İçeriğe geç

dernière danse ★ luwoo

Bölüm 3 · 7 dk okuma

dernière danse ★ luwoo

Bölüm 3

episode 3

Son iki günde yirmi yılda söylemediği yalanları söylemişti. Hiç olmadığı biri olacaktı.

Film izlerken camına atılan taşla battaniyesine sindi Jungwoo. Evde Mark yoktu. Donghyuck ile buluşmaya tam gününde gitmişti. Biraz korkarak cama çıktığında Yukhei'nin yerde taş aradığını gördü. Ger çekilip hızla telefonuna sarılıp Yuqi'yi aradı.

"Yuqi, o burada. Arka bahçeden gözükmeden gel. Kapıyı açık bırakacağım. Odamı biliyorsun yat, yatağa gömül."

Telefonu kapatıp mutfağın kapısını açtı ve film odasına dönüp cama çıktı.

"Korkuttun beni Yukhei!"

"Jongwoo! Kusura bakma Jungwoo'yu görmek için geldim de."

"O uyuyor. Film izliyordum, gelsene."

Yukhei çekinmiş gibiydi ama kafasını salladı. Anında kapıyı açıp onu yönlendiren Jungwoo'nun beti benzi atmıştı.

"Sana ne oldu öyle? Hayalet görmüşe dönmüşsün."

"Bu zifiri karanlıkta beni görmen için baykuş gözlerine sahip olmalısın."

Yukhei kafasını iki yana salladı.

"Karşımda ışık saçan biri varken gayet normal."

İkisi de sessizce koridorda durunca Jungwoo aceleyle Yukhei'yi tuttu.

"Sessiz olalım yoksa Jungwoo uyanır. Çok yorgundu, uyandırmak istemezsin değil mi? Film odasına gidelim. Orada sürdürürsün iltifatlarını."

Yukhei, Jungwoo'ya güzelce bakarken Jungwoo gözlerini kaçırdı. Gerçekten eğer Jongwoo olsaydı işi zor olurdu. Aşık olunmayacak bir insan yoktu karşısında.

"Ne tür filmlerden hoşlanırsın?"

"Olağanüstü her şey en sevdiğimdir."

"Uzun süre kalacaksan dizi bitirelim."

"Dizi mi? Aslında güzel olur."

Yukhei film odasına ardından girip Jungwoo'nun mendillerini görünce utançtan kıpkırmızı kesildi.

"Aa şey, duygusal bir film izliyordum. Üzgünüm, her tarafta mendillerim. Zaten Jungwoo evde iken böyle bir şey olmaz. Ayrıca cinsel konular pek ilgimi çekmez. Sadece yanlış anlama istedim."

Yukhei kendisinin bu kadar fesat olduğundan dolayı bir kez de kendisine kızardı.

Jungwoo mendilleri toparladıktan sonra Yukhei'nin yanına oturdu.

"Bunu izlemek istiyordum, uzun süredir listemdeydi."

Battaniyesini omzuna örttü.

"İster misin?"

Yukhei de kabul ettiğinde beraber aynı battaniyeyi örttüler. Ortamda ağır bir hava vardı. Dizinin bölüm sayısına bakmadan izlemeye koyuldular. Halbuki dizi 8 sezondu ve her bölümü 2 saatti. Heyecanla geçen ilk yarım saat sonrası mutfaktan tıkırtılar geldi. Sonra küt diye kapanan mutfak kapısı sesi.

Yukhei sorgulayıcı bakışlarını Jungwoo'ya yöneltti.

"Mark evde değil."

Başını iki yana sallayınca Yukhei biraz tedirgin oldu.

"Hırsız mı girdi? Bakıyım istiyorsan."

Aklına Yuqi geldiğinde Yukhei'nin neredeyse üstüne atlayacaktı Jungwoo.

"Hayır, hayır benim anormal bir alışkanlığım var. Bazen ev hava alsın diye geceleri mutfak kapısını açarım. İzlemeye devam edelim."

Yukhei kafasını salladıktan sonra 3 saat geçti. Jungwoo'nun uykusu gelmişti. Yukhei ise sesini çıkaramıyordu. Çok sıkıcı bir diziydi. Vampirlik amcasından kıza geçiyordu ve kızın aşık olduğu adam, kurt adamdı.

Jungwoo gitti gidiyor derken bir düşen biblo sesi yankılandı koridorda. Panikle gözlerini ovuşturup konuştu.

"Dizi sıkıcı mı ne?"

"Evet, öyle."

Sesi unutturmak için konuyu daha da açtı Jungwoo.

"Başka bir şey izlemek ister misin?"

"Orphan izleyelim. Ben bu sefer merak ettiğim filmi söyledim."

"Peki, peki."

Jungwoo filmi açıp geriye yaslandı.

Aslında Yukhei bu filmi ikinci kez izliyordu. Sadece biraz Jongwoo'yu izlemek istiyordu. Abi ve kız kardeş arasındaki farkları bulmayı çalışıyordu. İkisinin de aynı yerde beni vardı, ikisinin de küçük burunu vardı, ikisinin de gözleri aynı hizadaydı... dikkatli bakınca boyunlarındaki ben bile aynı yerdeydi!

Jungwoo bir anda gözlerini Yukhei'ye çevirince Yukhei sanki daha önce bakmamış gibi rol yapıp kafasını Jungwoo'ya çevirdi.

"Neden bana bakıyorsun? Sorun mu var?"

Jungwoo duydukları ile kaşlarını kaldırdı.

"Sen beni mi izliyorsun Yukhei filmi mi? Doğruyu söyle."

Gerçekten Yukhei, Jungwoo'yu izliyordu ve Jungwoo durumu anlatmıştı. Çünkü arada ona göz ucuyla baktığında görüyordu.

"Filmi izliyordum."

Yakalanmıştı Yukhei.

"Cinsel içerikli sahne çıktığı için sana bakıyor olabilir miyim acaba? Bakışlarımı çeviremez miyim sana ayrıca dostum?"

Yukhei filme baktığında gözlerini kapattı.

"Gerçekten... bu filmin cinsel içerikli olduğunu bilmiyordum. Özür dilerim."

"Sorun değil."

Jungwoo geri bakışlarını televizyona çevirirken içinden küfürler ediyordu.

Yukhei'nin de Jungwoo'dan kalır yanı yoktu ama izlemekten vazgeçmedi Jungwoo'yu. Kısa süre sonra heyecanlandıran sahnelerde Jungwoo yerinde duramaz hâle gelince Yukhei de filmi izlemeye başladı.

Bir sorun vardı. Heyecanlansa da hâlâ uykusu vardı Jungwoo'nun. Uykusuna sakinleştiği sahnede yenik düşerken Yukhei koluna düşen kafayla korktu.

Kafasını bacağına koydu yavaşça. Acaba kızkardeşi ile aynı mı kokuyordu? Kafasını eğip biraz kokladı saçlarını. Aynı o gibiydi, o gün ona yaklaştığında çıkan koku ile birebirdi. Bir insan ikizine bu kadar benzeyemezdi her şekilde. Dudakları, konuşması...

Yukhei'nin aklı karşı odada yatan Jungwoo'daydı. Kısa süre sonra Jongwoo'nun başını yavaşça kırlente bırakıp odadan çıktı. Kapısı kapalı olan odaya izinsiz gireceği için tedirgindi ama Jongwoo ona izin verecekti görmek istediğini yine söylese. Bu nedenle kapıyı sessizce açıp yatakta yatan uzun saçlı sevdiğine baktı. Yanına yaklaşmak istese de yaklaşmadı. Kapısını kapatıp tekrar karşı odaya girdi ve koltukta yatan Jongwoo'ya baktı. En iyisi hiç olmamış gibi davranmaktı. Yanına geri gidip Jongwoo'yu yavaştan dürttü.

"Jongwoo, tutulacaksın. Yatağına git, ben de gideceğim eve. Jongwoo."

Ses vermeyince gönlü öyle bırakmak istemedi. Başı ağrımasın diye geri koltuktan kafasını kaldırıp bacağına yatırdı ve üstünü örttü. Sabah Jungwoo'yu da görürdü en azından.

★★★

Jungwoo sabah kalktığında Yukhei'nin ellerinin belinde olduğunu fark etti. Yukhei'ye baktığında ise uyuyordu. Yavaşça elini kaldırdı ve biraz Yukhei'yi inceledi. Tenini hissetmek istiyordu. Parmaklarını yüzüne doğru götürdü ama fark ettiği detay ile koltuktan kalkıp odasına koştu.

Hâlâ Jongwoo'ydu.

Yuqi'yi kaldırmayıp üstünü alelacele değiştirdi. O sırada Yuqi Jungwoo'nun telaşını fark etmiş uzun süredir giyinirken onu izliyordu.

"Sapık gibi hissetmeme sebep oluyorsun."

Jungwoo çoktan al al olmuş yanaklarını düzeltmeye çalışarak cevap verdi.

"Normalde de izliyormuşsun ya, Taeil dedi."

"Yakından farklı hissediyorum."

"Beni korkutuyorsun. Sırf beraber saç boyamamıza karşı teklifimi kabul ettin."

"Seninle sırf beraber olabilmek için her şeye varım. Seninki gece geldi yoklamaya ama yemedi. Geri gitti. Baya iyi, gece odana uğrayıp geri çıkabiliyorsa dokunup öpmeden öylece uzaktan bakarak... söyleyecek söz bulamıyorum."

"Sana mühlet vermeyeceğim ama Mark'ın odasına gitmelisin duracaksan."

"Gidiyorum, gidiyorum. Çok açım, burada bekleyemem romantik anlarınızı. My heart very hurt baby. But I don't care. Because senin mutluluğun benim mutluluğumdur."

Yuqi elini kalbine götürüp ilk yumruk sonra da barış işareti yaptı ve yataktan kalktı.

"İzninle kaçıyorum. When you need me, call me baby. Okey?"

"Dur, bekle. Yukhei kalkabilir her an. Önden gideceğim."

"Telaş yok, bu arada yatağın çok güzel kokuyor. Kendimi aşırı ergen hissediyorum."

Kafasına taktığı gerçek saçı düzeltti.

"Kendimi biseksüel ilan ediyorum. Kız olsan da sana kayardım çünkü."

Yuqi'nin kolundan tuttu. Kapıyı açtıktan sonra etrafı süzdü. Ardından ileri bırakarak dışarı yolladı.

Hazırlayacağı mükellef masayı kafasında kurgularken içeriden gelen ses ile kendine geldi. Yukhei uyanmış kapıda ona bakıyordu, sersemlemişti.

"Seninle görüşmeyeli uzun süre oldu. Senden çok abini gördüm. Hatta ilk beraber yabancı biriyle uyumam da abinleydi. Burnumda tüttü kokun şu görüşmediğimiz günler içerisinde. Hoş, abin resmen sen gibi kokuyordu."

Jungwoo'nun elleri terlemiş, bir sıcaklık hakim olmuştu bedeninde çoktan. Ne diyeceğini bilemez hâldeydi.

"Uykumdan kalkmasaydım daha çok şey söylerdim ama özet geçeceğim, çok özledim."

Jungwoo ilk hareketi gerçekleştirdi. Yukhei'ye doya doya sarılmayı. Çekinmeyi bırakmıştılar. Bu birbirlerine kıyabildikleri anlamına gelmiyordu.

Yukhei geri çekildi.

"Jongwoo burada."

"Değil."

Büyük gözlerin tesiri altında bir bir yalan cümleler dökülmeye devam ediyordu ağzından.

"Ben onun sayesinde senin burada olduğunu öğrendim. Arkadaşımız onu çağırmış sabah."

"Şimdi burada söylemem uygun değil, ailenle bile tanıştım ama. Benimle çıkar mısın Jungwoo? Evet, ikizin var ve şaşırdım. Bu tuhaf hissetmeme sebep oluyor ama sen farklısın."

Yalanını çok mu sevmişti Yukhei? Ne demek oluyordu tuhaf hissetmeme sebep oluyor?

"Kabul... Yukhei, ben korkuyorum. Ne gibi tuhaf hisler? Sen ne hissediyorsun abime karşı?"

"Sadece tuhaf ve... o kadar da önemli değil."

Yukhei yüzünü tutup okşadı.

"Ben seni görmediğim her an deliye dönüyorum Jungwoo. Çok güzel hissettiriyorsun bana. Bir büyü yapmış gibisin bana."

"Seninle daha güzel bir anda buluşmayı istiyorum Yukhei. Kafam aşırı derecede bulanık."

Buruk bir gülümseme ile sordu Yukhei.

"Şimdi kabul ettin ama etmedin anlamına mı geliyor bu?"

"Evet. Tam etmedim. Üzgünüm. Başka bir gün ederim belki, kötü anıma denk geldin ama ben de sana aşık oldum Yukhei."

Yukhei'nin ellerini yüzünden çekti.

"Şimdi... beraber bir kahvaltı edelim istersen..."

Yukhei ellerini Jungwoo'nun ellerinden çekti.

"Teşekkür ederim, ben kahvaltımı evimde de edebilirim. Daha sonra görüşürüz Jungwoo."

Düz bir ifade ile aşağı inerken Jungwoo arkasından "dur" demek isterdi. Bir anda ağzından çıkıvermişti yine cümleler. Belki daha iyiydi dedikleri.

"Yukhei, seni kırdım. Biliyorum. Özür dilerim. Beni berbat hissettiriyorsun anlasana."

Tiz çıkan sesini duymadan çıkan Yukhei ile derin bir nefes aldı ve saçlarına zarar vererek çıkarttı gerçek saçları. Sonra yere fırlatıp umursamadan kapıya doğru gitti. Dışarı çıkmak istedi gerçek haliyle ama yapamadı.

Her zamanki gibi Jungwoo korkakça kapının kenarına geçip ağladı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.