Merhaba arkadaşlar, nasılsınız? Yaklaşık on bir gün kadar sizinle değildim. Bölüm yazamadım, kusura bakmayın.
Uzun bir bölüm yazarak telafi etmeye çalışacağım. O yüzden sizi sevindireyim dedim.
İyi okumalar. Umarım mutlu olursunuz. Bol bol yorum bekliyorum sizden,
Birde duyurulardan haberdar olmak için beni takip etmenizi istiyorum.
**************************
Melih, pür dikkat Naza bakıyordu. Kolunu genç kadının boynundan dolamıştı, öylece kalakalmışlardı. Naz, Melihin kolunu çekmeye çalıştı, boyu yetişmediği için istediğini yapamadı.
Dışarıya doğru bir nefes verdi, stresten dudaklarını kemirmeye başladı. Gözleri, Melihin boynunda takılı kalmıştı.
Naneli kokusunu derinden hissetti, iliklerine kadar işledi. İki dakikada soluklanmak isteyeceği yerlerden biri haline gelmişti.
Nefesleri dudaklarına çarpıyordu, solukları birbirine karışıyordu. Biraz daha böyle kalmaya devam ederlerse ikisi de yangın olup kül olacaklardı.
İçeriden bebek ağlama sesi duyulmaya başladı. Melih, gözlerini Nazdan çekti, kulağını içeriye verdi. Bebeğin ağladığını duyunca kolunu Nazın boynundan çekti.
Bir iki adım geri attı, şimdi aralarına biraz mesafe girmişti. Naz bakışlarını Melih'ten çekti.
Az önce kurulan yakınlık, ikisinin yakında kuracağı bağa işaretti. Kendini tuhaf hissetti. Yanı başındaki sıcaklık bir anda kaybolmuştu.
Melih dudaklarını araladı, konuşamadı. Sadece bir iki kelam edebildi.
" Sen burada bekle. Ben bir içeri gidip geleyim. Çocuk ağlıyor."
Melih, genç kadını koridorda yolnız bırakarak kızının odasına doğru adımlamaya başladı.
Kapıyı açıp içeri girdiğinde kızının uyandığını ve beşikte ayağa kalkmaya çalıştığını gördü. Dudakları iki yana doğru kıvrıldı, tebessüm etti.
Krem renklerdeki beşiğe yaklaştı, kızına ellerini uzattı. Kızının da kendisine karşı ellerini uzattığını gören Melih, beşikten aldı.
Lara etrafına gülücükler saçmaya başladı. Melih kızının neşeli haline güldü.
Etrafında bir tur döndü, kızını havaya kaldırdı. Atar gibi oldu, korktuğunu görünce indirdi.
Koridorda yalnız kalan Naz, başını duvara yasladı. Melihle az önce kurduğu yakınlık, tenini hala karıncılandırıyor, ürpertiyordu.
Bir anlığına gözlerini kapattı, boynunu ovuşturdu. Melihin naneli kokusu, burnunun direklerini sızlattı.
Diğer eliyle de bir metre öteden sesi duyulan kalbini tuttu. Olması gerekenden daha fazla atıyormuş gibi hissetti.
Birden içeriden duyulan seslerle kapattığı gözlerini araladı. Kahkaha sesleri tüm koridorda yankılandı. Melihin kahkahasıyla baştan aşağı mest oldu.
Ardından Laranın cıvıltısı yayıldi. Naz, içini kaplayan sıcaklıkla dışarıya derin bir nefes verdi.
O an Melihin sadece bir baba değil, yaralı bir adam olduğunu fark etti. Sadece bir an nedensizce yaralarını sarmak istedi.
Melih kızının yatağına oturmuştu. Lara yatağa yatırmış, koltuk altını gıdıklıyordu. Küçük kızının kahkahaları odada yankılandı.
Kızının saçlarını okşadı. Bir müddet bakışları kızının yüzünde dolaştı. Eski eşinden izler gördü; kaşlarının şekli, kirpiklerinin kıvrımı, hatta dudaklarının dolgunluğu ...
Birçok şeyi kızının simasında tekrar yaşıyordu. Kızını içine sokmak ister gibi kendi göğsüne bastırdı, kokusunu derince içine çekti.
Küçücük bedeni olmasına rağmen güzelliği dillere destandı. İlerleyen zamanlarda kendisine çok çektirecekti, belliydi.
İçinde kendisine açıklamayacağı farklı duygular kabarmaya başlamıştı. Nazın gözleri, dudaklarının kenarında beliren gamze, Melihin kalbini depar attırıyordu.
Koridorda duran Naz, eliyle dudaklarını yokladı. Hafif bir tebessüm dudaklarında yer edinirken kendi kendine söylenmeye başladı.
" Melihin hayatı da dışarıdan göründüğü gibi değilmiş. Kim bilir neler saklıyor içinde..."
Daha fazla dışarıda bekleyemeyeceğini bildiği için Laranın odasına doğru ilerlemeye başladı.
Kapının aralık olduğunu gören Naz, kapıyı sonuna kadar araladı. Vakti çok yoktu, hesabını sorup eve gitmesi gerekliydi.
Odaya girdiğinde Melihin Larayla konuştuğunu gördü. Lafını bölmemek için bitirmesini bekledi.
Melih Larayla konuşurken kapının aralandığını duydu, arkasını dönüp bakmadı. Kızıyla arasındaki bağa bayılıyordu. Lara, Melih konuşurken tepki vermeden duramıyordu.
Melih konuşmasını bitirdiğinde kızını yatağa yatırdı, ayağa kalktı. Naz, Melihin kendisine dönüp baktığını hissetti.
Önündeki manzaraya o kadar çok dalmıştı ki Melihin yanına kadar geldiğini çok sonradan fark etti. Naz bir anlığına bütün söyleyeceklerini unuttu.
Zaman kavramı yok olmuş gibiydi. Bir anlığına zaman durmuş, birbirlerinin gözlerinde kaybolmuşlardı. Aralarında geçen bakışma çok kısa sürmüştü.
Naz, aşağıya inme sebebini hatırlamıştı. Bakışlarında birçok duygu geçişi vardı; öfke en ağır basanıydı. Melih' in iç çamaşırını kendi balkonunda bulmuştu.
Bir kere olan bir mevzu değildi. Birkaç kez daha aynu durum tekrarlanmıştı. Balkonunda kimsenin iç çamaşırını bulmak zorunda değildi.
Bir müddet susmuş, artık canına tak etmişti. En sonunda soluğu genç adamın kapısında almıştı. Şimdi de Melih' in yaptığı durumu yüzüne vuracaktı.
Naz, sinirli bakışlarını Melihin yüzüne dikti, kendisine hakim olmakta zorlandı.
Gözlerini kıstı, gergin bir ses tonuyla konuşmaya başladı.
" Bak Melih, ilkinde sustum. Dedim, rüzgardandır. Aldırış etmedim. İkincisinde bilerek yaptığını düşünmeye başladım. Ama bu üçüncü oldu. Artık canıma tak etti."
Melih' in bakışlarında ufak bir kıpırdama oldu. Şaşkın bakışları Nazın suratında oyalandı.
Nazı sakinleştirecek bir şeyler söylemeliydi. Bir kere daha mahallelinin ağzına laf vermek istemiyordu. Polislerle yaka paça evinden alındığı günü hatırlıyordu da hiç aklından çıkmıyordu.
Melih gözlerini kızına çevirdi. Sakin sakin yatakta yattığını gördü. Birazdan burada kavga çıkacağını bildiği için Nazla dışarı çıkmalıydı.
Kızı küçük olduğundan hemen etkileniyordu, çıkan seslerden korkmasını istemiyordu. Melih sesinin tonunu ayarlamaya çalıştı. Kısık bir ses tonuyla konuşmaya başladı.
"Lara uyuyakalacak. Koridorda konuşalım mı?"
Naz sakinleşmek adına derin bir nefes aldı. Başını aşağı yukarı salladı, bu onun nezlinde 'evet' demekti.
Melih kızına son bir kez baktı, kendi kendine uyuyakaldığını görünce dudaklarında buruk bir tebessüm meydana geldi.
Odanın kapısına geldiklerinde Melih kapıyı açtı, Nazın geçmesi için geri adımladı. Naz odanın dışına çıktığında Melihin gelmesini bekledi.
Melih geldiğinde Nazı oturma odasına götürdü. Tekli koltuklardan birine geçti, oturdu. Naza baktığında hala ayakta dikildiğini gördü.
Kendi kendine söylenmeye başladı.
"Ulan, iyi ki bir boxer düşürmüşüz. Çenesinden kurtulamadık. Evleneceği adama yazık be."
Mırıldanmalarını Naz duymadı. Duymuş olsaydı çirkefliğini ortaya çıkarırdı. Bir an önce diyeceklerini deyip evine gitmek istiyordu.
Melih Naza koltuğa oturması için seslendi.
"Koltuğa otur istersen. Diyeceklerin uzun gibi."
Naz, Melihin umursamaz tavrından hiç haz etmemişti. Uyarsa da huylu huyundan vazgeçmiyordu, yine yapacağını yapıyordu.
"Diyeceklerimi deyip bir an önce evime gitmek istiyorum. Ayrıca biraz önce dediklerime cevap vermedin."
Melih, Nazın az önce söylediklerini unutmuştu. Aklından uçup gitmişti. Naz hatırlatınca aklı başına gelmişti.
Yaptığı şey hoş bir durum değildi, farkındaydı. İç çamaşırını bilerek Nazın balkonuna düşürmemişti. Yalnızca durumu Naza anlatmak mümkün değildi, anlamazdı.
Alttan almaya karar verdi. Söze nasıl giriş yapacağını bilemedi. Dudaklarını kemirdi, sonrasında bodoslama lafa daldı.
"Naz bilerek yapılmış bir durum değil, gerçekten."
Nazın sinirden elleri titredi, anın verdiği gerginlikle gözlerini kıstı.
Surat ifadesi ciddi ve donuktu. Sesi bir buz dağından farksız ve mesafeliydi.
"Üç kere tekrarlanan bir durumun bilerek yapılmadığını mı söylüyorsun?"
Nazın söylediği sözlerin hemen ardından Melih bir duraksadı. Biraz bocaladı, birkaç dakika kendine gelemedi. Nazın kendisine söylediklerini sindiremedi.
Kendisini açıklamaya çalışmadı. Sadece ufak bir an için kalbinin kırıldığını hissetti. Yine de yeni tanıdığı birine karşı böyle hissetmesi tuhaftı.
" Rüzgar uçurmuştur. Kendi kendine düşecek hali yok ya."
Normalde özür dileyecekti. Sinirli tavırlarından dolayı hak etmediğini düşünüyordu.
"Ben senin iç çamaşırlarını sürekli balkonumdan toplamak zorunda değilim. Bir daha olursa tüm mahalleliyi geç, sokağa bile çıkamayacak hale gelirsin."
Naz, laflarını arka arkaya sıraladı, dış kapıyı açarak kendini dışarı attı.
Kalbinin ritmi, gün geçtikçe değişiyordu. Dudaklarını ısırdı, ilk defa böyle bir ana denk geliyordu. Bir daha o genç adamla aynı evin içerisinde dahi bulunmamayı aklına not etti.
Kalbinin sınırlarını zorlamıştı. Aynı anda birçok duyguyu tatmıştı. Merdivenlerden hızlıca indi ve kendi evinin kapısını açarak kapıyı kapattı.
Kapıya yaslandığında yukarıdaki anları düşünmeden edemedi. Birbiriyle yakınlaşmalarını, Melihin Larayla bağını, ettikleri kavgayı gözünün önünden geçirdi.
Larayı çoktan benimsemişti. İkisinin birbiriyle olan bağını ufaktan kıskanmıştı. Daha önce babasıyla böyle bir anları olmamıştı.
Her zaman babasının kardeşlerine daha yakın, kendisine daha uzak davranmalarını anlamamıştı.
Aradan zaman geçtikçe karakterlerinin bu şekilde olduğunu kavramış ve kabullenmek zorunda kalmıştı. Melihin Larayla olan bağını da gördüğünde geçmişinde yaşadığı anlarla yüzleşti.
Elini kalbine bastırdı ve mırıldandı.
"Seninle böyleyken kalbim bu şekildeyse birlikte olsam depar atacak herhalde."
********************