İçeriğe geç

Dilekler gerçek olur mu?

Bölüm 2 · 3 dk okuma

Dilekler gerçek olur mu?

Bölüm 2

Bir İnsan Bir Kafeye Bu Kadar Gider Mi?

Ümran’a göre gidemezdi.

Bade’ye göre ise durum tamamen farklıydı.

Çünkü son birkaç gündür kafeye gitmesinin son derece mantıklı sebepleri vardı. Perşembe günü teslim etmesi gereken bir ödevi vardı. Cuma günü evde internet çekmiyordu. Cumartesi günü canı cheesecake istemişti. Pazar günü ise…

Pazar günü hiçbir bahanesi yoktu.

Bu gerçeği kabul etmek biraz can sıkıcıydı.

Çünkü insanın adını bile bilmediği bir çocuk yüzünden günlük rutinini değiştirmesi normal bir davranış değildi.

En azından Bade öyle olduğunu umuyordu.

Otobüste pencere kenarına oturmuş dışarıyı izlerken Ümran’ın attığı mesajlara bakıp durdu.

“Bugün de mi gidiyorsun?”

Mesajın altına gelen üç gülen surat hiç yardımcı olmuyordu.

“Çalışacağım.”

“Tabii.”

“Gerçekten.”

“Bade.”

Bade cevap vermedi.

Çünkü Ümran haklıydı.

Biraz.

Belki.

Azıcık.

Otobüs durduğunda kulaklıklarını çıkardı ve her zamanki durakta indi. Sokağın köşesini dönünce kafenin tabelası göründü. Kalbi saçma bir şekilde hızlandı.

Bu kısmı hiç sevmiyordu.

Kafenin kapısından girer girmez yaptığı ilk şeyin bara bakmak olması biraz utanç vericiydi.

Ama yine de baktı.

Ve o an yüzündeki ifade değişti.

Çünkü çocuk orada değildi.

Birkaç saniye boyunca farkında olmadan etrafı taradı. Kasada başka biri vardı. Kahve makinesinin başında başka bir çalışan duruyordu. Ama o yoktu.

İçine beklenmedik bir hayal kırıklığı çöktü.

Bu his hoşuna gitmedi.

Çok hoşuna gitmedi.

Çünkü bu, durumun sandığından biraz daha ciddi olduğunu gösteriyordu.

Telefonunu çıkarıp Ümran’a yazdı.

“Yok.”

Cevap neredeyse anında geldi.

“Kim yok?”

Bade birkaç saniye boyunca mesaj kutusuna baktı.

Yazmasa daha mı iyiydi?

Muhtemelen.

Ama yazdı.

“Barista.”

Karşı taraftan gelen cevap yüzünden istemeden güldü.

“Allah yardımcın olsun.”

Belki gerçekten olması gerekiyordu.

Çünkü yaklaşık yarım saat sonra kafenin kapısı yeniden açıldığında ve çocuk içeri girip önlüğünü takarken, Bade’nin yüzüne yayılan gülümsemeyi engellemesinin hiçbir yolu yoktu.

Çocuk çalışanlardan biriyle konuşarak bara doğru yürüdü. Saçları her zamanki gibi dağınıktı. Bir şey anlatırken ellerini kullanıyor, sonra kendi anlattığı şeye gülüyordu.

Bade o an korkunç bir gerçeği fark etti.

Onu görmeyi beklemişti.

Hem de bütün gün.

Tam bu düşünce yüzünden kendine kızmaya hazırlanıyordu ki çocuk başını kaldırdı.

Ve göz göze geldiler.

Bu sefer farklıydı.

Çünkü çocuk onu tanımış gibiydi.

Yüzünde küçük bir gülümseme belirdi. Sonra başıyla hafifçe selam verdi.

Bade’nin kalbi o kadar hızlı atmaya başladı ki bunu çevresindeki herkesin duyduğuna yemin edebilirdi.

Karşılık vermeyi başardı.

Ama çok zar zor.

Çocuk işine döndüğünde Bade hemen önüne baktı.

Yüzünün kızardığını hissedebiliyordu.

Telefonuna uzandı.

“Öldüm.”

Ümran’ın cevabı saniyeler içinde geldi.

“Noldu?”

“Selam verdi.”

Yaklaşık beş saniye boyunca cevap gelmedi.

Sonra ekran bir anda mesajlarla doldu.

“SELAM MI VERDİ?”

“EVET.”

“SANA MI?”

“ÜMRAN KAFEDE BAŞKA KİMSE YOKMUŞ GİBİ DAVRANMA.”

“BENCE EVLENECEKSİNİZ.”

Bade istemeden güldü.

Yan masadaki kadın dönüp ona bakınca da kendine hâkim olmaya çalıştı.

Belki biraz abartıyordu.

Belki çocuk herkese öyle davranıyordu.

Belki sadece kibardı.

Ama bütün bunları düşünürken bile içindeki heyecanı bastıramıyordu.

Yaklaşık bir saat sonra ilk kahvesi bitmişti.

Normal şartlarda eve dönmesi gerekiyordu.

Ama bugün şartlar tamamen normal değildi.

Bu yüzden ikinci kahve almaya karar verdi.

Kendine göre çok mantıklı sebepleri vardı.

Birincisi ders çalışacaktı.

İkincisi…

Tamam başka sebebi yoktu.

Kasaya doğru yürürken kalbi yine hızlanmaya başladı.

Çocuk sipariş ekranıyla ilgileniyordu. Sıra ona geldiğinde başını kaldırdı.

Ve yine gülümsedi.

Bu gerçekten yasaklanmalıydı.

“Merhaba.”

“Merhaba.”

Bu sefer sesi normal çıkmıştı.

Bu bir başarıydı.

Küçük ama önemli bir başarı.

“Her zamanki gibi latte mi?”

Bade’nin beyni durdu.

Her zamanki gibi.

Her.

Zamanki.

Demek onu hatırlıyordu.

Demek daha önce dikkat etmişti.

Demek…

Tamam sakin ol.

“Sence her zamanki gibi latte içen biri gibi mi duruyorum?”

Çocuk güldü.

“Biraz.”

“Bu bir iltifat mı?”

“Henüz karar vermedim.”

Bade istemeden güldü.

Ve tam o sırada çocuk başını hafifçe yana eğdi.

“Bu arada kitabın sonu geldi mi?”

Bade birkaç saniye boyunca ona baktı.

“Ne?”

“Geçen hafta aynı sayfadaydınız.”

Utanç dalgası geri dönmüştü.

“Hâlâ buna mı takıldın?”

“Biraz.”

“Çok ayıp.”

“Bir saat boyunca aynı sayfada kalan kişi ben değilim.”

Bade’nin kahkahası bu sefer kontrol edemeyeceği kadar gerçek çıktı.

Ve ilk kez sohbet etmek zor gelmedi.

İlk kez yanında kendini biraz olsun rahat hissetti.

Belki de bütün mesele buydu.

Çünkü bazen bir insanı ilginç yapan şey sadece yakışıklı olması değildi.

Bazen onun yanında kendin gibi hissedebilmendi.

Ve Bade bunu fark ettiğinde işler biraz tehlikeli bir hâl almaya başlamıştı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.