İçeriğe geç

Dikiş Paradoksu🪡⌛

Bölüm 2 · 1 dk okuma

Dikiş Paradoksu🪡⌛

Bölüm 2

Dikiş paradoksu

Leyla, sabahın ilk ışıklarıyla gözlerini açtığında odasındaki o tanıdık kumaş ve iplik kokusunu içine çekti. Ancak içindeki o garip huzursuzluk, gece gördüğü rüyaların sisli hatıralarıyla birleşerek odanın tam ortasına, o büyük ahşap yemek masasına doğru çekiyordu onu. Yatağından kalktı, çıplak ayaklarıyla ahşap zemine basarak masaya doğru ilerledi. Dün gece rüyasında diktiği bir kumaşın odasını değiştirdiğini görmüştü. "Sadece çok çalışmaktan," diye mırıldandı kendi kendine. Masaya ulaştığında, simli beyaz dikiş makinesinin hemen sağında duran o beş kumaşa gözü takıldı. Bir terslik vardı. Dün gece üst üste mükemmel bir sırayla dizdiği kumaşların dizilimi değişmiş gibiydi. Üstelik, en üstteki kadife kumaşın üzerinde, normalde orada olmaması gereken üç sayısına benzer bir kat izi duruyordu. Leyla elini kumaşın üzerinde gezdirdiğinde, parmak uçlarında hafif bir karıncalanma hissetti. Tam o sırada, odanın içindeki mutlak sessizliğin ortasında, dikiş makinesinin içindeki masuradan geliyor gibi gelen çok ince, metalik bir fısıltı duyuldu:"İlk düğüm, sonun başlangıcı..." Leyla irkilerek kumaşın üzerindeki elini geri çekti. Kalbi hızla çarpmaya başlamıştı. Bu dağınık atölye, onun güvenli limanıydı; ama şimdi sanki görünmez bir bulmacanın parçalarını saklayan gizemli bir kutuya dönüşüyordu...

Bölüm sonu

1 yorum