..." diyen fısıltılı homurtuları geliyordu.

Odanın içinde yalnız kaldığım o ilk saniyede utançtan yerin dibine geçmiştim.

Yanaklarım öyle bir yanıyordu ki ateşimin kırk dereceye çıktığına yemin edebilirdim. Tek bir saniye bile düşünmeden iki elimle yorganı kavradım, hızla başıma kadar çekip battaniyenin altına gömüldüm. Karanlığın içinde dizlerimi karnıma doğru çektim, kalbimin göğsüme vuran gürültüsünü dinlerken battaniyenin altında kendi kendime sessizce, deli gibi gülümsüyordum.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.