İçeriğe geç

Dikişler

Bölüm 10 · 9 dk okuma

Dikişler

Bölüm 10

6: Hayaletler İçin Çiçekler

Berbat bir zamanlaman var tatlım

-

"Teklifin hala geçerli mi?"

Haymitch bir an ne olduğunu algılamaya çalışarak karşısındaki kıza baktı

"Seni müziğe tekrar bağlayıp tüm hayatının sorumluluğunu alacağım teklif mi?"

"Evet , o"

Haymitch önce şişe dolu eve , sonra ona baktı

"Gördüğün gibi , şu an pek iyi bir zaman değil"

Haymitch gitmesini beklerken Chia inatla yerinden kıpırdamadı. Soğuğa rağmen gözlerini onunkilerden ayırmadan dikilmeye devam etti.

"İçeri girebilir miyim?"

Yapmamalıydı , yapmaması gerektiğini biliyordu .

"Ailen nerede? Onların yanına gitsen daha iyi olur"

"Evden kaçtım" dedi Chia aceleyle , sonra düzeltti "aslında evden kaçmadım , Daniel'lardan kaçtım , yine de beni bu gece eve almayacaklarına eminim . Ben de sende kalmaya karar verdim"

Bu Haymitchin çenesini kapatmasına neden olmuştu , yorgun bir iç çekti "demek öyle karar verdin ha"

Kenara çekilip geçmesi için yer açtı

"İçeri gel"

Chia ısınmak istercesine aceleyle içeri girdi ama ayağının dibindeki şişeler yüzünden ilerleyemedi. Denge kurmaya çalışarak etrafa göz gezdirdi.

"Evin çok dağınık."

"Harika bir gözlem yeteneği , bunu kesinlikle finanse etmeliyiz" dedi Haymitch kapıyı kapatırken "belki de CV'ne ekleriz?"

"Alkol problemini de CV'ne ekliyor musun?"

"Öğrencilerim çok bilmişlik etmeye başlarsa belki eklerim"

Chia dudaklarını büzerek etrafı inceledi; mayın tarlasındaymış gibi hiçbir şeye basmamaya çalışarak koltuğa doğru ilerledi. Büyük kanepeye ulaşmak üzereydi ki Haymitch, "Oraya oturma" diye uyardı.

Mutfağa geçti, dolaptan bir şişe su aldı. Chia bir mutfağa, bir koltuğa baktı. Sonra kusmuk lekesini fark etti. Yüzünü buruşturup tekli koltuğa oturdu.

Haymitch suyu uzattı.

"Yine su mu içeceğiz?"

"Bu ya da bira. Sana içirmek istemediğim için-" Suyu zorla eline tutuşturdu. "Bununla idare et"

Chia şişeye baktı. İçmek için hamle yapmadı .

"Kabul edersem çalışacağım kişilerle tanışacağımı söylemiştin"

"Sabahın üçünde evime geleceğini düşünmemiştim."

"Saat belirtmemiştin."

"Senin için özellikle belirtmem mi gerekiyor?"

Chia kucağındaki çantasını sıktı.

"Hayır" dedi.

Her saat gelebilmek istiyordu. Bu yüzden uyarı istemiyordu. Sonra "zaten söylememiştin" diyebilirdi. Zaten böyle giderse evden daha sık kovulacaktı.

"Yarışma hakkında konuşacak mısın?" dedi sonunda

"Üstüne kusmamı mı istiyorsun?"

"İçince hep böyle sinir bozucu mu olursun?"

"kısmen" dedi "sen öfkeliyken hep evden kaçar mısın?"

"Kısmen"

Haymitch onun cevabına karşı şüpheli bir bakış attı , Chia gülerek kolyesiyle oynadı

"Tamam , bu ilk seferdi , havalı olsun diye söyledim"

"Çok etkilendim , birazdan kollarına bayılacağım"

Chia onun şakasına gülerken Haymitch'in cidden sendelediğini gördü , şişeyi bırakıp hemen ayakta durması için destek oldu "hey , ciddi miydin?"

Haymitch şakağını ovuşturdu ve ağırlığını onun üzerinden çekti "beni taşımana gerek yok tatlım , sadece biraz uyumalıyım"

Chia kaşlarını çattı.

Haymitch onun hamle yapmadığını görünce açıklama yapma gereği duydu

"Sen de uyumaya git , bunu sabah konuşacağız"

"Ama-"

"Bak tatlım" dedi adam sabırla açıklayarak "bu kelime sana bir şey ifade ediyor mu bilmiyorum ama ben bir alkoliğim , bu dizilerde kullanılsın diye türetilmiş havalı bir terim değil , gerçek bir anlamı var . Ve gördüğün gibi , bu benim en iyi halim değil" derin bir nefes alıp kızın şaşkın yüzünü izlerken daha sakin bir sesle konuştu "birkaç saat daha uyumama izin ver , sabah senin için daha iyi olacağım , söz veriyorum"

Yalpalayarak komodine gitti , bir gözünü açıp içinden çıkardığı anahtarı ona uzattı

"Odama çık. Büyük olan. Bu gece orada uyu. İstersen içeriden kilitleyebilirsin. Dediğim gibi , bırak bunu yarın konuşalım"

Chia elindeki metal anahtara baktı, sonra kusmuğa rağmen kanepeye tekrar oturan Haymitch'e. Onun yatağını almasının doğru olup olmadığını düşündü ama adamın kanepeye alışık olduğu belliydi.

"Hadi" dedi Haymitch, onun kalkmasını bekleyerek.

Chia bir şey söylemeden merdivenlere yöneldi. Haymitch onun gözden kaybolmasını izlerken yavaş yavaş çıktı . Holün ortasındaki eski tahta merdiven gıcırdıyordu; her rüzgârda pencere pervazları sızlıyordu. Büyük odayı kolayca buldu.

Beyaz çarşaflar temizdi ama hiç kullanılmamış gibiydi. Haftalardır bozulmamıştı. Yatak odası neredeyse boştu.

Kapıyı iterek kapattı. Anahtara baktı, sonra beyaz tahta kapıya. Kilitlemek üzereyken vazgeçti; anahtarı komodinin üzerine bıraktı.

Yorganın altına girdi, çenesine kadar çekti. Haymitch'in kokusuna karışmış beyaz sabun kokusu arasında uykuya dalmaya çalıştı. O kadar yorgundu ki pencereye vuran ağaç dallarının sesi ona ninni gibi geliyordu.

-

Genç kız sabah olduğunda ona fazla büyük yatakta uyandı, örtülerin arasından Haymitch'in kokusu yayılıyordu. İçmeden önceki kokusu . Beyaz sabun onun doğal haline dahil mi yoksa çarşafları yıkamak için kullandığı herhangi bir şey mi diye düşündü .

Alışık olmadığı bir kokuyla uyanmak garip gelmişti .Gerinip yatakta dizlerinin üstüne kalktı ve camı açtı , soğuk hava yerini sonbaharın aldatıcı sıcak sabahına bırakmıştı . Hafif rüzgarın saçını savurmasına izin verdi .

Haymitch'in yatak odasının penceresi evin arkasına , mezarlığa bakıyordu . Chia , mezarlığın ortasında yükselen büyük ağaca takıldı. Dalları hareketsizdi ama bakışı üzerinde fazla uzun kaldı; içini açıklayamadığı bir huzursuzluk kapladı. İçine adamın yanına gitme isteği doldu . Bir an ağacın arkasında kadın silüeti gördüğüne yemin edebilirdi . İrkilip yataktan atladı .

"Haymitch!" bağırarak çıplak ayakla merdivenlerden koştu .

Adam elinde kahveyle mutfaktaydı . Onun sesini duyunca koridora çıktı , köşeden dönerken Chia onun göğsüne çarpıp kahvenin dökülmesine neden oldu . Bir an büyük gözlerle , nefes nefese halde ona baktı , Haymitch onun tedirginliğinin sebebini çözmek ister gibi soluk mavi gözlerini yüzünde gezdiriyordu . Hemen göğsüne sarıldı.

Adamın elleri bir an havada kaldı , ne yapacağını bilemedi . Sonunda kahveyi bir eliyle - kızın üstüne dökülmemesi için - ondan uzakta tutup diğer elini omzuna doladı .

"Günaydın" diye fısıldadı saçlarına doğru. "Yatağımda uyumak o kadar kötü bir deneyim miydi?"

"Hayır , ama ağaç öyleydi" dedi Chia "bana evinin mezarlıkta olduğunu neden daha önce söylemedin?"

"Daha önce evim hakkında konuştuk mu?"

"Bu kadar içmeseydin konuşabilirdik"

"Bu kadar içmeseydim şu an öğrencim değildin"

Chia Haymitch'in her zamankinden bitkin sesini yeni fark etti , geri çekilip yüzünü inceledi , saatlerdir ayılmaya çalışıyor gibi duruyordu . Gözü elindeki koyu renk kahveye kaydı .

"Gel" dedi Haymitch elini onun sırtına yerleştirip mutfağa yönlendirirken . Buzdolabını açıp sakinleşmesi için su uzattı , o sırada kalan kahvesini - yere dökülmeyen kısmını - dikleyip bitirdi ve daha fazlasını doldurmak için tezgaha ilerledi .

"Bir daha merdivenlerden böyle koşma. Ya ben kalp krizi geçiririm ya da sen"

Chia uyumlu olmaya çalışarak başını salladı.

"Burada korkmuyor musun? Böyle bir evde."

"Evde bir sorun yok" dedi Haymitch , ona bir şey ikram etme zahmetine girmeden sandalye çekip otururken "bana kitaplıktan mavi dosyayı getirebilir misin?"

Chia yeni oturmuştu. Gözlerini devirmemek için kendini tuttu. Haymitch onun sabrının inceldiğini anlamıştı; ama onun da bazı şeyleri anlaması gerekiyordu.

"Dinle tatlım , seni gecenin köründe evime aldım. Şimdi de kariyerin hakkında iki kelime edebileyim diye sabah altıdan beri üç kupa kahve içtim - ki benim yaşımda bu, kalbini tehlikeye atmak demek. Yani ölürsem falan beni taşımak zorundasın .Şimdi sana ahır temizletiyormuşum gibi davranmayı bırakıp dosyayı getirir misin? Böylece hayatını değiştirebiliriz"

Tepkisini beklemeden kahvesinin büyük bir kısmını içti

"Başım dönüyor" diye homurdandı kupayı masaya çarparken .

Chia'dan kupasını doldurmasını , ağrı kesici veya başka bir şey getirmesini istemedi . Sadece dosya . Bu onun , adamın gerçekten kitaplığa ulaşamayacak kadar başının döndüğünü fark etmesini sağladı. Gidip dosyayı aldı, uzattı.

Haymitch almadı , hala gözlerini ovuyordu "o senin partnerin , Eliot . Konservatuvar eğitimi almış, Benim de zar zor çıktığım aynı okulun farklı bir nesli . Korkunç derecede disiplinli, sıradanlığa alerjisi olan insanlar" elini yüzünden çekip dosyayı inceleyen Chia'ya baktı "aşamalardan haberin var mı?" .

"Evet" diye mırıldandı Chia , sarışın çocuğun vesikalık fotoğrafına bakarken - oldukça ciddi bir yüze sahipti ; kıvırcığa yakın dalgalı sarı saçlarına rağmen donmuş buz mavisi bakışlar içine işliyordu , çenesi keskindi , yüz hatları altın orana uygun görünmesine rağmen tanımlayamadığı bir katılığı vardı- "daha önce de yarışmaya katıldım"

Sonunda o da dosyadan kafasını kaldırıp Haymitch'e baktı

"Şöyle görünüyor..." Bir süre kelimeyi aradı , dudaklarını birbirine bastırdı

"Rahatsız edici derecede yetenekli mi?" diye sordu Haymitch "Evet, öyle."

"Piyanist mi?"

Başını salladı

"İki yıldır onu takip ediyorum. Burslar, ustalık sınıfları, tüm o zorlu yolculuk. Ona fazla ilerden gittiğini söylemeden ayak uyduracak birine ihtiyacı var"

"Ve sen de bu kişinin ben olduğumu düşünüyorsun."

"Sen olduğunu biliyorum," diye düzeltti. "Yetenek olarak , Zamanlama olarak , uyumlusunuz . Yine de göreceğiz."

Chia dosyayı Haymitch'in önüne bıraktı. Tezgâha gidip eline geçirdiği rastgele bir bardağa su doldururken, Haymitch gözlerini sayfalarda gezdiriyordu. Ona daha fazlasını anlatabilmek için zihninde bilgileri toparlamaya çalışıyordu.

Chia birden su bardağını eline tutuşturunca dikkati dağıldı. Soluk mavi gözleri, soru sorar gibi onun yüzünde gezindi. Chia bu kez avcundaki hapı uzattı.

"Aspirin"

Adam, onun avcuna bir an fazla dikkatle baktı.

Annesinin henüz onu okla avlamaya gelmemiş olmasına şaşırıyordu ama Chia onunla böyle ilgilenmeye devam ederse bunun er ya da geç bunun olacağından emindi. Bunun için Martha'yı suçlayamazdı . Kızı gecenin üçünde alkolik bir adamın evine gitseydi o da büyük ihtimalle aynı tepkiyi verirdi , hatta daha kötüsü , onu aramaya tüfekle çıkardı .

Hapı alıp içti. Bardaktaki suyun tamamını bitirdiğinde ne kadar susadığını fark etti; dün gece fazlasıyla kusmuş olmalıydı.

"Teşekkürler tatlım , çok naziksin"

Chia ise karşılık verirken, sanki tartışılmaz bir gerçeği dile getiriyormuş gibi düz bir ses kullandı:

"Ölecek gibi duruyorsun."

"Henüz ölmeyi planlamıyorum," dedi Haymitch alışıldık umursamazlığıyla. "Kendine kahve koy , konuşacaklarımız var"

-

Chia öylesine aldığı kahveyi elinde çevirirken Haymitch çoktan mavi klasörü açmış , sayfaları sanki ezbere biliyormuş gibi özensiz bir düzen içinde yayılmıştı.

"Pekala" dedi parmağıyla bir sayfaya dokunarak. "Yarışma formatı. Üç tur. Birincisi eleme - solo parça, on dakika, merhamet yok. İkincisi oda eşleşmesi. İşte burada sen ve Eliot devreye giriyorsunuz" Ağzı seğirdi. "Yetenekli insanların diğer yetenekli insanlara karşı hayatta kalıp kalamayacağını görmek istiyorlar" .

"Ya üçüncüsü?" diye sordu Chia

"Son tur" diye yanıtladı Haymitch. "Sipariş üzerine yapılmış bir eser. Yeni, alışılmadık, bilerek rahatsız edici. Sanatsal olarak biraz kanamanızı izlemek istiyorlar" diye ekledi, sanki kendini düzeltmenin bir önemi varmış gibi.

Chia başını salladı. Bunların hiçbiri yeni değildi. Yine de bu sözler göğsünde bir sıkıntı yaratıyordu.

Haymitch, bardağının kenarından onu izledi. Omuzlarının nasıl gerildiğine ya da parmaklarının bardağı nasıl daha sıkı kavradığına dair bir yorum yapmadı. Başını kaldırmasını bekledi.

"Yani" dedi hafifçe, fazla hafifçe. "Daha önce yarışmalara katıldığını söyledin"

"Evet"

"Ve bir de " sayfayı çevirerek okuyormuş gibi yaptı "bir süredir okula gitmediğini söyledin"

Ardından gelen sessizlik ağır değildi, ama kasıtlıydı. Haymitch sorarken ona bakmadı, bu da durumu bir şekilde daha da kötüleştirdi.

"Bu bir yargılama değil" diye ekledi sakin bir şekilde. "Bu lojistik bir durum. Konservatuvarlar sürekliliği sever. Boşluklar onları tedirgin eder. Sizin için bahaneler uydurmaya başlarlar" anlayıp anlamadığını görmek için Chia'ya baktı , genç kızın onu incelediğini görünce açıkça söyledi "yani ne olduğunu söylemezsen senin adına konuşacaklar"

Chia rahat bir sesle konuştu "kemanda bir sorun yaşamıyorum , bırakma sebebim bu değil"

Haymitch "Biliyorum" dedi hemen , sanki onun yeteneğinden bir an bile şüphe etmemiş gibi .

Chia Haymitch'in gözlerine baktı , bakışlarında sadece dikkat vardı. Temiz, keskin bir dikkat.

"Çalmayı bırakanlar keman için nişanlılarını terk etmezler" dedi dünyanın en bariz gerçeğini dile getirir gibi "Son tur' dediğinizde irkilmezler. Ve kesinlikle bir alkoliğin evine sabah saat üçte gidip teklifin hala geçerli olup olmadığını sormazlar"

Chia istemsizce gülümsedi , onun takdirinden yanaklarının kızardığını hissetti

"Peki" dedi Haymitch şimdi daha sakin bir şekilde tekrar. "Neden ara verdin?"

Chia kahvesine dalmış bir şekilde gözlerini dikti "bunu söylersem beni bırakırsın"

"İnan bana bırakmam"

Haymitch sandalyesine yaslandı. Ağırlığı altında tahta gıcırdadı. Kızın cevap vermediğini görünce tahmin yürüttü.

"Aile sorunları mı?"

Olumsuz bir baş sallama

Tekrar denedi

"Aşk sorunları"

Yine olumsuz cevap ve küçümseyici bir bakış

"Pekala" dedi iç çekip ayağa kalkarken "eğer istersen tüm gün bu oyunu oynayabiliriz, ama seni uyarayım , sadece vakit kaybına neden olur-"

"Akıl hastanesinde yattım"

Bu Haymitch'in durmasına neden oldu

"Bir buçuk yıl boyunca..." dedi Chia "akıl hastanesinde yattım , sonra da ailem beni Daniel'la nişanladı"

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.