(Festivalden 1 hafta sonra. Elisa'nın anlatımıyla)
Saat 19.00
"Kızım"
"Efendim anne"
"Kek yapacağım, akşam teyzeler gelecek. Bi koşu gidip, yumurta ve süt alıver bakayım"
Yumuşak ve rahat yatağımdan oflayarak doğrulup, saate baktım.
19.00
Bu saatte kek mi yapılır Allah'ım ya!?
"Anne saat sence de biraz geç değil mi?"
"Hadi kızım hadi. Sen gitmezsen daha da geç olacak hadi. Git bi hava al evden çıktığın mı var kızlar olmasa?"
"Of tamam anne ya. Ver para alayım"
Annem, cüzdanından yeteri kadar para çıkarıp bana uzattı. Giydiğim tişörtü düzeltip parayı elinden aldım, hızlıca terliklerimi giyindim ve dışarı çıktım.
Kesinlikle mükemmel bir kombinim olduğunu kabul ediyordum. Altıma kare desenli bi pijama, üstüme sıfır kol, beyaz bir üst ve dağınık topuz. Müthiş bir uyum. Şimdi yoldan Ariana Grande, Rihanna falan geçse asla şaşırmam.
Yine her zamanki gittiğim markete hızlıca varıp, içeri girdim. Fakat sanki bu sefer market daha sessiz ve ıssızdı. Üstelik raflardaki yiyecek ve içeceklerin yerleri değiştirilmişti.
"Zeynep abla"
Burada her geldiğimde konuştuğum Zeynep ablaya seslendim. Fakat çıt sesin çıkmaması beni biraz şüphelendirmişti.
Çok umursamayıp, süt ve yumurta arayışına girdim. Sütü hemen bulmuştum ama yumurtayı bir türlü bulamamıştım.
"Pardon, kisme yok mu?"
Tekrar ses çıkmayınca etraf bakmaya karar verdim. Bi sağa gittim, bi sola gittim. En sonda cips reyonlarının önünde, cips dizen bir kasiyer bulunca zafer kazanmışcasına gülümsedim.
Fakat bu kasiyeri daha önce burada gördüğümü hatırlamıyorum. Neyse, yeni gelmiş olabilir Elisa, rahat ol.
"Şey pardon bakabilir misiniz?"
Adam yavaşça bana dönüp, gülümsedi.
"Buyurun. Nasıl yardımcı olabilirim?"
"Ya şey, ben yumurtaları bulamadım da. Birkaç dakika bana yardımcı olur musunuz?"
Ama kısa bir süre gözlerime gülen bir ifade ile bakındıktan sonra nihayetinde konuştu.
"Elbette, gelin size yardımcı olayım"
Aldığım onaylı cevaba Gülümseyip, adamın önden geçmesini bekledim.
Adam önden, ben ise arkasından kısa bir süre yürüdükten sonra adam bi anda durunca bende durmak zorunda kaldım. Adam tekrar yavaşça bana döndü ve bu sefer gülümsemesi daha da korkutucu bir hal aldı. Dişleri tamamen görünüyordu Fakat iyi anlamda değildi. Gözleri ve göz bebekleri büyümüştü ve sol yanağındaki gamzesi oldukça belirgin duruyordu.
"Umarım annenle vedalaşmışsındır Elisa. Çünkü bir süre evlat hasreti çekecek"
Ardından arka boynumda, sinek ısırığı gibi hissettiğim, ama sonucunun büyük olacağına inandığım bir acı hissettim. Bacaklarım kendini tutmazken, dudaklarım karşı çıkmak için tek bir hamlede dahi bulunmuyordu. Bir dakika geçmeden acı verici bir şekilde yere düştüm. Boğazımda ve içimde, dışarı çıkamayan güçlü bir inilti çıktı. Ardından sırtım ve başım sırayla yere düştü. Gözlerim iflas ederek kendi kendine kapandı ve ardından bilimcimde bana ihanet ederek tamamen kapandı...
(15-20 dakika sonra)
Vücudumda aniden oluşan güçlü bir acı, beni yarı baygın zihnimden uyandırmaya yetmişti. Çapaklanan gözlerim ise kendilerini ışığa alıştırmayı reddediyor gibiydi. Zorlasamda açılmayan gözlerim, nerede olduğumu anlayamamama ve daha da panik olmama neden oluyordu.
"Günaydın uyuyan güzel"
Kulaklarıma dolan ses, oldukça tanıdık gelmişti bana.
"Hadi ama, aç şu gözlerini"
Şimdi hatırlamıştım.
Kasiyer sandığım o adam...
"Çöz beni"
Bu söz dudaklarımın arasından çıkana kadar bir yerde bağlı olduğumu anlayamamıştım bile.
"Cidden uyanır uyanmaz söylediğin ilk söz bu mu? Biraz yaratıcı ol lütfen"
"Çöz beni!"
Bu sefer sinir ve emreder şekilde çıkan sesim, karşımdaki adamı güçlü bir kahkahaya boğmaya yetmişti. Bu zoruma gitse de ses çıkaramadım.
"Ay valla hiç güleceğim yoktu. Şu gözlerini de açsan daha iyi olacak ama"
"Açamıyorum gözlerimi!"
Adım sesleri uzaklaştığında, adamın benden uzaklaştığını anlamıştım. Nefesimi derin bir şekilde bırakıp oturuşumu kambur yaptım.
Bir süre sonra adım sesleri tekrar yaklaşınca adamın geldiğini anlamıştım.
Yüzüme aniden gelen soğuk su ile resmen şoka uğramıştım. Hızlıca gözlerimi açtım ve derin nefes alıp vermeye başladım.
"N' yapıyorsun lan sen? He? Delirdin mi?"
"Ahh hadi ama! Kendine gel diye ayağına kadar soğuk su getiriyorum ve sen buna şükür etmek yerine bana kızıyorsun. Alındım gücendim"
"Kimsiniz, benden ne istiyorsunuz ve neden buradayım!?"
"Sadece küçük birşey göstermek istiyorum hanımefendi. Aslında bunu tek sen değil. Şu ölüp, bittiğin arkadaşın da görecek. İsmi de Asel miydi neydi"
Asel mi? O da benim gibi kaçırılmış mıydı? O da mı buradaydı?
"Asel mi, o nerede? Ve ne göstereceksiniz bize?"
Adam arkasına dönüp, parmağını şıklattı. Tam önümde büyük ve kocaman bir ekran belirdi. Ve ekranda beliren o fotoğraf...
Alkanalp, Fidan ve Fidan'ın sevgilisi Batu'nun üst üste dizilmiş cesetleri..
En son hatırladığım şey, ses tellerimi koparacak seviyede attığım çığlıktı...
☆☆☆

