Leyla, göğüs kafesini zorlayan güm güm sesini sakinleştirmeye çalışarak dikiş makinesine baktı. "İlk düğüm, sonun başlangıcı..." Bu ses kendi zihninin bir oyunu muydu, yoksa odadaki eşyalar gerçekten onunla konuşuyor muydu?
Derin bir nefes alıp masanın üzerindeki kumaşlara tekrar odaklandı. Korkusunu merakına yenik düşürerek, kadife kumaşı yavaşça kaldırdı ve masanın üzerine serdi. Fakat kadife kumaşın üzerindeki belirgin üç izi orada değildi. Hemen altındaki ikinci kumaş, gök mavisi renginde sert yapıda bir ketendi. Kumaşı eline aldığında gözleri hemen üzerindeki detayları aramaya başladı, sanki delirmediğine kanıt arar gibi. Ve oradaydı... Keten kumaşın tam ortasında, sanki bir mürekkep damlamış da kumaşın dokusunda leke oluşmuş gibi duran, ama dikkatli bakıldığında kusursuz bir dört şeklini alan koyu bir leke vardı. İçindeki o tuhaf karıncalanma hissi bu kez parmaklarından kollarına doğru yayıldı. Tam o esnada, odadaki makasların hafifçe titrediğini duyar gibi oldu. Sanki odasındaki her bir parça Leyla'ya bir şeyler anlatmak için can atıyordu.
Dağınık atölyesindeki bu düzen, alışık olduğu karmaşadan çok farklıydı. Bu, sayılardan örülmüş gizli bir ağın ilk ilmekleriydi ama bu ilmekler ne anlatmak istiyordu?