Evet nerede kalmıştık? En son kavga bittikten sonra polisler gelmişti. Şimdi Polis Karakolunda ve dediğim gibi nezarethanedeyim.
Başım bir gün beladan kurtulsa ne olacak sanki. Ama yok salaklık bende ne diye gidip kavgaya karışıyorsam. Şimdi evimde yatağımda uyuyor olacaktım.
Nezarethanede oturaklara oturmuş beni çıkarmalarını bekliyordum. Diğer iki grup hepsi erkek olduğu için karşımda iki ayrı yerde durmuş bende kavgada ki tek kız olduğum için tek başımaydım.
Kavga da yardım ettiğim gruptan yeşil gözlü olan daha fazla dayanamayıp sesizliği bozdu.
Ve "sen niye bizim kavgaya karışıp bize yardım ettin?" dedi. Ben ise ona "canım sıkılıyordu ve sizden daha fazlaydılar o yüzden yardım ettim." dedim.
Ben bunu diyince yanındaki sarışın çocuk "canın sıkılınca hep kavga mı edersin?" diye sordu. Başımı sallayp "evet" dedim.
Yanında kahverengi saçlı çocuk ise "eyvallah bize yardım ettin sağol" dedi. Ona da sadece baş selamı verip cevap verme gereği duymadım.
Bu konuşmalardan sonra sessizlik başladı. Biz sessizce bekleklerken karşımda ki siyah saçlı ve yeşil gözlü adama gene gözüm takıldı.
Bu adam da fark ettiğim yeni şey aramızda ki fazla benzerlik oldu.
Ben de siyah saçlı bir gözüm yeşil bir gözüm mavi renkti. Tabi her siyah saçlı yeşil gözlü olana benzemiyorum. Ama benim saç rengim simsiyahken göz rengim canlı ve parlak zümrüt yeşiliydi. Diğer gözüm tam tersi olarak solmuş bir mavi rengin de. Bu göz renginin sadece bende olduğunu düşünürdüm ta ki karşımda ki adamı görene kadar.
Bide yüz hatlarımız da çok benziyor.
Saçım kısa olsa ikimizin daha çok benzeyeceğine kimsenin ayırt edemeyeceğine eminim.
Çünkü benim boyum normal kızlar gibi 1.60 değil 1.80'di. Karşımda ki adam ise 1.83 ya da 1.85 gibi duruyor.
Ben içimden ne kadar benzediğimizi düşünürken nezarethanenin kapısı açıldı. Ve içerisi giren polis memuru "Başkomiserim hepinizi çağırıyor ifade vereceksiniz" dedi.
Sonra da kapıları açmaya benim olduğum yerden başladı. Ben çıktıktan sonra sırayla diğer iki grubu çıkarıp önümüze geçti ve yürümeye başladı.
Nezarethaneden çıktıktan sonra kolidora çıktık ordan da sağa dnüp düz ilerlemeye başladık. Sonra sola dönünce bir odanın önünde durduk. Kapının üstünde Başkomiser Deniz Aksoy yazıyordu.
Polis memuru kapıyı çalıp içeri girdi. Bizde arkasından girdik. İçeri girince masa tarafına doğru ilerledim ve masanın önünde durdum.
Başımı kaldırıp karşımda ki Başkomiser'e baktım. Başkomiser de siyah saçlı yeşil gözlüydü. 5'li grupta ki yeşil gözlüyle olan benzerliği sanırım onu abisi yapıyordu.
Başkomiser herkes içeri geçtikten sonra herkese sırayla bakmaya başladı. En son ben de durdu ve bana bakakaldı. Ben de başkomiser'e bakakaldım.
Başkomiser de bana tanıdık gelen bir şey varmış gibi hissetmeye başladım.
Bana hem çok tanıdık olup hem de nasıl bu kadar yabancı gibi olduğunu anlamadım.
Ben kendi içimde düşüncelere dalarken Başkomiser boğazını temizledi ve konuşmaya başladı.
"Söyleyin bakalım niye kavga ettiniz Kavgayı kim başlattı" dedi.
Yeşil gözlü adam hemen lafa atladı.
"Kavgayı Yağız Sude'ye asıldığı için ben başlattım ve pişman değilim abi. " dedi.
Bu da tezimi doğruladı kardeşlermiş.
Yeşil gözlü adam Bunu diyince Başkomiser sinirlendi. Ve
"Madem pişman değilsin kavgayı başlattığına bugün Nezarethanede kal aklın başına gelsin Derim." dedi
Ben de boğazımı temizleyip söze girdim.
"Bizi kim şikayet etti? " dedim.
Yeşil gözlü adam yani Derim bana bakıp
"Bizi kuzenim Sude şikayet etti."dedi.
Ben de" Anladım. " demekle yetindim.
Bende diyorum bizim mekana kimse polisi çağırmaz polis nasıl geldi diyordum. Kimin çağırdığı belli oldu.
Başkomiser bu sefer de 5'li gruba dönüp
" Siz bu Derim'e uydunuz kavga ettiniz. " deyip bana döndü ve" Sen kimsin ve niye kavga ettin."dedi.
" Benim canım sıkılıyordu kavga olduğunu görünce o tarafa gittim. Sonra baktım 5 kişiye 10 kişi kavga edecek. Ortada haksız rekabet vardı. Bende dayanamayıp kavgaya girdim."dedim.
Başkomiser bana" her canın sıkılınca kavga mı edersin? "dedi.
Kısaca" Evet "diye cevapladım.
Daha sonra Başkomiser bana bakıp" Kaç yaşındasın sen!? Aileni çağırmamıza gerek var mı?" diye sordu.
" Hayır gerek yok 22 yaşındayım reşitim."dedim.
" Nüfus cüzdanını ver ben de bir bakayım hiç reşit göstermiyorsun?"dedi.
Kimliği çıkarıp Başkomiser'e uzatım.
" Doğum tarihin 24.08.2000 mi? " diye sordu.
"Bilmiyorum ben Yetimhanede büyüdüm." dedim.
O da "Nasıl bilmiyorsun ne zaman Yetimhanede kalmaya başladın?" dedi.
"Ben 5 yaşında Yetimhanede kalmaya başladım. Ve 5 yaşından öncesini hatırlamıyorum. Hem bu soruların konumuzla ilgisi ne?" diye sordum.
Ben böyle söyleyince yüzüne bir kal geldi. Bana bakakaldı. Bir süre bana baktıktan sonra "Sen şimdi 5 yaşında Yetimhaneye bırakıldın ve 5 yaşından öncesini hatırlamıyor musun?" dedi.
"Hayır hatırlamıyorum dediğim gibi. Hem siz bu soruları niye soruyorsunuz? Ne zaman dışarı çıkabilirim?"
"Seni birine benzettim o yüzden sordum. Diğer soruna gelecek olursak kimse birbirinden şikayetçi değilse ifadenizi verin ve çıkın." dedi.
Herkes birbirine baktı ve galiba işi uzatmak istemedikleri için şikayetçi olmak istemediklerini söylediler.
Onlar böyle söyleyince polis memuru kapıyı açıp bizi peşine sürükledi.
Bir masanın önüne gelince her birimize birer kağıt verdi" bunları doldurun. Doldurduktan sonra bu masaya bırakın. Ben eşyalarınızı getirmeye gidiyorum eşyalarınızı aldıktan sonra dışarı çıkabilirsiniz serbestsiniz."dedi.
Elime kağıtı aldım ve boş bulduğum bir sandelyeye oturdum kalem alıp doldurmaya başladım.
Kağıtı doldurunca ayağa kalktım ve gidip kağıtı masaya bıraktım.
Polis memuru geri gelip eşyalarımızın olduğu bir kutuyu getirdi. Kutudan telefonumu alıp cebime koydum.
Arkamı dönmüş tam giderken bir el saçıma dolandı bende refleksle dirseğimi arkadaki kişinin karın boşluğuna geçirdim.
Arkamı dönüp ne olduğuna baktığımdakarşımda ki kişinin Derim olduğunu gördüm.
Ona "Ne yaptığını zannediyorsun saçıma niye dokunuyorsun?" diye sordum.
"Saçın bilekleğime takıldı onu çözmeye çalışıyordum beni yanlış anladın özür dilerim." dedi.
O böyle söyleyince "Yanlış anlamadım zaten refleks olarak bir anda oldu kusura bakma." diyip ona son kez baktıktan sonra arkamı dönüp çıkışa doğru ilerlemeye başladım.
Sonunda karakoldan çıkıp derin bir nefes aldım. Saate baktığımda saatin 02.02 olduğunu gördüm. Buda ben üç saattir burdayım demek oluyor.
Karşıya geçtim ve taksi beklemeye başladım. Bu gün çok sıradan geçip sonra nasıl böyle aksiyonlu oldu anlamadım.
O iki kardeşte hem beni rahatsız eden hem de adını koyamadığım başka hisler var. Sanki onları hem özlüyor hem de onlara kırgın gibi hissediyorum.
🐍🐍🐍🐍🐍🐍🐍🐍🐍🐍🐍🐍🐍🐍🐍🐍
Kafamı iki yana salladım ve bu saçma düşünceleri düşünmeyi bıraktım.
Ben bekledikten 10 dakika sonra taksi geldi. Elimi kaldırınca taksi durdu bende kapıyı açıp içeri geçip oturdum. Adama adresi söyledikten sonra arkama yaslanıp yolun bitmesini bekledim.
Yaklaşık yarım saat sonra sonunda evime yetiştim. Taksiciye istediği parayı verdikten sonra kapıyı açıp aşağı indim.
Evimi güzel ve güvenli bir mahalleden tuttum. Çünkü ilk kaldığım ev ne güzel di ne de güvenliydi. Ben de elime geçen ilk parayla burasını tuttum.
Evim 5 katlı apartmanın 2 katında. Apartmanın kapsına gelince şifreyi girip kapıyı açtım ve arkamdan kapattım. Merdivenlerden ikinci kata çıkıtım ve anahrarı cebimden çıkarıp kapıyı açıp içeri girdim.
Sonun da evime vardım. Hemen ayakkabı mı çıkarıp içeri yatak odama geçtim kafesinde bana bakan Hera ve Ares'i görünce onları ne kadar özlediğimi fark ettim. Ares ve Hera benim evcil yılanlarım oluyor. Evet yanlış okumadınız. Ben evde yılan besliyorum.
Onları küçükken aldım ve eğitip kendimi alıştırdım. Şu an çok cana yakınlar onlar beni ben onları çok seviyorum.
Onları kafesinden çıkarıp yarım saat boyunca sevip ilgilendim sonra yemleri ve sularını yenileyip onları kafesine geri koydum.
Daha fazla göz kapaklarım uykusuzluğa direnemedi üstümü bile değiştirmeden kendimi direk uykunun kollarına bıraktım...
BÖLÜM SONU
🐍🐍🐍🐍🐍🐍🐍🐍🐍🐍🐍🐍🐍🐍🐍🐍
