Asel
(1 hafta sonra)
Gözlerim, karanlığa alışmıştı. Bakışlarım, tek bir yerde donuk kaldığı için şekiller görmeye başlamıştı. Kimse yoktu, ıssız bir yerdeydim. Bırakın sesi, sonsuza dek sürecek bir çığlık atsam karanlık yutardı sesimi. Hareket etmek imkansızdı burada çünkü beynim dahil tüm uzuvlarım hareket etmeyi reddediyordu. Arkamda bir halatla bağlı olan ellerim, yakında bana ihanet edecek gibi duruyordu çünkü cildim kendini koruyacak en ufak bir harekette bulunmuyordu. Burada çürüyüp gidecek miydim, yoksa birileri akıl edip beni kurtarmaya gelecek miydi?
Ortamdaki lağım kokusu, burnumun direklerini sızlatmaya yetiyordu. Fakat alışmıştım buna. Belkide uzun süreler bir ortamda durmak, bizi olduğumuz duruma kabullendiriyordur.
Kapı aniden güçlü bir ses çıkararak açıldığında olduğum yerde irkildim. Yazın tam ortasındaydık fakat olduğum yer beni soğuktan titretmeye yetiyordu. Buna dudaklarım bile dahildi.
"Kimsiniz siz?"
Sorduğum soruya bırakın cevap vermeyi, mimik bile oynatmamıştı. Önüme kadar yürüdükten sonra aniden durdu ve bir süre gözleri gözlerimde gezindi. Ne düşündü, ne istedi bilmiyordum ama iyi birşey olmadığı kesindi.
"Hatırlıyor musun beni küçük hanım?"
Dediğini duymazdan gelip az önce sorduğum soruyu yineledim.
"Kimsiniz siz?"
"Düşün bakalım kimim ben?"
Düşündüm. Bir gün öncesini düşündüm. İki gün, üç gün, bir hafta öncesini düşündüm.
(1 hafta önce yazar anlatımıyla)
Asel, eve gitmeden önce kuruyan boğazını ve çatlamış dudaklarını biraz olsun gidermek için herhangi bir mahalle bakkalına girmişti.
"Hey! Kimse var mı?"
"Buyur ablacım"
Asel aldığı suyu ve gofreti koyup, cüzdanını çıkardı.
"Ne kadar tuttu burası"
"12 TL ablacım"
Cüzdandan on beş lira çıkarıp, adama uzattı. Gofreti ve suyu alıp bakkaldan çıktı.
Uğradığı bakkal, evine biraz uzaktı. Gecenin bi saatinde de bakkala uğramak bir kız için ne kadar güvenliydi, orası meçhul.
Asel yürürken arkasından biri daha yürüyor olacak ki kulağına adım sesleri geliyordu. Asel biraz korkmasına rağmen adımlarında bir değişiklik yapmadı. Telefonunu çıkarıp, abisini arar gibi yaptı ve telefonu kulağına götürdü.
"Alo abicim"
"Bende iyi abi, eve varmama az kaldı da kapının önünden alır mısın beni?"
"Tamam abicim çok sağol hadi öptüm"
Yaptığı bu numaraya rağmen hala adım sesleri durmamıştı. Asel epey korkuyordu çünkü festival sebebiyle sokaklar oldukça kalabalıktı. Ve kimsenin olmayışı onun korkusunun daha da artmasına neden oluyordu.
Bir süre sonra evinin oraya gelince rahatladı ve hızlıca evine girdi.
(Şimdiki zaman Asel'in anlatımıyla)
"B-bir dakika, o sen miydin?"
Evet, oydu. Hatırladığım kişi oydu. Beni takip edip yol boyu endişelendiren oydu. İyi de niye?
Hatırladığımı görünce dudaklarına sinsi bir gülümseme yerleştirdi. İçimde bir his vardı, kötü bir his. Festival günü evden çıkmadan önce içimde çok kötü bir his vardı.
Keşke o hissi dinleyip, evden çıkmasaydım. Keşke içimdeki o inanca güvenseydim.
"Neden buraya getirdin beni?"
Birkaç adım daha atıp dibime geldi ve eğilerek yüzünü yüzümün karşısına getirdi.
"Fazla güzelsin çünkü"
"Senin beynin mi yok? İnsan güzel olduğu için mi kaçırılır?"
"Kaçırılmaz mı?"
"Kaçırılmaz elbet"
"Ben belki kaçırmak istiyorum hanımefendi" Diyip daha çok gülümsedi.
Taktığı gözlük yüzünden gözleri görünmüyordu. Başına da kapşon geçirmişti. O yüzden kim olduğunu bulmam iyice zorlaşıyordu.
"Ciddi söylüyorum. Neden kaçırdın beni?"
"Seninle küçük bir işim var da ondan"
"Ne işi?"
Bana son kez gülüp, ilerledi ve eline kumandaya benzer birşey aldı. Birkaç saniye gözünü kumandada gezindirip, bir tuşa bastı.
Tuşa basar basmaz karşıma çıkan şey ile şoka uğradım
"Sen"
Devamını getirmedim, getiremedim çünkü olmadı. Karşıma çıkan görüntü dilimi yutmam için yeterliydi...
☆☆☆
Selaaam
Çerezlik bir bölümle karşınızdayım
Şu yarışmayı yetistiremeyecegimi şimdi anladım ve hikayeye biraz daha aksiyon katma kararı aldım
Bir sonraki bölümde görüşürüzzz