Hocalar bizi kurtarmaya çalışsalar da Çağan battığı için onun peşinden gitmek zorunda kaldım. Çağan bana öyle bir bakıyordu ki sanki tüm hayatı bana bağlıymış gibiydi. Onu bırakamazdım eğer öleceksek beraber ölecektik. Ama dur bi dakika nefes alabiliyordum. Çok şaşırdım. Daha iyi yüzmeye başladım ve Çağan'ı bu sayede kurtardım. Bir dakika ne? Çağan da yüzebiliyordu ve nefes alabiliyordu. Nasıl yani??
Diğerleri çoktan ölmüş olmalılardı. Ama biz halâ nefes alıyorduk. Aslında Çağan herşeyi biliyormuş. Bu yüzden denize girip bir balık olabilmekten korkmuş ve bizlere yalan söylemiş. Peki ya ben? Eskiden denize girdiğimde hiç böyle bir şey yaşamamıştım. Anlam veremesem de çok takmadım çünkü artık bir balık gibi hissediyordum. Gerçekten çok garip birşey.
Onun şokunu atlatmıştım ama peki ya şimdi ne yapacaktık?
Çağan karaya kadar yüzüp yüzemeyeceğimi sordu. Bende "Senin olduğun her yerde varım" dedim. Bana sırıtarak "öyle olsun ben alışkınım zaten" dedi. Bende "nasıl?" Diye sorunca "sır" dedi.
Yemek olarak ne yiyecektik?
Karaya çıkınca yeniden nefes alabilecek miydik?
Balığa mı dönüşmüştük?
Deniz suyu içebilecek miydik?
Nerede uyuyacaktık?
Balıklar bizi yemeyecek miydi?
Nasıl uyuyacaktık?
Bu sorular kafamın içine hapsolmuş gibiydi. Yaşayıp görecektik.
İlk başta denizin yüzeyine çıkıp orada da nefes alabiliyor muyuz diye kontrol ettik ve evet nefes alıyorduk.
İnsan mıydık? Yoksa balık mı?
Bizim gibi başkaları da varmıydı?
Biz neydik?
Kafamda binlerce soru vardı. Ölecektim resmen.
Deniz suyu içmeyi denedik ve tadı çok güzel geldi. Normalde sevmezdim ama şuan tadı çok güzel geldi gerçekten. Tam o sırada arkadan bir ses geldi. Melisa diye bağırıyordu birisi. Yoksa bizim gibi başka biri daha mı?
O da ne? Asya mıı? Asya'da bizim gibiymiş. Artık bize ne denirse...
O da sonradan olmuş yani benim gibi. Sonra arkadan Çağan'ın kankası Ata geldi. Şaşkınlıkla Çağan'a bakıyordum çünkü açıklaması gereken bir sürü şey vardı. Çağan dayanamayıp;
"Sizi ben balık yaptım" dedi. Şok olduk.
"A-ama nasıl o-oldu bu" dedim kekeleyerek.
"Sır" dedi yine. Artık bu sırlarından bunalmıştım ama en azından hayatımızı kurtardığı için teşekkür etmeliydik.
Çağan bizi denizin dibinde olan bir eve getirdi. Sanırım bu Çağan'ın eviydi. Bilemiyorum herşey çok garip geliyor.
"Çağan bari bunu açıkla lütfen" dedim. Bir an sır diyeceğini sansam da sonradan;
"Merak etme söyleyeceğim" dedi ve ekledi;
"Ben daha bebekken bu evde yaşıyormuşum ailem ile birlikte. Ama sonradan büyük bir tsunami herkesi suya boğmuş. Ben ve ailem hariç. Denizin içinde nefes alabiliyorduk ve zorda kalan herkesi balık yapabiliyorduk(bizler gibi). Bizim evimiz yıkıldığı için başka evler aramaya başlamış ailem ve en sonunda bu eve taşınmışlar. Benim hayatım denizde büyüdü. Tek görebildiğim garip balıklar ve ailemdi bir de akrabam falan. Zamanla hepsi ölmeye başladılar. Bende karaya çıkmaya karar verdim çünkü artık deniz altında yapabileceğim bir şey yoktu. O zamanlar 6-7 yaşlarındaydım. İnsanların içinde çok yanlızlık çektim ama zamanla alıştım. Yetimhanede kalıyordum ve her gün denizdeki evime gidip ailemin ne zaman geleceklerine bakıyordum ama onlar hiç gelmediler. Bense beklemekten asla vazgeçmedim. Zamanla gelmemeye başladım ve artık aydan aya, yıldan yıla geliyordum ve şimdi burayı gerçekten özlemişim" dedi ve çok duygulanmıştık. "Artık sır yok sevgilim" dedi bana. Bende "saol sevgilim" dedim. Ata ve Asya gülmeye başlamışlardı.
Daha fazla uzatmadan evin içine girdik ve öyle bir şey gördük ki...
