İçeriğe geç

DEPO 4

Bölüm 12 · 4 dk okuma

DEPO 4

Bölüm 12

Mavi, Yeşil ve Biz..

Ara tatilin ilk sabahı Trabzon’a bambaşka bir havayla uyandı. Dün gece hastanenin o kasvetli arşivinden çıktığımızda üzerimizde haftaların yorgunluğu vardı. Sergi zamanı Güney yüzünden depoda kilitli kaldığımız o ilk günleri hatırladım bir an... O zaman o daracık tünelden geçip limana çıktığımızda deniz kokusunu içimize ilk kez nasıl çektiysek, dün gece hastane arşivinde "Yılmaz" soyadlı nöbet kaydını bulduktan sonra da öyle derin bir nefes almaya ihtiyacımız vardı.

Songül’ün o olaylı geceden sonra ortalıktan kaybolmasıyla birlikte, Erva şimdilik bizde kalıyordu. Annem küçük kızı bağrına basmış, ona kendi evladı gibi bakıyordu. Erva’nın bizim evde, yanımızda güvende olduğunu bilmek içimdeki stresi biraz olsun azaltıyordu.

Sabah evde tatlı bir telaş vardı. Annem kahvaltı masasını donatırken, Erva neşeyle reçelli ekmeğini yiyip ara tatile girmiş olmanın tadını çıkarıyordu.

— Eyşan, kızım... —dedi annem elindeki çaydanlıkla masaya yaklaşarak.— Bugün Erva’yı da yanınıza alın, biraz hava alsın ufaklık. Şöyle güzelce gezdirin.

— Merak etme annecim, tam olarak öyle yapacağız, —dedim gülümseyerek.

Saat 11.00’e doğru Yaman, bizim sokağın başına gelip bizi beklemeye başladı. Erva ile el ele tutuşup kapıdan çıktığımızda, Yaman’ın bizi gördüğü an yüzünde beliren o sıcacık tebessüm içimi ısıttı. Erva neşeyle Yaman’a doğru koşup boynuna sarıldı. Yaman onu kucağına alıp burnunu sıktı, sonra gözleri bana kaydı:

— Günaydın... Nasıl oldun, dinlenebildin mi?

Yüzümün hafifçe ısındığını hissettim:

— İyiyim... Erva da çok heyecanlı zaten, bütün sabah gezmeyi bekledi.

Meydan Parkı’na vardığımızda Kübra ve Arda bankta bizi bekliyorlardı. Bizi ve yanımızdaki Erva’yı görünce Arda hemen ayağa kalktı:

— Ooo ekibin en küçük üyesi de geldiğine göre kadro tamam! Bugün istikamet Boztepe ve Ganita!

Minibüse binip Boztepe’ye çıktık. Karadeniz’in o muazzam manzarasına karşı devasa bir çınar ağacının altındaki masaya kurulduk. Masanın hemen iki metre ilerisinde, etrafı çimlerle kaplı harika bir çocuk parkı vardı. Yaman, Erva’ya kocaman bir dondurma aldı. Erva dondurmasını neşeyle yiyip salıncaklara doğru koştu.

— Şurada gözümüzün önünde sallansın, biz de rahat rahat çayımızı içelim, —dedi Yaman.

Erva parkta kendi halinde oynarken Arda masaya iyice öne doğru eğildi, cebinden çıkardığı çekirdek paketini masaya bıraktı:

— Eeee! Gelelim asıl meseleye... Agalar, dün hastane koridorunda tam olarak ne yaşandı? Kübra’yla dışarıda Songül’ü saçı başı darmadağın ağlayarak kaçarken gördük. Eyşo, kadını ne hale getirdin sen öyle?

Yüzümün bir anda alev aldığını, kulaklarıma kadar kızardığımı hissettim. Başımı öne eğip bardağımdaki çay kaşığıyla oynamaya başladım.

Yaman arkasına yaslandı, gözlerinde o tatlı tebessümle Arda’ya baktı:

— Songül Abla panikten kontrolünü kaybetti Arda. Benim yakama yapışıp itmeye kalktı. Bizim Eyşan da öne atıldı, kadını tuttuğu gibi savurup saçlarına yapıştı. Sonra da bağıra bağıra bir şeyler söyleyip kadına gününü gösterdi işte...

Kübra tam o sırada ağzına bir avuç çekirdek atmıştı, Arda da sıcacık çay bardağını tam ağzına dikmişti.

Arda bardağı ağzından indirmeden boğuk bir sesle sordu:

— Bir şeyler dedi derken? Ne dedi kız tam olarak?

Yaman doğrudan kelimeleri söylemeyip sadece bana bakıp tebessüm edince masadaki merak tavan yaptı. Arda çayını yudumluyor, Kübra çekirdeğini çiğniyordu.

Gözlerimi masadan kaldırıp doğrudan Yaman’ın gözlerinin içine diktim. İçimdeki o inatçı, gözü kararmış Trabzonlu damarım bir anda şahlandı! Aşksa aşkıydı, sevgiyse sevgideydi, kimseden çekinecek halim yoktu!

Ellerimi masaya sertçe dayayıp öne doğru eğildim ve bütün çardağı inletecek bir nidayla bağırdım:

— 'O benim her şeyim! Sevdiğim adama dokunamazsın!' dedim! Var mı diyeceğiniz?!

İşte o an masada tam bir felaket koptu!

Arda tam ağzına diktiği çayı "PÜÜÜĞĞĞ!" diye püsürterek masaya ve çimlere fırlattı! Sıcak çaydan genzi yanan Arda öksürük krizine girerken, Kübra’nın da o an yutmaya çalıştığı çekirdek pat diye boğazına kaçtı!

Kübra öksürükten morararak "Öhö! Öhö! Tövbe bismillah... Boğuluyorum!" diye bağırmaya çalıştı. Arda bir yandan öksürüyor, bir yandan masadaki peçetelere sarılıp şok içinde bana bakıyordu:

— Gözünü seveyim böyle pat diye söylenir mi o lannn! —diye bağırdı Arda öksürük krizinin arasında.— Çay akciğerime kaçtı yemin ediyorum!

Kübra masaya vurup sırtını yumruklatırken zorlukla nefes aldı:

— Eyşan! Canıma mı kastın var kızım senin?! Çekirdek kabuğu boğazımda kaldı!

Lafı o anki Karadeniz damarıyla bağırarak söylemiştim ama masadaki o curcunayı ve Yaman’ın şaşkınlıkla karışık o muazzam, hayran dolu gülümsemesini gördüğüm an bütün delikanlılığım bir anda buharlaştı. Yanaklarım alev alev yanmaya başladı.

— Ben... Ben Erva’ya bakıyorum! —diye bağırıp fırladım masadan.

Arda arkamdan hâlâ öksürerek "Kaçma kız Karadeniz fırtınası, gel buraya!" diye bağırıp gülerken, ben çoktan kıpkırmızı bir suratla parkın olduğu tarafa, salıncakta sallanan Erva’nın yanına kaçmıştım. Kalbim göğüs kafesimi delercesine çarpıyordu. Salıncağın kenarına geçip Erva’yı hızlı hızlı sallamaya başladım.

Birkaç dakika sonra arkamdan yavaş ayak sesleri geldi. Yaman yanımıza yaklaştı. Gelip hemen yanımdaki boş salıncağa oturdu. Erva neşeyle "Yaman abi bak ne hızlı sallanıyorum!" diye bağırırken, Yaman gözlerini Erva’dan ayırmadan gülümsedi.

Sonra başını hafifçe bana doğru çevirdi. Yüzünde o büyüleyici tebessüm vardı:

— O Trabzonlu damarını yesinler senin... Söylediğin her kelime, hayatımda duyduğum en güzel şeydi Eyşan.

Yüzüm hâlâ kıpkırmızıydı ama Yaman’ın bu sözleriyle birlikte içimi tüy gibi hafif bir huzur kapladı. Erva salıncakta neşeyle gülerken, biz de o tatlı utancın ardındaki gerçek hislerimizle Trabzon manzarasına baktık.

Boztepe’deki çay keyfinden sonra yürüyerek Ganita sahiline indik. Erva sahil kenarındaki martılara simit atıp koştururken, biz dördümüz Karadeniz’in dev dalgalarının kayalıklara vurduğu yerde yürüdük. Yaman parmaklarını parmaklarıma geçirdiğinde artık kaçmıyordum. Trabzon’un o serin deniz havasında, Erva az ilerimizde güvende sallanıp oynarken, hayatımda ilk defa kendimi bu kadar güçlü ve mutlu hissettim. Gerçekler ne zaman ortaya çıkarsa çıksın, biz bu ekiple ve Yaman’la her şeyin üstesinden gelecektik.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.