İçeriğe geç

DEPO 4

Bölüm 18 · 4 dk okuma

DEPO 4

Bölüm 18

Büyük Sırları Ortaya Çıkaran Sorgu

Sabah saat 10.00’a yaklaşırken Emniyet Müdürlüğü Çocuk Şube’nin soğuk ve yüksek tavanlı koridorundaydık. Babam gerginlikten bir sağa bir sola yürüyor, ellerini göğsünde kavuşturmuş, kapısı kapalı duran sorgu odasından gözünü ayırmıyordu. Kararlı durmaya çalışıyordu ama gözlerindeki o büyük belirsizlik ve şüphe her halinden belliydi.

Yaman, Kübra, Arda ve ben de bekleme salonundaki ahşap banklara dizilmiştik. Yaman o anki refleksle elini omzuma koymuş, bana güç vermeye çalışıyordu. Bense babamın bakışlarını üzerimizde hissedince gerilip hafifçe geri çekildim. Babam bir an durdu, çatık kaşlarıyla önce Yaman’ın eline, sonra ikimizin yüzüne baktı. Aramızdaki bu yakınlığa bir anlam verememiş gibiydi.

— Eyşan... —dedi babam sesindeki o gergin tonla bana doğru adımlayarak.— Siz benden ne saklıyorsunuz kızım? Yanında üç tane arkadaşın var, gecenin bir yarısı polisler kapımıza dayanıyor, şimdi de Çocuk Şube koridorundayız. Bana tek bir kelime anlatmadın. Ne yangını, ne deposu, neyin içindeyiz biz?!

Sertçe yutkundum. Yaman hemen araya girip saygıyla öne çıktı:

— Ümmet Amca, valla Eyşan sizi endişelendirmemek için...

— Sen bir dur evlat! —diye sözünü kesti babam, Yaman’a dik dik bakarak.— Kızımın yanından ayrılmıyorsun sabahtan beri, eyvallah yardım ettiniz ama ben baba olarak soruyorum. Eyşan, ne oldu kızım? Anlatacak mısın artık?

Tam ne diyeceğimi bilemez halde kekelemeye başlamışken koridorun sonundaki kapı açıldı. İçeriden çıkan başkomiser bize doğru ilerledi:

— Ümmet Bey? Eyşan? İçeri buyurun, savcı beyle birlikte ifadenizi alacağız.

Babam derin bir nefes verip bana baktı:

— Bu iş odadan çıkınca bitmedi Eyşan, tek tek anlatacaksın.

Babamla birlikte komiserin peşinden o geniş odaya girdik. Masanın üzerinde Songül’ün yakalandığı gece ele geçirdiğimiz o siyah kaplı, tozlu nöbet defteri ve bizim yangın yerinden çıkardığımız o yanık kağıtlar duruyordu. Masa başında oturan genç savcı bize yer gösterdi.

— Eyşan, —dedi savcı gözlüğünü çıkararak.— Çamlıyokuş’taki depoya gittiğiniz geceye gelene kadar ne yaşandıysa, ilk andan itibaren bana her şeyi en ince ayrıntısına kadar anlatmanı istiyorum.

Babam yanımda gözlerini açmış, şaşkınlıkla savcıya bakıyordu. Derin bir nefes aldım. Artık gizleyecek bir şey kalmamıştı, yangının sadece basit bir kaza olmadığını, arkasındaki dehşeti babamın da öğrenmesi gerekiyordu:

— Savcı bey, olayların arkasındaki asıl plan Güney ve Songül’ün ortaklığıydı. Güney polise yakalanmadan hemen önce sırf zaman kazanmak için bizi okulun zemin katındaki Depo 4’e kilitledi. Bizi orada oyalarken Songül dışarıda izini kaybettirdi. Depodan kurtulduğumuzda ise kumpasın en tehlikeli boyutu patladı...

Babama çaktırmadan bir bakış atıp devam ettim:

— Biz aileme sadece evde yangın çıktığını söylemiştik savcı bey... Ama yangının nasıl çıktığını ve o an ne yaşandığını hiç anlatmamıştım. Ben henüz Songül’ün kaybolduğunu bilmeden Erva’yı bırakmak için eve girdiğimde alevlerin arasında kaldım. Dumandan boğulmak üzereydim. Beni yangının içinden Yaman çekti çıkardı. Durumum kötüydü, Yaman beni hemen acile yetiştirdi. Tedavim ilk anlarda gizlice yapıldı, aileme haber verdikten sonra onlar da hastaneye geldi ama korkmasınlar diye yangının sebebini sorgulatmadık. İyileşince de o küle dönmüş eve gidip bu masada gördüğünüz yanık belgeleri küllerin arasından çıkardık.

Babam duydukları karşısında donakalmıştı. Meğer yangının arkasında ne büyük bir tehlike atlattığımı yeni öğreniyordu. Bir bana, bir Yaman’a baktı; gözleri dolmuştu. "Siz... Siz nelerin içinden geçmişsiniz de benim haberim yok..." diye fısıltıyla inledi.

Anlatmaya devam ettim:

— Sonrasında Zülal’den gelen konumla Songül’ün Çamlıyokuş’taki deposunu bulduk. Yaman, Arda, Kübra ve ben gece oraya gittik. Songül bu nöbet defterini ve belgeleri benzinle yakmak üzereydi. Arda bidona çelme taktı, Kübra çakmağı yakaladı. Yaman defteri kurtardı, polisler de Songül’ü yakaladı.

Savcı anlattıklarımı dikkatle dinleyip zabıtlara geçirdi. Ardından masadaki defteri göstererek babama döndü:

— Ümmet Bey, kızınızın anlattığı bu süreç, o yangın ve Çamlıyokuş’ta ele geçirilen kayıtlar, 2014-2016 yılları arasında Özel Hastane’de yapılan devasa bir çocuk kayıt usulsüzlüğünü belgeliyor. Güney ve Songül ikilisi, o yıllarda doğum yapan ailelerin belgeleriyle oynamış. Doğumda öldü gösterilen bebeklerin kütük kayıtları değiştirilmiş.

Babam duyduğu yangın dehşetinin şokunu atlatamadan kaşlarını çatarak öne eğildi:

— Nasıl yani savcı bey?! Ne usulsüzlüğü? Ne öldü gösterilen bebeği?! Bizim Eyşan’dan sonra bir çocuğumuz daha olacaktı, doğumda öldü dediler bize! O şerefsiz Güney’in de o kadının da bizim yıllar önce kaybettiğimiz bebekle ne alakası olabilir ki?!

"Öldü dediler..."

Babamın ağzından çıkan o iki kelime bir kurşun gibi beynimde patladı. Kalbim duracak gibi oldu. Benim... Benim ölen bir kardeşim mi vardı?! Yıllardır bana bundan hiç bahsedilmemişti!

O an odadaki zaman durdu sanki. Masadaki o siyah kaplı nöbet defterine, küllerin arasından çıkardığımız mühürlü kağıtlara ve Songül’ün haftalardır Erva’nın peşinde dolanıp kurduğu o garip baskılara baktım. Parçalar zihnimde dehşet verici bir hızla birleşmeye başladı. Songül’ün Erva’yı sürekli tehdit etmesi, kütüphanedeki kütükleri silme çabası, Depo 4, yangın... Hepsi ama hepsi tek bir ihtimali işaret ediyordu! İçime düşen o devasa şüpheyle nefesim kesildi.

Savcı dosyanın kapağını yavaşça kapattı:

— Ümmet Bey, Eyşan... İfadeniz tamamlandı. Defterdeki mühürlü kayıtlar ve hastane çıkış kütükleri üzerindeki incelememiz bitti. Ancak resmi açıklama ve kararın tebliği yarın sabah adliyede yapılacak. Songül tutuklandı. Yarın mahkeme salonunda o defterdeki gerçeği kendi kulaklarınızla duyacaksınız.

Odadan çıktığımızda ben içimdeki o korkunç şüphenin ağırlığıyla adeta bir hayalet gibiydim. Yaman beni düşmeden hemen yakalayıp kolumdan tuttu. Babam ise benim atlattığım o yangının dehşetiyle ve yaşadığımız olayların şokuyla duvara dayanmış, nefes almaya çalışıyordu. Arda ve Kübra endişeyle başımıza üşüştü.

— Ne oldu Eyşan?! Ne dediler?! —diye sordu Kübra panikle.

Gözlerimi Yaman’a çevirdim, içimi kemiren o dehşet verici şüpheyle fısıldadım:

— Bir şey var Yaman... —dedim sesim titreyerek.— Babam ölen bir kardeşim olduğunu söyledi... O defter, yangın, Songül'ün Erva'ya yaptıkları... Her şey yarın adliyede ortaya çıkacak ama içimde çok büyük bir korku var.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.